güneşin ile cümle
güneşin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
7.5 milyar yıl içinde güneşin yarıçapı bugünkünden 1.2AU(256) defa genişleyecektir.Za 7,5 miliardy rokov narastie polomer Slnka na 1,2 AU, čiže sa zväčší 256x.
Puerta del Sol (İspanyolca "Güneşin Kapısı"), Madrid'in en bilinen meydanı.Puerta del Sol (špansko za "Sončeva vrata") je ena najbolj znanih in najbolj prometnih lokacij v Madridu.
Güneşin hareketini gözlemledi.Opazoval je Sončeve mrke.
2174: Neptün'ün 1846'da keşfedildikten sonra ikinci kez güneşin etrafında dönüşünü tamamlaması.12. julij - Neptun zaključi prvi krog okoli Sonca od njegovega odkritja leta 1846.
Dünya güneşin etrafında dönmektedir.Po Zemlji okoli Sonca.
Güneş ışığı, güneşin sıcak plazmasından meydana gelen ısıl ışınımdır.Sončna svetloba je del toplotnega sevanja, ki nastane kot vroča plazma v Soncu.
Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin batmasıyla başlar, cumartesi akşamı güneşin batışından sonra sona erer.Versko obeleževanje šabata se prične v petek ob sončnem zahodu in konča ob sobotnem zahodu sonca.
Kasket, güneşin etkisini azaltmak için kullanılır.Atmosfera se vede kot blažilec vpliva Sonca na Zemljo.
Haleakala Hawai dilinde "güneşin evi" anlamına gelmektedir.Haleakala reiškia „saulės namas“.
Farsça bir kelime olan Horasan "Güneşin yükseldiği yer" anlamına gelir.Paminėtas kūrinys - „Vieta po saule“.
Ayrıca yerin, ayın ve güneşin kasılması üstünde çalışmalar yaptı.Jie atliko Saulės, Mėnulio bei planetų matavimus.
Bu festivaller Güneşin konumu ile yapılmaktaydı.Šios šventės apeigose saulei buvo skiriamas didelis dėmesys.
Yağmuru, güneşin parlayışı ve tarım ürünlerini yönetirdi.Jis valdo lietų, saulės šviesą ir Žemės augalus.
Güneşini kaybeden dünya karanlıktır artık.Dangus jau nebėra visiškai tamsus.
Yağmuru, güneşin parlayışı ve tarım ürünlerini yönetirdi.Ta valitseb vihma, päikest ja põllumajandust.
Dünya güneşin etrafında dönmektedir.Mõeldud on Maa liikumist ümber Päikese.
Lockyer güneşin yüzey sıcaklığını hesaplamıştır.Stefan kasutas oma valemit ka Päikese pinna temperatuuri arvutamiseks.
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.150 mt), dove non arriva la luce solare, ed è dotato di potenti proiettori.
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.500피트 까지 다이브가 가능한데 이 깊이에서는 햇빛도 들어 올 수 없죠, 그래서 강한 전열기구를 가지고 있습니다.
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.Pode mergulhar até cerca de 150 metros, até onde a luz do sol não penetra, e está equipada com luzes potentes.
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.Може да се гмурка до 500 фута, дотам, където не прониква слънчева светлина, и е екипирана с мощни светлини.
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.הוא יכול לצלול לעומק של 150 מטר, מעומק אליו אור השמש אינו חודר, והוא מצוייד באורות חזקים.
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.يمكنها الغوص لعمق 500 قدم، حيث لا تنفذ أشعة الشمس ومزودة بأضواء قوية
152 metreye kadar dalabiliyor, güneşin geçmediği, ve güçlü ışıklarla donatılmış.強力なライトを搭載しています あなたの眼や耳となって深海を冒険します
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.그들은 8시쯤 잠에 들고 자정에 일어납니다. 그리고 다시, 2시부터 자서
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.De går i seng ved 20 tiden, indtil midnat og igen, de sover fra cirka 2 tiden til solopgang.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Do postele idú okolo ôsmej večer a spia do polnoci, a potom znova spia od druhej rána do východu slnka.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Este nyolckor lefekszenek, és éjfélig alszanak, majd kb. hajnali kettőtől napkeltéig ismét alszanak.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Họ đi ngủ tầm 8 giờ tối cho đến nửa đêm và rồi họ lại tiếp tục ngủ từ 2 giờ sáng đến khi bình minh.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Idą spać koło 20 i śpią do północy, potem śpią znowu od 2 do wschodu słońca.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Jsou do postele okolo osmé hodiny do půlnoci a potom opět spí od dvou hodin ráno do svítání.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Se van a dormir cerca de las 20 hs hasta la medianoche y luego duermen otra vez desde las 2 hasta el amanecer.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Spijo od približno osmih zvečer do polnoči in zatem spijo še od dveh ponoči do sončnega vzhoda.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Vão para a cama às 8 da noite até à meia-noite e dormem novamente das 2 da manhã até ao nascer do sol.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Ze gaan rond 20u slapen tot middernacht en slapen dan opnieuw van ongeveer 2u tot zonsopgang.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Вони лягають біля восьмої вечора, сплять до півночі, а засинають вдруге о 2.00 і сплять до світанку.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.Лягат си около 20:00 часа до полунощ, и после отново, те спят от около 02:00 часа до изгрев слънце.
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.הם הולכים לישון בסביבות 8 בערב עד חצות ואז הם ישנים שוב
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.يخلدون إلى النّوم حوالي السّاعة الثامنة مساءا وحتى منتصف الليل ثمّ ينامون مرّة أخرى
Akşam 8 dolaylarında yatıyor gece yarısına kadar sonra tekrar uyuyorlar gece 2 den güneşin doğuşuna kadar.午前零時まで眠ります そしてまた 午前2時頃から 日の出まで眠ります
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Alabamassa kahlevankiryhmän jäsentä rankaistiin sitomalla käsiraudoin pylvääseen auringonpaahteeseen.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Een gevangene in een 'chain gang' in Alabama werd voor straf aan een rek gebonden in de middagzon.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Egy magát kiláncoló foglyot Alabamában azzal büntettek, hogy kiláncolták egy póznához a tűző napra.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.알라바마에서 쇠사슬에 묶인 죄수 한 명이 한낮의 땡볕 아래 기둥에 수갑이 채워지는 벌을 받고 있습니다.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Um prisioneiro numa prisão no Alabama foi punido sendo algemado a um poste sob o sol do meio-dia.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Un prigioniero incatenato in Alabama veniva punito ammanettandolo ad un palo nel sole di mezzogiorno.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Un prisionero en Alabama era castigado siendo esposado a un poste bajo el sol de mediodía.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Un prisonnier enchaîné en Alabama a été puni en étant menotté à un poteau sous le soleil de midi.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Un prizonier din Alabama fusese pedepsit să fie încătuşat de un stâlp în soarele amiezii.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Więzień w Alabamie. Za karę został przykuty do metalowej belki w skwarze południa.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Заключённый на цепи в Алабаме был наказан тем, что был прикован наручниками к столбу в полуденный зной.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.Затворник в Алабама е наказан, като е закачен с белезници на стълб по време на обедното слънце.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.אסיר באלבמה נענש בכך שנכבל לעמוד, בשמש הצהרים.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.سجين مكبل بسلسلة في الباما تم عقابه بتكبيل يديه تحت الشمس الحارقة في منتصف اليوم.
Alabama'da bir mahkum. öğle güneşinde kelepçelere bağlı tutularak cezalandırılıyor.罰のため、真昼の太陽の下で柱に手錠でくくりつけられています
Ama asıl favorim, "Liabhan chor greine", "güneşin azametli balığı".Alebo moje obľúbené "Liabhan chor greine," veľká ryba slnka.
Ama asıl favorim, "Liabhan chor greine", "güneşin azametli balığı".Il mio preferito è "Liabhan chor greine", il grande pesce del sole.
Ama asıl favorim, "Liabhan chor greine", "güneşin azametli balığı".Moje ulubione to "Liabhan chor greine", wielka ryba słoneczna.
Ama asıl favorim, "Liabhan chor greine", "güneşin azametli balığı".Oder mein Liebling, "Liabhan chor greine", der große Fisch der Sonne.
Ama asıl favorim, "Liabhan chor greine", "güneşin azametli balığı".Of mijn favoriet, "Liabhan chor greine," de grote vis van de zon.