Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.И внес он в дом Господень вещи, посвященные отцом его, и вещи, посвященные им: серебро и золото и сосуды.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.ויבא את קדשי אביו וקדשו בית יהוה כסף וזהב וכלים׃
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.وادخل اقداس ابيه واقداسه الى بيت الرب من الفضة والذهب والآنية.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.亞 撒 將 他 父 親 所 分 別 為 聖 、 與 自 己 所 分 別 為 聖 的 金 銀 和 器 皿 、 都 奉 到 耶 和 華 的 殿 裡
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.亞撒將 他 父親所 分別為聖 、 與 自己 所 分別為聖 的 金銀 和 器皿 、 都 奉 到 耶和華 的 殿裡
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.A pus în Casa lui Dumnezeu lucrurile închinate Domnului de tatăl său şi de el însuş: argint, aur şi vase.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.A vniesol posvätené veci svojho otca i svoje vlastné posvätené veci do domu Božieho, striebro, zlato a nádoby.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.És bevivé az Isten házába, a mit atyja és õ megszentelének, ezüstöt, aranyat és edényeket.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.Ja hän vei Jumalan temppeliin isänsä pyhät lahjat ja omat pyhät lahjansa: hopeata, kultaa ja kalua.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.저가 또 그 부친의 구별한 물건과 자기의 구별한 물건 곧 은과 금과 기명들을 하나님의 전에 드렸더니
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.Og han bragte sin Faders og sine egne Helliggaver ind i Guds Hus, Sølv, Guld og forskellige Kar.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.И внес он посвященное отцом его и свое посвящение в дом Божий, серебро и золото и сосуды.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.И той донесе в Божия дом посветените от баща му вещи, и посветените от самия него, сребро, злато и съдове.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.ויבא את קדשי אביו וקדשיו בית האלהים כסף וזהב וכלים׃
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.وادخل اقداس ابيه واقداسه الى بيت الله من الفضة والذهب والآنية.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.亞 撒 將 他 父 所 分 別 為 聖 、 與 自 己 所 分 別 為 聖 的 金 銀 、 和 器 皿 、 都 奉 到 神 的 殿 裡
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları Tanrının Tapınağına getirdi.亞撒將 他 父 所 分別為聖 、 與 自己 所 分別為聖 的 金銀 、 和 器皿 、 都 奉 到 神 的 殿裡
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Aj, přepálím tě, ačkoli ne jako stříbro, přeberu tě v peci ssoužení.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Aku menguji engkau dalam api penderitaan, seperti perak dimurnikan dalam dapur api
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Ecco, ti ho purificato per me come argento, ti ho provato nel crogiuolo dell'afflizione
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Eis que te purifiquei, mas não como a prata; provei-te na fornalha da aflição,
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Glej, prečistil sem te, a ne kot srebro; izbranega sem te naredil v topilnici bridkosti.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.He aquí que te he purificado, pero no como a plata; te he probado en el horno de la aflicción
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Hľa, prepálim ťa, ale nie ako striebro, preberiem ťa v peci súženia.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Iată, te-am pus în cuptor, dar nu te-am găsit argint; te-am lămurit în cuptorul urgiei.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Ímé, megtisztítottalak, de nem úgy, mint ezüstöt, megpróbáltalak a nyomor kemenczéjében.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Je t`ai mis au creuset, mais non pour retirer de l`argent; Je t`ai éprouvé dans la fournaise de l`adversité.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Katso, minä olen sinua sulattanut, hopeata saamatta, minä olen sinua koetellut kärsimyksen pätsissä.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.보라 내가 너를 연단하였으나 은처럼 하지 아니하고 너를 고난의 풀무에서 택하였노라
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Nầy , ta luyện ngươi , nhưng không phải như luyện bạc ; ta đã thử ngươi trong lò hoạn_nạn .
