günün ile cümle
günün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kazıların ilk günü olan 2 Eylül 1974 gününde toplu mezardan 44 ceset çıkarıldı.El 1 de noviembre de 1994, se encontraron los cadáveres de dos chimpancés en este bosque.
Hesap günün gelmeden önce sen kendini hesaba çektin.Sin embargo, no recibe íntegramente su recompensa hasta el Día del Juicio.
Her takvim gününe en son bu saati kullanan gemiler başlar.Con esta nave se inicia una carrera de construcción naval que continúa hasta la actualidad.
Düğün 26 Kasım 1539 gününe dek sürdü.La boda se celebró el 26 de junio de 1739.
Green Templeton Kolej, 1 Ekim 2008 gününde resmen açıldı.Green Templeton College (GTC) abre sus puertas oficialmente el 1 de octubre de 2008.
Günün her saati köye arabalar kalkmaktadır.Todos los pobladores andaban diariamente a caballo.
Titanların işlerinin son gününde Kalimdor adlı kıta oluşur.Pero la carrera de los Titans por el título acabaría ahí.
Ancak, öldüğü 18 Ağustos 1993 gününe kadar kamuoyu tarafından “Savaşta Kaybolduğu” sanıldı.Afirma que falleció "ayer a la noche" (o sea, el 8 de marzo).
Dikkatsiz ve fevri olabilir ama günün sonunda onun için önce arkadaşları gelir.Él puede parecer duro y hostil al principio, pero se vuelve entrañable con el tiempo.
Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar.Poco después volvieron a perder ante la misma pareja en el torneo de Tokio.
Cumartesi gününde ise Avusturyalı pilot Roland Ratzenberger'in kazası ve ölüm haberi geldi.Mucha menos expectación tuvo el funeral de Roland Ratzenberger en Austria.
Reha Muhtar ve Gülşen Sevgililer Gününde ayrıldı!!!".¡¡El hombre nostálgico que ríe!!
"İzin Gününde Bazı Futbolcularımız Özel Antrenman Yaptı".«El día que varios ovnis suspendieron un partido de fútbol».
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.A menudo el grupo se refugia y descansan juntos durante las horas del día de más calor.
Kitap kıyamet gününü anlatıyordu.Servía para determinar cual era la hora del día.
Filistinliler günde birçok kez yerler; öğle yemeği günün en büyük yemeğidir.La gente suele comer 5 veces al día. La cena se acompaña a menudo de un postre.
Turnuvanın ikinci gününde Paris Saint-Germain, Valencia'yı üç golle geçti.En su etapa en el Paris Saint Germain anotó dos goles.
Bu arada günün yarısı elektrik vardır diğer yarısında yoktur."Con la mitad de la carrera ya corrida, queda todavía la otra mitad."
Ayrıca yolcular günün her saatinde bisikletleri ile trenlere binebilmektedir.Suele ir todos los días a la escuela en su bicicleta.
Anlatılan sabah 22 Eylül 1855 gününün sabahıydı.Fue inaugurado el 29 de septiembre de 1855.
2006 yılının Yılbaşı gününü ise Kolombiyalı mültecilerle hediyeleri dağıttığı San José, Kosta Rika'da geçirdi.Pasó la Navidad de 2006 con refugiados colombianos en San José, Costa Rica.
14.yaş doğum gününde, babası tarafından klasik gitar hediyesi aldı.Cuando cumplió once años, su padre le regaló una guitarra clásica.
Okulun ilk gününden beri Chase ona aşık.Doug está secretamente enamorado de ella desde su primer encuentro.
İşletme gününün sonunda geçiş kartının süresi biter.Que termina su periodo de explotación en fechas cercanas.
Jackson'ın başta 51. doğum gününde gömülmesi planlanmaktaydı.Rachel Jackson fue enterrada en las vísperas de Navidad.
Doğum günün için sana bir bisiklet vereceğim.Ti regalerò una bicicletta per il tuo compleanno.
Aşk, harika bir duygu, herkese hayatında günün birinde gelir.L'amore, un sentimento meraviglioso, arriva per tutti a un certo punto della vita.
Kate neredeyse doğum gününü hiç kutlamaz.Kate non festeggia quasi mai il suo compleanno.
Bu günün hayalini kurdum.Ho sognato questo giorno.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Credere nel Giorno del Giudizio (qiyama) e nella risurrezione (la vita dopo la morte).
Onun isteksiz katılmasından sonra, 17. doğum gününde New York'ta yöneldi.All'inizio riluttante, decise di seguirla a New York il giorno del suo diciassettesimo compleanno.
Matem, genelde yedinci günün sabahı sona erer.Il lutto si conclude generalmente la mattina del settimo giorno.
