güneşin ile cümle
güneşin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Ja viikon ensimmäisenä päivänä he tulivat haudalle ani varhain, auringon noustessa.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.안식 후 첫날 매우 일찌기 해 돋은 때에 그 무덤으로 가며
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Muy de mañana, el primer día de la semana, fueron al sepulcro apenas salido el sol
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Ngày thứ nhứt trong tuần lễ, sáng sớm, mặt trời mới mọc, ba người đến nơi mộ,
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Ngày thứ nhứt trong tuần_lễ , sáng_sớm , mặt_trời mới mọc , ba người đến_nơi mộ ,
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Och bittida om morgonen på första veckodagen kommo de till graven, redan vid soluppgången.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Og meget årle på den første Dag i Ugen komme de til Graven, da Solen var stået op.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Og meget tidlig på den første dag i uken kom de til graven, da solen gikk op.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Op zondagmorgen, bij het opgaan van de zon, gingen zij naar het graf.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Pagi-pagi sekali waktu matahari terbit, pada hari pertama minggu itu, mereka pergi ke kuburan
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Und sie kamen zum Grabe am ersten Tag der Woche sehr früh, da die Sonne aufging.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Και πολλα πρωι της πρωτης ημερας της εβδομαδος ερχονται εις το μνημειον, οτε ανετειλεν ο ηλιος.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.И весьма рано, в первый день недели, приходят ко гробу, при восходе солнца,
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.І вельми рано первого дня тижня приходять до гробу, як сходило сонце.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.О Тя отиде и извести на тия, които бяха Го придружавали, и които Го жалееха и плачеха.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.ובאחד בשבת בבקר השכם באו אל הקבר כזרוח השמש׃
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.وباكرا جدا في اول الاسبوع أتين الى القبر اذ طلعت الشمس.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.七 日 的 第 一 日 清 早 、 出 太 陽 的 時 候 、 他 們 來 到 墳 墓 那 裡
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.七日 的 第一 日 清早 、 出太 陽 的 時候 、 他 們來 到 墳墓 那 裡
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Aceasta este poziţia soarelui, lunii şi planetelor în reţeaua mobilă.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Ada posisi matahari, bulan, dan planet pada jeruji yang dapat digerakkan.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.A nap, a hold és a bolygók pozícióját a mozgatható rete mutatja.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Có mặt trời, mặt trăng và các hành tinh trên mạng lưới di động.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Daar is de positie van de zon, maan en planeten op de beweegbare rete.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Da ist die Position von Sonne, Mond und Planeten auf dem beweglichen Netz.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Il y a la position du Soleil, de la Lune et des planètes sur l'araignée mobile.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.이 움직이는 리트에는 태양, 달과 행성들의 위치가 있고,
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Η θέση του ήλιου, της σελήνης και των πλανητών, στο κινούμενο δίκτυ.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Вот положение солнца, луны и планет на подвижной решётке.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.Има я позицията на слънцето, луната и планетите на подвижната мрежа.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.יש את מיקום השמש, הירח, והפלנטות, על הרטה הזזה.
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.حيث لدينا موقع الشمس والقمر والكواكب متوضعة على "ريت " متحرك
Hareket edilebilir ağda güneşin, ayın ve gezegenlerin pozisyonları var.ある緯度の地点で見られる
Hava durumunu, güneşin sıcaklığını hissedebiliyoruz.Все це можна розглянути дуже детально і обережно.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Als kleines Mädchen saß mein Großvater an einem heißen Sommertagen mit mir draußen in der Sonne
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Când eram mică, bunicul m-a luat afară în soare într-o zi toridă de vară.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Cuando era pequeña, mi abuelo y yo salimos a tomar sol, un caluroso día de verano.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Da jeg var en lille pige, tog min bedstefar mig med ud at sidde i solen på en varm sommerdag.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Da piccola, mio nonno mi portò a sedere fuori al sole.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Když jsem byla malá holka, můj dědeček mě jednoho horkého letního dne vzal ven sednout si na slunce.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Keď som bola malá, v jeden horúci letný deň som sedela na slnku so starým otcom.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Khi tôi còn nhỏ, vào một ngày hè nắng nóng, tôi cùng ông nội ngồi dưới ánh nắng mặt trời
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Kiedy byłam małą dziewczynką, mój dziadek wziął mnie na zewnątrz w gorący letni dzień.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Kislány koromban a nagyapám egy forró nyári napon kiültetett a napra.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Ko sem bila majhna, me je dedek peljal sedet ven na sonce na vroč poletni dan.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.När jag var en liten flicka tog farfar med mig ut i solen, en varm sommardag.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Quand j'étais petite, mon grand-père et moi nous nous sommes assis dehors au soleil, une chaude journée d'été.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Quando eu era criança o meu avô sentou-se comigo ao sol num dia quente de Verão.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Όταν ήμουν κοριτσάκι, ο παππούς μου με πήγε να κάτσουμε έξω στον ήλιο μια ζεστή καλοκαιρινή ημέρα.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Когато бях малко момиче, дядо ми ме заведе да седя на слънце в горещ летен ден.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Когда я была маленькой девочкой, в один жаркий летний день, мой дед вывел меня на улицу посидеть на солнце.
Henüz küçük bir kızken, Büyükbabam beni alır ve kavurucu yaz sıcağında güneşin altına oturturdu.Коли я була маленькою дівчинкою, мій дід взяв мене надвір під сонце у жаркий літній день.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.A ogni risveglio, benediciamoci a vicenda, sia nella fresca brezza estiva che sotto un caldo sole.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.Cada día cuando te levantes, bendice a todas las personas, con la brisa fresca de verano o la calidez del sol.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.Chaque jour, béni soit chacun par la douce brise d'été et la chaleur du soleil.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.În fiecare zi, binecuvântează pe cei din jur în briza răcoroasă a verii şi în căldura soarelui.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.Każdego dnia o poranku, życzcie sobie jak najlepiej, tak jak chłodny, letni wiaterek albo ciepło słońca.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.매일 아침 눈을 뜨면서 시원한 여름 바람이나 태양의 온기로 모두를 축복하는 거에요.
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.תסתכלו על כל אחד דרך עיניים של ילד. החזיקו זה את זה קרוב
Her doğan günde, birbirinize şükredin, yaz rüzgarının serinliğinde ya da güneşin sıcaklığında.في صباح كل يوم، ابتسموا لبعضكم في نسيم الصيف الرائع ودفء الشمس