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Nầy, ta luyện ngươi, nhưng không phải như luyện bạc; ta đã thử ngươi trong lò hoạn nạn.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Oto wypławię cię, ale nie jako srebro; przebiorę cię w piecu utrapienia.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Se, jag har smält dig, men silver har jag icke fått; jag har prövat dig i lidandets ugn.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Se, jeg smelted dig Sølv blev det ikke prøved dig i Lidelsens Ovn.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Ιδου, σε εκαθαρισα, πλην ουχι ως αργυρον σε κατεστησα εκλεκτον εν τω χωνευτηριω της θλιψεως.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Вот, Я расплавил тебя, но не как серебро; испытал тебя в горниле страдания.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.Ето, очистих те, но не като сребро; Изпитах те в пещта на скръбта.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.הנה צרפתיך ולא בכסף בחרתיך בכור עני׃
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.هانذا قد نقيتك وليس بفضة. اخترتك في كور المشقة.
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.我 熬 煉 你 、 卻 不 像 熬 煉 銀 子 . 你 在 苦 難 的 爐 中 、 我 揀 選 你
Bakın, gümüşü arıtır gibi olmasa da sizleri arıttım, Sıkıntı ocağında denedim.我 熬煉你 、 卻 不 像 熬煉銀子 . 你 在 苦難 的 爐中 、 我揀選你
Baktığımız bölümde etraf ışıl ışıl, değerli metaller, altın, lapis lazuli, gümüş, bronz ve değerli mermerler.Je výbuchem světla, drahocenných materiálů, zlata, lapisu lazuli, stříbra, bronzu a cenných mramorů.
Baktığımız bölümde etraf ışıl ışıl, değerli metaller, altın, lapis lazuli, gümüş, bronz ve değerli mermerler.To eksplozja światła, materiałów szlachetnych, złota, lapis lazuli, srebra, brązu i cennych marmurów.
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,A cabeça dessa estátua era de ouro fino; o peito e os braços de prata; o ventre e as coxas de bronze;
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Aveva la testa d'oro puro, il petto e le braccia d'argento, il ventre e le cosce di bronzo
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Billedets hode var av fint gull, brystet og armene av sølv, buken og lendene av kobber,
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Billedstøttens Hoved var af fint Guld, Bryst og Arme af Sølv, Bug og Lænder af Kobber.
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Ðầy pho tượng nầy bằng vàng ròng; ngực và cách tay bằng bạc; bụng và vế bằng đồng;
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Ðầy pho tượng nầy bằng vàng_ròng ; ngực và cách tay bằng bạc ; bụng và vế bằng đồng ;
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Kepalanya terbuat dari emas murni, dada dan lengannya dari perak, pinggang dan pinggulnya dari tembaga
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,그 우상의 머리는 정금이요 가슴과 팔들은 은이요 배와 넓적다리는 놋이요
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Kuvan pää oli parasta kultaa, sen rinta ja käsivarret hopeata, sen vatsa ja lanteet vaskea.
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,nak az [álló]képnek feje tiszta aranyból, melle és karjai ezüstbõl, hasa és oldalai rézbõl,
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Te podobe glava je bila iz čistega zlata, prsi in rami njeni iz srebra, trebuh njen in ledje iz brona,
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,Главата на тоя образ е била от чисто злато, гърдите му и мишците му от сребро, корема му и бедрата му от мед,
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,הוא צלמא ראשה די דהב טב חדוהי ודרעוהי די כסף מעוהי וירכתה די נחש׃
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,راس هذا التمثال من ذهب جيد. صدره وذراعاه من فضة. بطنه وفخذاه من نحاس.
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,這 像 的 頭 是 精 金 的 、 胸 膛 和 膀 臂 是 銀 的 、 肚 腹 和 腰 是 銅 的
Başı saf altından, göğsüyle kolları gümüşten, karnıyla kalçaları tunçtan,這像 的 頭 是 精 金 的 、 胸膛 和 膀臂 是 銀 的 、 肚腹 和 腰 是 銅的
Bazı aile başları da iş için hazineye 20 000 darikfı altın, 2 200 mina gümüş verdiler.[70] Af Fædrenehusenes Overhoveder gav nogle til Byggesummen 20.000 Drakmer Guld og 2.200 Miner Sølv.