İlk günün sonunda 94.000 asker ve 11.000 araç sahillere çıkabilmişti.Il primo giorno sbarcarono oltre 94 000 uomini e 11 000 veicoli.
1976'nın Şükran Gününde, Morrison The Band'in veda konserinde şarkı söyledi.Nel 1976, Morrison suona al concerto d'addio della Band, nel Giorno del Ringraziamento.
IPO'nun ilk gününde Accenture yaklaşık 1.7 milyar dolar kazandı.Nel primo giorno della IPO, il valore di borsa di Accenture aumentò di quasi 1,7 miliardi di dollari.
Anneler gününde ise oğlunu kucağına aldı.La madre fece (ciò) in memoria del suo unico figlio."
Eğer, matemin ilk gününden sonra bir Yahudi bayramı varsa matem yarıda kesilir.Se una festività ebraica cade dopo il primo giorno, essa riduce il periodo di lutto.
2010 yılında, doğum gününde ilk torunu dünyaya dünyaya gelmiştir.Nel 2010 festeggerà il suo primo centenario dalla nascita.
Son raund yağmur nedeniyle pazartesi gününe ertelenmiştir.La finale è stata posticipata al lunedì a causa della pioggia.
Türkçe günün ilk öğünü anlamına gelen "kahvaltı" sözcüğü kahve içimi öncesi yenen şeyler demektir.La parola turca per dire "colazione" è "kahvaltı" che letteralmente significa "prima del caffè".
Sınava girdikten sonra tekrar girebilmek için 31 günün geçmesi gerekir.Passeranno 140 giorni prima che impari a volare.
Pesah ve Hosha’ana Rabbah’ın yedinci gününden önce gece nöbetleri için bazı benzer kitaplar vardır.Esistono libri simili per le vigilie prema del settimo giorno di Pesach e di Hoshanah Rabbah.
''Çekimler çok uzak yerde ve biz günün %40'ında yoruluyoruz''.Stiamo girando in paesaggi così remoti che per raggiungerli impieghiamo il 40% della giornata.
Ama bu, düğün gününde tekrar onu bulacaktır.Tuttavia lo scopre solamente durante la loro festa di fidanzamento.
Saldırı gece boyunca ve günün bir kısmında devam etti.L'afflusso durò tutta la notte e parte della mattinata.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.Il gruppo spesso si ripara e riposa insieme durante la calura del giorno.
14.yaş doğum gününde, babası tarafından klasik gitar hediyesi aldı.Al suo undicesimo compleanno, Bream ricevette una chitarra classica da suo padre.
Bu nedenle özellikle geleneksel olarak günü gününe servisi yapılmaktadır.In particolare, per tradizione, si consuma nel giorno di Capodanno.
Panama şehrinde Ekim'in ikinci gününde bin dokuz yüz altmış iki tarihinde verilmiştir.Approvato nella città di Panama nel secondo giorno del mese di ottobre del millenovecentosessantadue.
Günün birinde tren durur ve bir yabancı iner.È notte e lo straniero si è messo in cammino.
Akşam, günün bölümlerinden biridir.Quel pomeriggio di un giorno da cani.
Kasım ayında Grandüşes Olga, 16. doğum gününü sarayda kutlar.La granduchessa Olga festeggiò il suo sedicesimo compleanno nel novembre di quell'anno al Palazzo di Livadija.
Günün sonunda Somme'nin kuzeyindeki Alman hatlarında 24 km2 boşluk oluştu.Alla fine della giornata si era creato un varco di 24 chilometri nelle linee tedesche a sud della Somme.
Wacken Open Air 2002, 1 Ağustos Perşembe'den 3 Ağustos Cumartesi gününe dek sürdü.Il Wacken Open Air 2013 si è tenuto da giovedì 1º agosto a sabato 3 agosto.
29 Ağustos 1993'te Jackson, Singapur konseri esnasında 47.000 kişinin önünde 35. doğum gününü kutladı.Il 29 agosto 1993, giorno del suo 35º compleanno, Jackson si è esibito al National Stadium di Singapore.
Sabah tüketilen, günün ilk öğünüdür.La colazione è il primo pasto della giornata, consumato al mattino.
Gironda, 18 Ekim,1997'de 80. doğum gününe bir aydan az bir zaman kala hayatını kaybetmiştir.Morì a Rovigo il 12 dicembre 1989,a meno di un mese dal suo ottantaseiesimo compleanno.
24 Aralık 2015 gününde Palmeiras'a transfer olmuştur.Il 24 dicembre bombardò Palmyra.
Yalnızca Ağustos ayının bir gününde yaklaşık 500 mektup gönderilmişti.Ad agosto erano già stati spediti oltre 5 000 computer.
Perri, 21. doğum gününde Los Angeles'a taşındı.Christina si è trasferita a Los Angeles a 21 anni.