Tom bir günlük tutar.Tom keeps a diary.
Tom Fransızca bir günlük tutuyor.Tom keeps a diary in French.
Tom bu yıl günlük tutmaya karar verdi.Tom has decided to keep a diary this year.
Tom, o günkü olaylar hakkında yazdıktan sonra günlüğü kapattı.Tom closed his diary after writing about that day's events.
Her gün günlüğümü yazarım.I write in my diary every day.
Tom bir günlük izin almak istiyor.Tom wants to take a day off.
Bir günlük tutuyor musun?Are you keeping a journal?
O birkaç günlüğüne orada.He is there for a few days.
Günlük yazmak iyi bir alışkanlıktır.Writing in a diary is a good habit.
Tom, bir günlük izin almalı.Tom needs to take a day off.
Birkaç günlüğüne kasabanın dışında olacağım.I'll be out of town for a few days.
Babam her gün bir günlük tutar.My dad keeps a journal every day.
Biz günlük çalışırız.We work daily.
Birkaç günlüğüne kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving town for a few days.
O, mopedimi birkaç günlüğüne ödünç alabilir.He can borrow my moped for a few days.
Günlük İngilizce rutinim çok azaltıldı.My daily routine of English has been greatly reduced.
Her gün günlüğünü yazmaya karar verdi.He decided to write in his diary every day.
O her gün günlüğünü yazmaya karar verdi.He made a resolution to write in his diary every day.
O, her gün günlüğünü yazmaya karar verdi.He made up his mind to write in his diary every day.
Her gün günlüğüme yazmalıyım.I must write in my diary every day.
Babam her gün günlüğünde yazar.My father writes in his diary every day.
O, her gün onun günlüğüne yazma alışkanlığında.She is in the habit of writing in her diary every day.
O her gün günlüğünü yazmayı prensip edinir.He makes it a rule to write in his diary every day.
Uzun zaman önce ben gençken, ben her gün günlüğüme yazardım.A long time ago when I was young, I used to write in my diary every day.
Ben gençken her gün günlüğüme yazardım.I used to write in my diary every day when I was young.
Günlüğüne bugün daha önce yazdın mı?Have you already written in your diary today?
Günlük tutardı fakat artık tutmuyor.She used to keep a diary, but doesn't anymore.
Ne kadar yorgun olursa olsun, yatmadan önce günlüğünü yazar.No matter how tired he is, he writes in his diary before going to bed.
Eski günlüğümü okumak eğlencelidir.It's fun to read my old diary.
Babamın otuz yıldır tuttuğu günlüğünü buldum.I found my father's diary that he kept for 30 years.
Bu yıl bir günlük tutmaya karar verdim.I have decided to keep a diary this year.
Bu yıl bir günlük tutmak için karar verdim.I have made a resolution to keep a diary this year.
Bu arada kaç taneniz günlükler tutuyor?By the way, how many of you keep diaries?
Bu arada, kaç taneniz bir günlük tutuyor?By the way, how many of you keep a diary?
Ayakos'un günlüğünü tekrar okumaya can atıyorum.I'm looking forward to reading Ayako's diary again.
Günlük ücret nedir?What's the daily fee?
Bana günlük olarak hangi ilacı aldığını söyler misin?Can you tell me which medication are you taking daily?
Ona aylık değil, günlük ödeme yapılıyor.She isn't paid monthly, but daily.
Onun maaşı aylık değil, günlük.She isn't paid monthly, but daily.
Babamın 30 yıl boyunca tuttuğu bir günlük buldum.I found a diary my father kept for thirty years.
Üç günlük hafta sonlarını seviyorum.I love three-day weekends.
Günlüğümü okuma.Don't read my journal.
Günlüğünü buldum.I found your diary.
O, isteksizce günlük işlerini halletti.She performed her daily duties without any passion.
O, günlüğünü yazıyor.She's writing her diary.
Günlüğünü yazıyor.He's writing his diary.
Tom buluşma zamanını günlüğüne not etti.Tom jotted down the meeting time in his diary.
Tom'un günlük planından bir kopya istiyorum?I want a copy of Tom's daily schedule.
Hiç kimsenin günlüğümü okumasını istemiyorum.I wouldn't want anyone to read my diary.
Otel pahalıydı ama günlük fiyata kahvaltı dahildi.The hotel was expensive, but the daily rate included breakfast.
Günlük fiyata kahvaltının dahil olduğunu unuttum.I forgot that the daily rate included breakfast.
Veganlar günlük yaşamlarında, hayvansal ürünler, ya da yan ürünler kullanmazlar.Vegans do not use animal products, or by-products, in their everyday lives.
Günlüğüm nerede?Where's my diary?
Tom'un günlüğünü okudum.I read Tom's diary.
O, fikrini günlük olarak değiştirdi.He changed his mind daily.
Bir günlük tutmuyorum.I don't keep a diary.
Günlük işinden vazgeçme.Don't give up your day job.
Bu restoranda öğle yemeği yediğimde her zaman günlük özeli sipariş ederim.I always order the daily special when I eat lunch at this restaurant.
Tom'un günlüğünü buldum.I found Tom's diary.
Tom'a günlük izin verdim.I gave Tom the day off.