Ana içeriğe geç
Sözlük

güneyli ile cümle

güneyli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
40
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Güneyli işaret dili hakkında şikayet ettikleri Sağır Amerikan Güzeli yarışmasına gittim.UU., en Nashville, Tennessee, donde la gente se quejaba de esas sucias señas sureñas.
Güneyli işaret dili hakkında şikayet ettikleri Sağır Amerikan Güzeli yarışmasına gittim.שבה אנשים התלוננו על שפת הסימנים בעלת העגה הדרומית.
Güneyli işaret dili hakkında şikayet ettikleri Sağır Amerikan Güzeli yarışmasına gittim.حيث تذمّر الحضور من ذلك الغناء الجنوبي.
Güneyli işaret dili hakkında şikayet ettikleri Sağır Amerikan Güzeli yarışmasına gittim.(笑)
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Bà giới thiệu họ một cuốn sách về cuộc sống miền nam nơi họ đã bỏ lại đằng sau.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Dala im knihu o južanskom živote, ktorý za sebou zanechali.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Dia memperkenalkan mereka dengan sebuah buku mengenai kehidupan selatan yang mereka tinggalkan.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Ela introduzi-os num livro sobre a vida sulista que eles tinham deixado para trás.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Elle leur a présenté un livre sur le mode de vie qu'ils avaient quitté.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Gli mostrò un libro sulla vita del sud che si erano lasciati alle spalle.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Hän esitti heille kirjan etelän elämästä, minkä he olivat jättäneet taakseen.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Hon introducerade dem till en bok om livet de lämnat bakom sig, i sydstaterna.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.그녀는 그들이 떠나버린 남부의 삶에 대한 책 한 권을 가져왔습니다.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Le-a prezentat o carte despre viaţa din sud pe care o lăsaseră în urmă.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Les dio un libro sobre la vida sureña que dejaron atrás:
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Mutatott nekik egy könyvet a déli életről, amit hátrahagytak.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Predstavila jim je knjigo o življenju na jugu, ki so ga pustili za sabo.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Sie gab ihnen ein Buch über das Leben im Süden, das sie hinter sich gelassen hatten.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Ukázala jim knihu o tom jižanském životě, který opustili.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Zapoznała ich z książką o życiu na południu, które zostawili za sobą.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Ze leerde hen een boek kennen over het Zuidelijke leven dat ze achter hadden gelaten.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Τους ανέφερε σε ένα βιβλίο για τη ζωή στο νότ που είχαν αφήσει πίσω τους.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Вона показала їм книгу про життя на Півдні, яке вони залишили позаду:
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Она показала им книгу о жизни на Юге, которую они оставили позади.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.Тя им представила една книга за южняшкия живот, който оставили след себе си.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.היא הציגה בפניהם ספר אודות החיים שהשאירו מאחוריהם בדרום.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.لقد قدمت لهم كتاباً عن حياة الجنوب التي كانوا قد تركوها خلفهم.
Onları, geride bıraktıkları güneyli hayatı konusunda, bir kitapla tanıştırmış.書かれた本を その親戚に紹介したのです "彼らはのんびりと読書をしたり
Sesinde bir keresinde bir Güneyli olduğunu açıkladı ve onun ince boy,그의 목소리는 한번에 그가 남부라고 발표, 그의 멋진 성장, 제가 이곳에서
Sesinde bir keresinde bir Güneyli olduğunu açıkladı ve onun ince boy,קולו הודיעה מיד כי הוא היה דרומי, ומן קומתו בסדר שלו, אני
Sesinde bir keresinde bir Güneyli olduğunu açıkladı ve onun ince boy,صوته مرة واحدة وأعلن انه كان جنوبيا ، وغرامة من مكانته ، وأنا
Sesinde bir keresinde bir Güneyli olduğunu açıkladı ve onun ince boy,彼はでAlleghanianリッジからそれらの背の高い登山のいずれかである必要があります考えた
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.Czy to z Dalekiego Wschodu, Zachodu, Północy czy Południa.
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.Indiferent că suntem din Est, Vest, Nord sau Sud.
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.동쪽에서도 왔고, 서쪽, 남쪽, 북쪽에서도 왔죠.
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.Que nous soyons de l'est, de l'ouest, du nord ou du sud.
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.Sea del este, el oeste, norte o sur.
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.Sia che veniamo da Est, Ovest, Nord o Sud.
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.במקום זה, בואו נתפלל אחד בשביל השני
Uzak Doğu, Batı, Kuzey ya da Güneyli olmanız farketmez.سواء كنا من الشرق أو الغرب أو الشمال أو الجنوب.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod