Her zaman güler veHij lachte altijd, en zei:
Her zaman güler ve그는 항상 웃으면서 말했어요,
Her zaman güler veLui rideva sempre e diceva:
Her zaman güler veŐ mindig csak nevetett és azt mondta,
Her zaman güler veŞi el întotdeauna râdea, şi spunea,
Her zaman güler veUnd er hat jedes Mal gelacht und gesagt,
Her zaman güler veVà cậu ấy luôn cười và nói:
Her zaman güler veY el siempre se reía, y decía,
Her zaman güler veА він завжди сміявся і говорив:
Her zaman güler veА он всегда смеялся и говорил,
Her zaman güler veА той винаги се смееше и казваше:
Her zaman güler veוהוא תמיד צחק ואמר,
Her zaman güler veوكان يضحك دائماً، ويقول،
Her zaman güler ve「大丈夫だよ 僕らは出れるよ」
İçeriyi görebilir miyiz? Tabii! [güler]"On peut voir à l'intérieur?" " Oh oui" [rire]
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Derfor lo Sara ved sig selv og sa: Skulde jeg, nu jeg er blitt gammel, ha attrå, og min mann er også gammel.
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››사라가 속으로 웃고 이르되 내가 노쇠하였고 내 주인도 늙었으니 내게 어찌 낙이 있으리요
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››lo hun ved sig selv og tænkte: "Skulde jeg virkelig føle Attrå. nu jeg er affældig, og min Herre er gammel?"
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Nevete azért Sára õ magában, mondván: Vénségemre lenne-é gyönyörûségem? meg az én uram is öreg!
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Sa-ra cười thầm mà rằng : Già như tôi thế nầy , dễ còn được điều vui đó sao ? Còn chúa tôi cũng đã già rồi !
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Sa-ra cười thầm mà rằng: Già như tôi thế nầy, dễ còn được điều vui đó sao? Còn chúa tôi cũng đã già rồi!
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Εγελασε δε η Σαρρα καθ' εαυτην λεγουσα, Αφου εγηρασα, θελει γεινει εις εμε ηδονη και ο κυριος μου γερων;
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Сарра внутренно рассмеялась, сказав: мне ли, когда я состарилась, иметь сие утешение? и господин мой стар.
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››ותצחק שרה בקרבה לאמר אחרי בלתי היתה לי עדנה ואדני זקן׃
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››فضحكت سارة في باطنها قائلة أبعد فنائي يكون لي تنعم وسيدي قد شاخ.
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››撒 拉 心 裡 暗 笑 、 說 、 我 既 已 衰 敗 、 我 主 也 老 邁 、 豈 能 有 這 喜 事 呢
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››撒拉 心 裡 暗笑 、 說 、 我 既 已 衰敗 、 我 主 也 老邁 、 豈 能 有 這 喜事 呢
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Aduh, rekan kerja saya melihat saya tertawa.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Jaj, a kollégáim láttak nevetni.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."오, 제 동료가 제가 웃는 것을 보고있어요. 전 일을 충분히 하고 있지 않는 게 틀림없어요."
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Oh, meine Kollegen sehen mich lachen.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Oh, mijn collega's zien me lachen.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Oh, mis colegas me ven reír.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Oh, os meus colegas viram-me a rir.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Ó, mí kolegové mě viděli, jak se směju, určitě jsem nepracoval dost tvrdě," nebo:
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Vai, m-au văzut colegii râzând.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Οι συνάδελφοί μου με βλέπουν να γελώ.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Ой, мои коллеги видят, как я смеюсь.
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."Співробітники побачили, як я сміюся. Подумають, що в мене мало роботи", або:
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."آه، لقد رآني زملائي و أنا أضحك ، لابد أنهم ظنوا أنه ليس لدي الكثير من العمل"
"İş arkadaşım beni gülerken gördü.もしくは「あ ボスが私を見ている 隠れなきゃ
"İş arkadaşım beni gülerken gördü."弊啦,我同事見到我喺度笑。我一定係做得唔夠落力,"
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.3D超音波の技術を使うと
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.A jó hír az, hogy mosolyogva születünk.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Den goda nyheten är att vi faktiskt föds leende.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Den gode nyhed er, at vi faktisk bliver født smilende.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Die Gute Nachricht ist, dass wir alle mit einem Lächeln zur Welt kommen.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Dobra novica pa je, da se dejansko vsi rodimo nasmejani.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Dobra wiadomość to fakt, że właściwie rodzimy się z uśmiechem na ustach.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Dobrou správou je, že sa vlastne narodíme s úsmevom.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Dobrou zprávou je, že se rodíme s úsměvem na rtech.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Felizmente, nós nascemos a sorrir.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Het goede nieuws is dat we eigenlijk glimlachend geboren worden.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Hyvä uutinen on, että me itseasiassa synnymme hymyillen.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Kabar baiknya adalah kita terlahir dengan tersenyum.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.좋은 소식은 우리가 사실 선천적으로 미소짓도록 태너났다는 것입니다.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.La bonne nouvelle c'est que le sourire est inné.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.La buena noticia es que en realidad nacemos sonriendo.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.La buona notizia è che di fatto noi nasciamo sorridendo.
İyi haber şuki, aslında hepimiz gülerek doğuyoruz.Một điều rất tốt là chúng ta thực sự sinh ra cùng với nụ cười.