güneşin ile cümle
güneşin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Но пътя на праведните е като виделото на разсъмване, Което се развиделява, догдето стане съвършен ден.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Стезя праведных – как светило лучезарное, которое более и более светлеет до полного дня.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.וארח צדיקים כאור נגה הולך ואור עד נכון היום׃
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.اما سبيل الصديقين فكنور مشرق يتزايد وينير الى النهار الكامل.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.但 義 人 的 路 、 好 像 黎 明 的 光 、 越 照 越 明 、 直 到 日 午
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.但 義人 的 路 、 好像 黎明 的 光 、 越 照 越 明 、 直 到 日午
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Ak ste teda nad tým niekedy rozmýšľali, takto vyzerá zvuk Slnka. (Šum) (Praskanie) (Šum) (Praskanie)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Als je je het ooit hebt afgevraagd, dit is hoe de zon klinkt. (Ruis) (Gekraak) (Ruis) (Gekraak)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)À, trong trường hợp bạn thắc mắc, thì đây là âm thanh của Mặt Trời. (Nhiễu) (Lách tách) (Nhiễu) (Lách tách)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Bene, nel caso in cui ve lo chiediate, questo è il suono del sole. (Statica) (Crepitio) (Statica) (Crepitio)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Fall Sie sich schon einmal gefragt haben, so klingt die Sonne. (Rauschen) (Knistern) (Rauschen) (Knistern)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Jika Anda pernah merasa penasaran, seperti inilah suara Matahari. (Statis) (Kertakan) (Statis) (Kertakan)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)여러분, 혹시 우주의 소리가 어떤지 궁금하신가요? 여기 태양의 소리가 있습니다. (효과음)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Nå, om ni någonsin undrat är det så här Solen låter. (Brus) (Knaster) (Brus) (Knaster)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Nos, ha kíváncsiak, ilyen a Nap hangja. (statikus zaj) (ropogás) (statikus zaj) (ropogás)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Pro případ, že by vás to zajímalo, tak takhle zní Slunce. (Šumění) (Praskání) (Šumění) (Praskání)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)Что ж, если Вам интересно, то вот как звучит Солнце. (Статический шум) (Треск) (Статический шум) (Треск)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)ובכן במקרה ותהיתם אי-פעם, כך נשמעת השמש. (רעש סטטי)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)لذا, في حال كنت تتساءل, هذا هو صوت الشمس. (ساكن)
Pekala , merak ediyorsanız işte bu Güneşin sesi (Parazit) (Çıtırdama) (Parazit) (Çıtırdama)これが太陽の音です . .
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Él no solo sabría qué hora era, también sabría por dónde saldría el Sol, y cómo se movería a través del cielo.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.그로인해, 그는 시간뿐만 아니라, 태양이 어디에서 뜨는 지, 어떻게 움직이는지도 알아요.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Não só saberia que horas eram, mas também saberia onde iria nascer o sol, e como se iria mover através do céu.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Nem csak azt tudná, mennyi az idő, de azt is, hogy hol kel fel a nap, és hogy milyen utat jár be az égen.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Nie tylko znał godzinę, ale też wiedział, gdzie wzejdzie słońce i jak będzie się poruszać po niebie.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Nu ar şti numai cât este ceasul, ar şti şi de unde va răsări soarele, şi cum s-ar mişca pe cer.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Δεν θα ήξερε μόνο τι ώρα είναι, αλλά και που θα ανατείλλει ο ήλιος, και πώς θα κινηθεί στον ουρανό.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Он не только знал, который час, он также знал, где должно всходить солнце и как оно будет двигаться по небу.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.Ще знае не само колко е часа, но и къде ще изгрее слънцето и как ще се придвижи през небето.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.הוא ידע לא רק מה השעה, הוא ידע איפה השמש תעלה, ואיך היא תזוז בשמיים.
