güneş ile cümle

güneş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Güneşte yanmamansa ve soğukta kalmamasına dikkat etmek gerekir.Cela évite de réchauffer le piston devant rester froid.
Merkür Güneş Sistemi'ndeki en küçük ve Güneş'e en yakın gezegen.Mercure est la planète la plus proche du Soleil et la plus petite du Système solaire.
Bir galaksinin merkezindeki kara deliğin kütlesi ortalama 2,6 milyon güneş kütlesidir.Le trou noir du centre galactique a une masse, bien estimée, d’environ 3,6 millions de masses solaires.
Sabahtan akşama kadar güneş alan bir konumdadır.On est libre comme l'air depuis le matin jusqu'au soir.
Zaman denklemi görünür Güneş zamanı ile ortalama Güneş zamanı arasındaki farktır.On distingue le temps solaire moyen et le temps solaire vrai.
Yaklaşık her 11 yılda bir güneş lekesi faaliyetleri döngüsel olarak devam eder.À moyen terme, l'activité solaire est régulée selon des cycles de onze ans.
Sköll güneşi ve Hati de ayı yutacak.Un loup dévorera le Soleil et son frère la Lune.
En önemli kaynak güneş ışınıdır.Le Soleil est le principal luminaire naturel.
Güneş'in bakış açısıyla, Samanyolu gökadasının merkezine doğru uzanır.Du point de vue du Soleil, Elle est située vers le centre de notre galaxie.
Şu ana kadar belirlenmiş en düşük kütleli ve en soğuk Güneş Sistemi dışındaki gezegendir.C'est la planète mineure actuellement connue la plus éloignée du système solaire.
Haziran 2008'de yıldızın yörüngesinde bulunan iki güneşdışı gezegenin keşfi duyuruldu.Le 21 juin 2012 a été annoncée la découverte de deux planètes en orbite autour de l'étoile.
Ne kadar güzel, güneşli bir gün ve ben gitmek zorundayım.J'ai des jours vraiment bons, et puis j'ai de mauvais jours.
Kumsusan Güneş Sarayı, komünist bir lidere ithaf edilen dünyadaki en büyük müzedir.Kumsusan est le plus grand mausolée du monde dédié à un dirigeant communiste.
Ortalama olarak yılda 3.300 güneşli saat ve 100 yağmurlu gün vardır.On compte 300 jours de soleil par an et 100 journées estivales.
Güneş ışığında yanarlar.Pleins feux sur le soleil.
Güneş yılına dayalı takvimi ilk geliştirenler, eski çağ Mısırlıları idi.Les Égyptiens furent les premiers à fonder leur calendrier sur l'année solaire.
Güneşin doğduğu yere!Au bord du soleil.
Dünya güneşin etrafında dönmektedir.(La Terre tourne autour du Soleil.)
Güneşi ve iyi drenajlı toprağı tercih eder.Il préfère le plein soleil et un sol bien drainé.
O yüksek spektral çözünme içeren güneş koronasını inceler.Ils réaliseront un atlas du spectre solaire à haute résolution.
İlk olarak yalnızca güneş varlığında algılama yaparlar, hava bulutlu ise algılama yapamazlar.Ils servent surtout la nuit, lorsque le soleil ne peut éclairer.
Örneğin: Güneş sistemi.Le système solaire.
Yapılan gözlemlere göre Narbonne şehri ortalama olarak yılda 300 gün güneşlidir.Narbonne compte 300 jours d'ensoleillement par an.
Günkürenin Güneş Sistemi'ni kozmik ışınlardan nasıl koruduğu tam olarak anlaşılamamıştır.On sait assez peu à quel point l'héliosphère protège le Système solaire des rayons cosmiques.
Bazı dermatologlar güneşin en yoğun saatlerinde dışarı çıkmamayı öneriyor.Les dermatologues déconseillent vivement aux roux de s'exposer au soleil de façon prolongée.
21 Haziran’da güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne dik gelir.L'éclipse solaire du 21 juin 2001 est une éclipse solaire totale.
Uranüs, Güneş çevresinde bir devrini 84 yılda tamamlar.La période de révolution d’Uranus autour du Soleil est de 84 années terrestres.
Tek seferde 25 değil 50 güneş verir.En outre, 25 = 52 ne divise pas 10.
Kadınlar, güneşten korunmak amacıyla şemsiye kullanır.Un homme protège une demoiselle du soleil à l'aide d'une ombrelle.
