Gelişme günlük olarak takip edilir ve bir veritabanında saklanır.Progress is monitored daily and stored in a database.
Birkaç günlüğüne şehirden ayrılıyorum.I am leaving town for a few days.
Ben gençken her gün günlük tutardım.I used to keep a diary every day when I was young.
Öğretmen günlük çalışmanın önemini vurguladı.The teacher stressed the importance of daily practice.
Taro, üç günlüğüne Tokyo'da kaldı.Taro stayed in Tokyo for three days.
Şiddetli yağış son iki ayın günlük sebze fiyatlarının artmasına sebep oldu.The heavy rainfall has caused vegetable prices to rise daily for the last two months.
Siz hiç günlük turlar sunuyor musunuz?Do you offer any day tours?
Bir günlük tutmak iyi bir alışkanlıktır.Keeping a diary is a good habit.
Günlük eşya bölümü hangi katta?What floor is the daily goods department on?
Yarım günlük turlarınız var mı?Do you offer any half-day tours?
Onun bir günlük izin isteğini reddetti.He turned down her request for a day off.
O, İngilizce bir günlük tutar.He keeps a diary in English.
O, bugün bir günlük izin alıyor.He is taking a day off today.
O, birkaç günlüğüne izinlidir.He is off work for a few days.
O bir günlük seyahate çıktı.He went on a one-day trip.
O bir günlük tutar.He keeps a diary.
Günlük hayatında fazla enerji kullanmaya karar verdi.He decided not to use much energy in his daily life.
Her gün günlük tutmaya karar verdi.He made up his mind to keep a diary every day.
Monoton günlük yaşantısı yüzünden bunalmış gibi görünüyor.He seems to be oppressed by his monotonous daily life.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç günlüğüne arkadaşının arabasını ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
O, yolculuğu esnasında bir günlük tuttu.He kept a diary during the trip.
Onlara günlük ödenir.They are paid by the day.
Onların günlük bakıma ihtiyacı var.They need daily care.
3 yıldır bir günlük tutuyor.She has kept a diary for 3 years.
O, günlüğünde ondan bahsetti.She wrote about it in her diary.
O, günlüğünü yavaşça kapattı.She closed her diary slowly.
O, günlüğünü İngilizce olarak tutar.She keeps her diary in English.
Dün günlüğünü yazdı mı?Did she write in her diary yesterday?
Ölene kadar günlüğüne yazmaya devam etti.She continued writing in her diary until she died.
O, bir günlük tutardı, ama artık tutmuyor.She used to keep a diary, but she no longer does.
O, bir günlük tutmaya karar verdi.She decided to keep a diary.
Günlük hayattan uzaklaşmak istedi.She wanted to get away from everyday life.
Arkadaşlarıyla on günlük bir Avrupa gezisine çıktı.She took a ten-day trip to Europe with her friends.
Ben günlük hayatın monotonluğu ile sıkılmıştım.I was bored with the monotony of daily life.
Annem işten eve gelirken günlük alışverişini yapar.My mother does her usual shopping on her way home from work.
Ben her gün günlük tutmayı zor buldum.I found it difficult to keep a diary every day.
Günlük egzersiz, obezitenin üstesinden gelmek için etkilidir.Daily exercise is effective in overcoming obesity.
Hayatın günlük rutininden usandım.I am tired of the day-to-day routine of life.
Ben her gün bir günlük tutuyorum.I keep a diary every day.
İş ilişkilerim hakkında günlük kayıt tutarım.I keep a daily record of my business dealings.
Günlük hayatımda sağlığıma zarar vermemek için vücudumla çeşitli şekillerde ilgileniyorum.In my daily life I take care in various ways of my body so as not to damage my health.
Bebek bir günlüktür.The baby is one day old.
Kedi yirmi günlüktür.The cat is twenty days old.
Birkaç günlük bir tatile çıkalım.Let's take a short break.
Blog'un anlamı "web günlüğü"dür.Blog means "web log".
Bir günlük turlarınız var mı?Do you have one-day tours?
Günlük olarak egzersiz yapmak son derece önemlidir.It is extremely important to exercise daily.
Eski günlüğümün sayfalarını karıştırmayı severim.I enjoy looking at my old diary.
Matematik günlük hayatta önemlidir.Mathematics is important in daily life.
Günlük 100 avro.100 euros for the whole day.
Günlük spor, sağlığın için gereklidir.Daily exercise is essential for your health.
Kırmızı bir günlük aldım.I bought a red diary.
New York Menkul Kıymetler Borsası on günlüğüne kapandı.The New York Stock Exchange closed for ten days.
O günlük yaşamından memnun mu?Is she satisfied with her daily life?
Sözde "30 günlük" dil kurslarından nefret ediyorum.I hate so-called "30 days" language courses.
Rüya günlüğü tutar mısın?Do you keep a dream diary?
O günlük olarak tıraş olur.He shaves daily.
Ben günlüğümü her gün yazarım.I write daily in my diary.
Tom Hilton otelinde üç günlük bir rezervasyon yaptı.Tom made a reservation for three days at the Hilton Hotel.