güneşin ile cümle
güneşin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Güneşin üzerinde çillerin olduğunu.Sommersprossen hat.
Güneşin üzerinde çillerin olduğunu.וזה כי על פני השמש ישנם נמשים.
Güneşin üzerinde çillerin olduğunu.وهو أن هناك على وجه الشمس نمشا.
Güneşin üzerinde çillerin olduğunu.斑点があることです この斑点は太陽黒点と呼ばれ
Güneşin varlığının yarattığı Uzaysal bir doku içinde.Dans l'usine spatiale provoquée Par la présence du Soleil
Güneşin varlığının yarattığı Uzaysal bir doku içinde.Nel tessuto spaziale originato dalla presenza del Sole
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Anche la stella più vicina, il Sole, le sue emissioni soffrono della tirannia della velocità della luce.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Aún, nuestra estrella más cercana, el Sol, sus emisiones sufren de la tiranía de la velocidad de la luz.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.우리와 가장 가까운 별 태양의 방사물이 엄청난 빛의 속도에 달하더라도
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Még a legközelebbi csillag, a Nap sugárzását is a fénysebesség uralja.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Même notre étoile la plus proche, le Soleil, ses émissions subissent la loi de la vitesse de la lumière.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Mesmo a estrela mais próxima, o Sol — as suas emissões sofrem a tirania da velocidade da luz.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Naša najbližšia hviezda, Slnko, aj jeho emisie trpia tyraniou rýchlosti svetla.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Ngay cả ngôi sao gần nhất với chúng ta, Mặt Trời -- sự tỏa nhiệt của nó cũng bị cản trở bởi vận tốc ánh sáng.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Până și cea mai apropiată stea, Soarele, emisiile sale suferă de tirania limitei vitezei luminii.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Selbst unser nähester Stern, die Sonne: Ihre Emissionen leiden unter der Tyrannei der Lichtgeschwindigkeit.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Zelfs de uitstraling van onze meest nabije ster, de zon, wordt gedicteerd door de snelheid van licht.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Даже ближайшая к нам звезда, Солнце испытывает на себе непререкаемый закон скорости света.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.Дори най-близката ни звезда, Слънцето, неговите емисии страдат от тиранията на светлинната скорост.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.אפילו הכוכב הקרוב ביותר לנו, השמש, הקרינה שלה כפופה לרודנות של מהירות האור.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.حتى أقرب نجم لنا ، الشمس ، تُعاني إشعاعاتها من استبداد حدود سرعة الضوء.
Güneşin, yani bize en yakın yıldızın, bile yaydıkları ışık hızının zulmüne uğruyor.放射光を光の速度で地球に届けるのに苦労しています 太陽光が地球に到達するまで8分を要します
Güneşin yansıması gözümüze iki yerden birden gelmiş oluyor. -ואז היא עוברת לעין שלכם. הנקודה בה אנו רואים את השמש - את ההחזרה של השמש -
Güneşin yansıması gözümüze iki yerden birden gelmiş oluyor. -اكثر مما يصل الى اعيننا النفطة حيث نرى الشمس .انعكاس الشمس
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.이 소리들 중 일부는 태양의 표면 활동에서 기인한 것이었습니다.
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.שחלק מהצלילים הללו נגרמו על-ידיי הפעילות על פניה של השמש.
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.بعض هذه الاصوات كان سببها النشاط على سطح الشمس.
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.太陽の表面活動から来るものでした それは太陽風だったのです
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Assis au soleil sous le mur d'aronde maison; Mon Seigneur et vous étiez alors à Mantoue:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Duduk di bawah sinar matahari di bawah merpati-rumah tembok; Tuanku dan Anda kemudian di Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:In der Sonne sitzen unter der Taube-Hauswand; Mein Herr, und Sie wurden dann bei Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Istuu auringon alla Dove-talon seinään, herrani ja olit silloin Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:비둘기 - 집 벽에 아래 태양에 앉아, 주인님 당신은 만투아에 다음되었습니다
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Ngồi trong ánh nắng mặt trời theo các bức tường chim bồ câu nhà, tôi chúa và bạn sau đó tại Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Posedenie na slnku pod holubice, steny domu, môj pane, a vy sa potom v Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Posezení na slunci pod holubice, stěny domu, můj pane, a vy se pak v Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Sedenje na soncu v golob-steno hiše; Moj Gospod in ste bili potem na Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Şedinţa în soare sub perete porumbel-house; Domnul meu şi aţi fost apoi la Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Seduto al sole sotto la colomba-house muro; mio signore e si sono poi a Mantova:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Sentado ao sol sob a parede pomba-house; Meu senhor e você estava em Mântua, em seguida:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Sentado en el sol en la pared de paloma casa, mi señor y que estaban entonces en Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Siddende i solen under duen-husvæg, Min Herre og du var derefter i Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Siedząc w słońcu pod gołąb-ściany domu, panie mój, a ty byłeś wtedy w Mantui:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Sitter i solen under dove-husväggen, Min Herre och du var sedan i Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Ül a nap alatt a galamb-ház falán, Uram, és te majd Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Zittend in de zon onder de duif-huis wand; Mijn heer en je was toen bij Mantua:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Καθισμένος στον ήλιο κάτω από το περιστέρι-house τοίχο? Μου άρχοντα και εσείς στη συνέχεια σε Μάντοβα:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Седейки в слънцето по гълъб къща стена; Господ мой и бяхте тогава в Мантуа:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:Сидя на солнце под ласточкин стены дома, господин мой, и вы были тогда в Мантуе:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:יושבים בשמש תחת היונה הבית הקיר; שלי אדון ואתה היית אז מנטובה:
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:يجلس في الشمس تحت الجدار حمامة المقاصة ؛ ربي وكنت في ذلك الحين مانتوا :
Güvercin evin duvarında, güneşin altında oturarak, benim de Rabbim, sizin Mantua az sonra:それが乳首にヨモギを味わうのはいつだ、私が言ったように、 - :いや、私は脳を負うか
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.A bardzo rano pierwszego dnia po sabacie przyszły do grobu, gdy weszło słońce.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.A velmi ráno vyšedše první den po sobotě, přišly k hrobu, an již slunce vzešlo.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.A v prvý deň týždňa včasne ráno, veľmi skoro, prišly k hrobu, keď začalo vychádzať slnko.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Di buon mattino, il primo giorno dopo il sabato, vennero al sepolcro al levar del sole
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.E, no primeiro dia da semana, foram ao sepulcro muito cedo, ao levantar do sol.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.És korán reggel, a hétnek elsõ napján a sírbolthoz menének napfelköltekor.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.În ziua dintîi a săptămînii, s'au dus la mormînt dis de dimineaţă, pe cînd răsărea soarele.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.In zjutraj zgodaj prvi dan po soboti pridejo h grobu, ko je solnce izšlo.