Altın güneş orda sırmalar saçar.Les Secrets du Soleil.
24 km/sn'lik bir Dikey hızı olan yıldız, Güneşin sadece %40'ı kadar bir metallikliğe sahiptir.Un déplacement à une vitesse de l'ordre de 2 000 km/s n'utiliserait que 40 % de la radiation solaire captée.
Bu veriler, güneş enerjisi kullanımının önemini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.Cela entraîne par déduction la croissance des utilisations des énergies solaires.
İç avluda 18. yüzyıldan kalma bir güneş saati vardır.Dans la cour subsiste un puits du XVIIe siècle.
Oort bulutunun Güneş sistemini çevreleyen çok büyük bir kalkan olduğuna inanılır.La comète provient du nuage d'Oort qui entoure à très grande distance le Système solaire.
Güneş, ağaçlar, hayvanlar yine öyle.Les plantes, les animaux, les hommes.
Daha önce, Samanyolu içinde Güneş'in konumu iyi belirlenememişti.On n’est pas encore parvenu à s’approprier exclusivement les rayons du soleil.
Kitap 1861 yılının Nisan ayının güneşli bir gününde başlar.1861 Les jours de soleil.
Eski Türk inancında, Tavus Kuşu güneşi temsil ederdi.Dans la Grèce antique, le paon était le symbole du Soleil.
Sabah gunes gec doğup erken batmaktadır.Les Kovalev se sont levés tôt ce matin.
Güneş’in sembolüdür.Il est symbolisé par le Soleil.
Güneş'in kütlesinin sadece yaklaşık %78'i olmasına karşın Güneş'e oldukça benzemektedir.Sa taille est d'environ 78 % de celle du Soleil.
Bolivya’da Titicaca Gölü’nün Isla del Sol Adası üzerine bir güneş tapınağı kurulmuştu.En Bolivie, un temple du Soleil avait aussi été érigé sur l'Isla del Sol du lac Titicaca.
1122 km çapında olan Dione, Güneş Sistemi'nin 15. büyük uydusudur.Ganymède, avec ses 5 262 km de diamètre, est le plus gros satellite du Système solaire.
Günbatımında 923 numaralı güneş lekesi.GX 327 Soléa.
Sabah kalkan kişi, güneşi karşısında bulur.Le plus chaud des éléments qui vous fait lever le matin est le soleil.
Çalışma saatleri genelde güneşin doğuşuyla başlar, öğleden sonra biterdi.Généralement, la journée de travail commence au lever du soleil, et s’achève en milieu d'après-midi.
Güneş : Güneş Ruh ve Özbenliği gösterir.Le soleil signifie esprit et âme ».
Örneğin: Güneş sistemi, Solunum sistemi.Article connexe : Système solaire.
Güneş ile birlikte Gök'ün 7., yani en yüksek katında oturur.Être au septième ciel : jouir d'un grand bonheur.
Güneşten alınan enerji cilt yoluyla bedene kavuşturulur.La boule d'énergie l'emporte droit sur le Soleil.
İddia ortadadır: güneş gibi bir yerçekimsel güç ele alınsın.Par exemple, on peut considérer que la Terre est soumise à une force centrale de la part du Soleil.
Yeryüzü sürekli güneş rüzgârının etkisi altındadır.La Terre est sous l'influence du Soleil.
6 Haziran - Venüs Güneş'in önünden geçti.8 juin : la planète Vénus passe juste devant le disque solaire.
3. Kitap: Güneş'in hareketi.Club du 3e âge : « Soleil d'automne ».
Mars’ta hem su-buz hem de CO2-buz tarafından oluşturulan yalancı güneşler olabilir.Sur Mars, les nuages sont formés de glace de dioxyde de carbone et de glace d'eau.
(Güneş Motel Olayı)(Terres solaires).
Ha-Tha Güneş ve Ay anlamına gelir.La partie haute représente la mer et le soleil.
Vulcan (varsayımsal gezegen), Merkür ve Güneş arasında yer alan varsayımsal gezegen.Vulcain est une hypothétique planète intramercurienne, c'est-à-dire orbitant entre le Soleil et Mercure.
İnkalar genellikle güneşe adanmış tapınaklar inşa etmişlerdir.Pour instituer le culte, les Incas bâtissent des temples dédiés principalement au Soleil.
Güneş, diğer birkaç yıldızla birlikte yerel kabarcık içindedir.Le Soleil, avec quelques autres étoiles, est incorporé dans la Peluche Locale.

İlgili Sayfalar