gülmek ile cümle
gülmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu sırada, kameranın solunda oturan iki Danimarkalı genç, gülmekten kırılıyorlar.Now in the meantime, the two Danish guys to the left of the camera, they're cracking up.
(Küçük gülmek)(small laugh)
Üzüntü gülmekten iyidir, Çünkü yüz mahzun olunca yürek sevinir.Sorrow is better than laughter; for by the sadness of the face the heart is made good.
Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.So, the believers will laugh at the infidels on that day,
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.Many faces will that day be bright,
İyi müzik yazabiliyorum ve kendimi rahat hissediyorsam ve gülmek istiyorsam gülebiliyorum. 'I can write good music, and if I feel easy and I feel like laughing, I can laugh.'
Rutherford otobiyografisinde "Hiçbir zaman gülmek için oynamayı düşünmedim."I never intended to play for laughs.
Gülmekten pantolonuma yaptım.Ich habe mir vor Lachen in die Hose gemacht.
Üzgün müsün? Gülmek en iyi ilaçtır.Bist du traurig? Lachen ist die beste Medizin.
Gülmek en iyi ilaçtır!Lachen ist die beste Medizin!
Gülmekten yarıldık.Wir haben uns krumm und bucklig gelacht.
Koptum gülmekten.Ich lache mich kaputt.
Gülmek, ciddi bir surattan daha az enerji gerektirir.Lachen braucht weniger Energie als ein ernstes Gesicht.
Seyirciler kahkahalarla gulmektedir.Das Publikum geht mit viel Gelächter mit.
Arkadaşları onu izleyerek gülmekte ve alay etmektedirler.Dann seien sie mit ihren Körpern verbunden worden und so in Gefangenschaft geraten.
Gülmekten öldük.Aber ich lach mich tot.
Tek yönlü gülmek: Alay ifade eder.Der Weg hat sich gelohnt: Die Prinzessin lacht!
Şimdi artık hiç ağlayamamaktadır ve her zaman her şey gülmektedir.Früher war er fast immer schlecht drauf und hat nie gelächelt.
İki deli gibi, gülmekten kırıldık!Wir fühlen uns so befreit, als wäre das Lachen unser eigenes gewesen.
Seyirciler gülmekten patladı.Le public explosa de rire.
Gülmek ve güldürmek anlamı taşır.Mais à quoi bon rimer et dire !
Abruzzi ve Sucre duvarı yıktıkları için sevinçten gülmektedirler.Abruzzi et Sucre parviennent à briser le mur et rient d'excitation.
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Mais rire avec tout le monde, ça, peut-être pas.
Seyirciler kahkahalarla gulmektedir.Les auditeurs se tordaient de rire.
Şimdi artık hiç ağlayamamaktadır ve her zaman her şey gülmektedir.Il sourit très rarement et personne ne l'a jamais vraiment vu rire à pleine voix.
Canım gülmek istemiyor.No tengo ganas de reír.
İki deli gibi, gülmekten kırıldık!(A él mismo) "Se me arruinó la diversión.
Gülmekten öldük.Muertos de risa.
Tek yönlü gülmek: Alay ifade eder.Louise, esbozando una sonrisa:¿Estás segura?
Şimdi artık hiç ağlayamamaktadır ve her zaman her şey gülmektedir.Empiezan a reír, ya que todo vuelve a estar bien.
Onun saç tıraşına gülmekten kendimi alamadım.Non ho potuto trattenermi dal ridere per il suo taglio di capelli.
Gülmekten öldük.Morir dal ridere.
Sözlerimi tutmak zorunda mıyım? (…) benim başlangıcım gülmek ve güldürmektir.Gelos (Γέλως), spirito del ridere e della risata.
Seyirciler kahkahalarla gulmektedir.Il capoluogo è Lachen.
Gülmek yeter!Хватит хохотать!
Gülmekten öldük.Умер от смеха.
Seyirciler kahkahalarla gulmektedir.Публика покатывалась со смеху.
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Теперь вы останетесь смеяться — без меня.
İki deli gibi, gülmekten kırıldık!Сколько по ней сходило с ума нас, дураков!
Kocası gibi gülmektedir.Насмешки над мужем.
Arkadaşları onu izleyerek gülmekte ve alay etmektedirler.И смеялись они над ним и глумились над его речами.
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?Смеётся тот, кто смеётся.
Namazda gülmek, abdesti ve namazı bozar.Он молится и рыдает, он взывает к милосердию.
Arkadaşları onu izleyerek gülmekte ve alay etmektedirler.ويكرمون ضيفهم ويحملون نزيلهم.
Tek yönlü gülmek: Alay ifade eder.النكت على الصحيح: في الحديث.
Hayranım O Güzel Gözlerine Dünyaya Geldim Gülmek İçinياما كنت اتمنتى اقابلك بابتسامة..
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?Mas, onde entraria, então, a Graça?
Gülmekten öldük."Estou morrendo de rir!"
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Eu morro de rir e não acho graça!
Sözlerimi tutmak zorunda mıyım? (…) benim başlangıcım gülmek ve güldürmektir.O lema do evento é "primeiro fazer as pessoas rirem, e depois pensarem".
Partide o kadar çok komikti ki, kendimi gülmekten alıkoyamadım.Ele foi tão engraçado na festa que simplesmente não pude conter o riso.
Gülmekten kendini alamadı.O sorriso não lhe deixava o rosto.
Gülmekten öldük.Hij overlijdt lachend.
Şimdi artık hiç ağlayamamaktadır ve her zaman her şey gülmektedir.Hij kan niet meer huilen, maar ook niet meer lachen.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
Müzik dinlemek, dans etmek ve hatta gülmek yakışıksız olarak görülür.Muziek, liederen en dans worden vooral erg gewaardeerd.
Seyirciler kahkahalarla gulmektedir.Widownia wybuchnęła śmiechem.
Gülmekten öldük.Życie po śmiechu.
Kocası gibi gülmektedir.Śmieje się jak hiena.
Çocuk gülmek yerine ağlıyor.Dziecko płacze, zamiast się śmiać.