Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.(Byl pak Abram bohatý velmi na dobytek, na stříbro i na zlato.)
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.아브람에게 육축과 은금이 풍부하였더라
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.Och Abram var mycket rik på boskap och på silver och guld.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.Og Abram var meget rik på buskap og på sølv og gull.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.Vả , Áp - ram rất giàu_có súc_vật , vàng và bạc .
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.Vả, Áp-ram rất giàu có súc vật, vàng và bạc.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.Και ο Αβραμ ητο πλουσιος σφοδρα εις κτηνη, εις αργυριον και εις χρυσιον.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.Аврам беше много богат с добитък, сребро и злато.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.И был Аврам очень богат скотом, и серебром, и золотом.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.ואברם כבד מאד במקנה בכסף ובזהב׃
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.وكان ابرام غنيا جدا في المواشي والفضة والذهب.
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.亞 伯 蘭 的 金 、 銀 、 牲 畜 極 多
Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.亞伯蘭 的 金 、 銀 、 牲畜 極多
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.Europa a dat tarilor africane oportunitatea de a exporta produse, fara taxe, pe piata europeana.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.기회를 유럽에 의해 얻어 왔습니다.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.là xuất khẩu hàng hóa, miễn thuế, đến các siêu thị của LM Châu Âu.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.Waren steuerfrei in den Markt der Europäischen Union zu exportieren.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.לייצוא של סחורות ללא מיסים לשוק האירופאי.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.لتصدير البضائع، تم إعفاءها من الرسوم الجمركية، إلى سوق الاتحاد الأوروبي.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.私の祖国、ウガンダは砂糖を5万トンまで欧州に
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz olarak sığır eti ihraç kotası bulunmaktadır.EU 시장에 관세 없이 소고기를 수출하는 상품 할당량을 가지고 있습니다.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz olarak sığır eti ihraç kotası bulunmaktadır.Kraje afrykańskie ją produkujące również mają przydział na bezcłowy eksport na rynek UE.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz olarak sığır eti ihraç kotası bulunmaktadır.Quoten erhalten, um es steuerfrei in den EU-Markt zu exportieren.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz olarak sığır eti ihraç kotası bulunmaktadır.קיבלו בקשה לייצוא של בשר ללא מיסים לשוק האירופאי.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz olarak sığır eti ihraç kotası bulunmaktadır.لديها حصص لتصدير اللحم البقري، بدون رسوم جمارك، إلى سوق الإتحاد الأوروبي.
Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz olarak sığır eti ihraç kotası bulunmaktadır.アフリカでどの国ひとつとして、一番成功しているボツワナでさえ、
Avrupa tarafından Afrika ülkelerine Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.Negara-negara Afrika diberi kesempatan oleh Eropa untuk mengekspor bahan pokok, bebas bea, ke pasar Uni Eropa.
Avrupa tarafından Afrika ülkelerine Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.Европа дава възможност на африканските държави да изнасят безмитно стоки за Европейския съюз.
Avrupa tarafından Afrika ülkelerine Avrupa Birliği pazarlarına gümrüksüz mal ihraç etme imkanı verilmiştir.Европа дала возможность странам Африки беспошлинно экспортировать товары на рынок Европейского Союза.
Avustralya'da, bir nilüfer bir çim ağacına dönüştü. ve Havai'de, bir papatya bir gümüş kılıç oldu.Australiassa lilja muuttui heinäpuuksi, ja Hawajilla päivänkakkarasta tuli haleakalanlaavakalpa.
Avustralya'da, bir nilüfer bir çim ağacına dönüştü. ve Havai'de, bir papatya bir gümüş kılıç oldu.ハワイでは ヒナギクが ギンケンソウになりました
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Además, tomó a sueldo a 100.000 hombres valientes de Israel, por 100 talentos de plata
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.A mai tocmit cu plată din Israel o sută de mii de viteji, cu o sută de talanţi de argint.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Annakfelette az Izráeliták közül százezer erõs vitézt fogadott fel, száz talentom ezüstön.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.A z Izraela najal za mzdu sto tisíc udatných mužov za sto hrivien striebra.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Därtill lejde han för hundra talenter silver ett hundra tusen tappra stridsmän ur Israel.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Dazu nahm er aus Israel hunderttausend starke Kriegsleute um hundert Zentner Silber.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Dertil lejede han i Israel 100.000 dygtige Krigere for 100 Sølvtalenter.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Dessuten leide han i Israel hundre tusen djerve stridsmenn for hundre talenter sølv.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Egli assoldò da Israele centomila uomini valorosi per cento talenti d'argento
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Il prit encore à sa solde dans Israël cent mille vaillants hommes pour cent talents d`argent.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.또 은 일백 달란트로 이스라엘 나라에서 큰 용사 십만을 삯내었더니
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Lisäksi hän palkkasi Israelista sadalla hopeatalentilla satatuhatta sotaurhoa.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Najal také ze mzdy z Izraele sto tisíc mužů udatných ze sta hřiven stříbra.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Người cũng mộ mười vạn người mạnh dạn trong Y-sơ-ra-ên, giá một trăm ta lâng bạc.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Người cũng mộ mười vạn người mạnh_dạn trong Y-sơ-ra-ên , giá một_trăm ta lâng bạc .
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Selain itu ia menyewa 100.000 prajurit dari Israel dengan bayaran kira-kira 3.400 kilogram perak
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Também de Israel tomou a soldo cem mil varões valentes, por cem talentos de prata.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Vrhutega je najel iz Izraela sto tisoč močnih vojščakov za sto talentov srebra.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.Εμισθωσεν ετι εκ του Ισραηλ εκατον χιλιαδας δυνατων εν ισχυι, δι' εκατον ταλαντα αργυριου.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.А от Израиля нае още сто хиляди силни и храбри мъже за сто таланта сребро.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.И еще нанял из Израильтян сто тысяч храбрых воинов за стоталантов серебра.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.וישכר מישראל מאה אלף גבור חיל במאה ככר כסף׃
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.واستأجر من اسرائيل مئة الف جبار بأس بمئة وزنة من الفضة.
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.又 用 銀 子 一 百 他 連 得 、 從 以 色 列 招 募 了 十 萬 大 能 的 勇 士
Ayrıca İsrailden yüz talant gümüş karşılığında, yüz bin yiğit savaşçı tuttu.又 用 銀子 一百 他 連得 、 從以色列 招募 了 十 萬 大能 的 勇士
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.El a pus în Casa Domnului lucrurile hărăzite de tatăl său şi de el însuş: argint, aur şi vase.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.Ja hän vei Herran temppeliin isänsä pyhät lahjat ja omat pyhät lahjansa: hopeata, kultaa ja kaluja.
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.저가 그 부친의 구별한 것과 자기의 구별한 것을 여호와의 전에 받들어 드렸으니 곧 은과 금과 기명들이더라
Babasının ve kendisinin adadığı altını, gümüşü ve eşyaları RABbin Tapınağına getirdi.Og han bragte sin Faders og sine egne Helliggaver ind i HERRENs Hus, Sølv, Guld og forskellige Kar.