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.ولن يعرف فقط كم الوقت حينها بل سيعرف من أين ستشرق الشمس وكيف سوف تتحرك في السماء
Sadece saati değil, aynı zamanda güneşin nereden doğacağını, gökyüzünde nasıl hareket edeceğini bilecek.どこから太陽が昇り どのように空を動くのかも分かったでしょう 太陽が何時に昇って沈むかも分かったでしょう
Şafakta soğuk kanlı iguanalar ısıyı ve ekvator güneşini emerek gecenin soğuğundan sıyrılırlarÎn zori, iguanele cu sânge rece se dezgheaţă de răceala nopţii, absorbind căldura soarelui ecuatorial.
Şafakta soğuk kanlı iguanalar ısıyı ve ekvator güneşini emerek gecenin soğuğundan sıyrılırlarZa úsvitu se studenokrevní leguáni zotavují z chladu noci přijímáním tepla rovníkového slunce.
Şafakta soğuk kanlı iguanalar ısıyı ve ekvator güneşini emerek gecenin soğuğundan sıyrılırlarעם שחר, האיגואנות בעלות הדם הקר ,מפשירות מצינת הלילה קולטות את חומה של .שמש קו-המשווה
Şafakta soğuk kanlı iguanalar ısıyı ve ekvator güneşini emerek gecenin soğuğundan sıyrılırlarعند الفجر، تتدفئ الإيغوانات الوحشية من برد الليل تمتصّ حرارة الشمس الإستوائية
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Infine, i Greci sapevano anche che il sole appare più basso all'orizzonte quando si viaggia verso nord.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.마지막으로 여러분이 북쪽으로 여행할수록 태양은 낮게 떠오른다는 것도 알았습니다.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Konečně, Řekové také věděli, že slunce se objevuje níže na nebi, když cestujete na sever.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Por último, os Gregos também sabiam que o sol aparece mais baixo no céu quando você viaja ao norte.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Schließlich wussten die Griechen auch: Je nördlicher man fährt, desto tiefer steht die Sonne.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Tenslotte wisten de Grieken ook dat de zon lager in de hemel staat als je naar het noorden reist.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Terakhir, masyarakat Yunani juga tahu kalau matahari tampak lebih rendah di langit saat kau berjalan ke utara.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Τελος, οι Ελληνες επισης ηξεραν οτι ο Ηλιος εμφανιζεται χαμηλοτερα στον οριζοντα καθως ταξιδευουμε βορειοτερα.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.Наконец, греки также знали, что при путешествии к северу, солнце становится на небосклоне ниже.
Son olarak, kuzeye doğru gittikçe güneşin daha alçaktan göründüğünü biliyorlardı.これは北半球の場合で、南半球ではその逆になる。 つまり、南半球では南の地方ほど太陽は低く昇るわけだ。
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.A dovolili ľudom v tej budove skutočne si užívať slnko, tú dobrú časť slnka.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Bằng cách này, họ cho phép mọi người trong tòa nhà tận hưởng ánh mặt trời, mặt tốt đẹp của mặt trời.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Dovolili tím lidem v budově užít si slunce, tu dobrou část slunce, tedy světlo.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.E permettono alle persone in quell'edificio di godere davvero del sole, della parte buona del sole.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Et ils permettent aux gens dans ce bâtiment de vraiment profiter du soleil, des bons côtés du soleil.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Így lehetővé teszik az emberek számára, hogy ebben az épületben igazán élvezzék a napot, a nap jobbik részét.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.In diesem Gebäude dürfen die Besucher die Sonne wirklich genießen, den positiven Aspekt der Sonne.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Ja he antavat ihmisten tulla rakennukseen todella nauttimaan auringosta, auringon hyvistä puolista.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.그리고 그들은 건물 안 사람들이 정말 햇빛에서 이로운 빛을 즐길 수 있게 했습니다.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Ludzie wchodzą do tego budynku by cieszyć się słońcem, tą dobrą stroną słońca.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Şi au permis oamenilor din acea clădire să se bucure cu adevărat de soare, de partea bună a soarelui.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Y le permiten a la gente de ese edificio disfrutar realmente del sol, de la parte buena del sol.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Ze laten mensen in dat gebouw echt van de zon genieten, het goede deel van de zon.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.Επιτρέπουν έτσι στους επισκέπτες του κτιρίου να απολαύσουν πραγματικά τον ήλιο και τα ωφέλιμα στοιχεία του.