Tamam, sonra görüşürüz-- güle güle.До скоро. Чао.
Tamam, sonra görüşürüz-- güle güle.Хорошо, до связи, пока.
Tamam, sonra görüşürüz-- güle güle.אוקיי, נדבר אח"כ -- ביי."
Tamam, sonra görüşürüz-- güle güle.حسنا, ساتحدث اليك لاحقا--وداعا
Tamam, sonra görüşürüz-- güle güle.(笑)
Tamam. Tamam. >> [adam güler]Ehkä ei. mies:
Tamam. Tamam. >> [adam güler]Ja, ja. mand:
Tamam. Tamam. >> [adam güler]Jó, jó. férfi:
Tamam. Tamam. >> [adam güler]No tak. mężczyzna:
Tamam. Tamam. >> [adam güler]Sim, sim. homem:
Tamam. Tamam. >> [adam güler]Ναι, ξέρω. άντρας:
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Chcieliśmy tylko znowu zobaczyć uśmiech naszej mamy.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Halusimme vain nähdä äitimme hymyilevän taas.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Sólo queríamos volver a ver la sonrisa de nuestra madre.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Só queríamos voltar a ver o rosto sorridente da nossa mãe.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Vi ville bare se vores mors smilende ansigt igen.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Vi ville se vår mammas leende ansikte igen.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Volevamo solo rivedere il sorriso di nostra madre.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Θέλαμε μόνο να ξαναδούμε το χαμόγελο της μαμάς μας.
Tek istedigimiz, annemizin gülen yüzünü tekrar görmekti.Мы просто хотели снова увидеть мамину улыбку.
Temel olarak filme eklemeye değmediğini düşündüğümüz şeyleri göreceksiniz. (seyirciler güler)Podem ver, basicamente, tudo aquilo que não pensámos que fosse bom o suficiente para estar no filme.
Temel olarak filme eklemeye değmediğini düşündüğümüz şeyleri göreceksiniz. (seyirciler güler)Verán, básicamente todo lo que creímos que no era demasiado bueno para la película (risas)
Teşekkürler! Güle güle!Благодарим отново!
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Bármit tesz tha" akar egy ásót szüksége? "Kérdezte Martha nevetve.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Cokoliv, co THA" chce rýč pro? "Ptal se Martha se smíchem. "'Goin' Art THA, aby se kopat?
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Čokoľvek, čo THA" chce rýľ pre? "Pýtal sa Martha so smiechom. "'Goin' Art THA, aby sa kopať?
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Cokolwiek tha" ma pik? "Zapytał Marty, śmiejąc się. " Goin 'Art tha podjąć, aby Diggin'?
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu.diggin'に取るために"アートthaのキンゴー?私も母親、それを伝える必要があります。"
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Dù không tha muốn có một cái thuổng cho hỏi Martha, cười.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Hvad gør tha 'ønsker en spade for?" Spurgte Martha leende.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Karkoli se tha želeli za lopato?" Martha vprašal, smeh.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Lo que hace tha 'quiere a las cosas para", preguntó Marta, riendo.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Mitä ei tha 'halua lapiota varten?" Kysyi Martta nauraen.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Oricare ar fi nu" tha vrea o cazma pentru? ", A intrebat Martha, râzând.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Qualunque cosa si tha 'vuole una vanga per?" Chiese Martha, ridendo.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."THA '가 가래를 원하는대로 무엇입니까?"마사 웃으면서 물었다.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Tout ce qui ne tha 'veulent une bêche pour?" Demanda Marthe en riant.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Vad gör tha" vill ha en spade till? "Frågade Marta och skrattar.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Was tut tha 'einen Spaten wollen Sie?", Fragte Martha und lacht.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Wat doet tha 'een schop willen voor?" Vroeg Martha, lachend.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Каквото се Tha искам лопата за? - Попита Марта, смеейки се.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Что бы ни делает тха" хотят лопату для? "Спросил Марту, смеясь.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."Що б не робить тха" хочуть лопату для? "Запитав Марту, сміючись.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu."מה פירוש 'tha רוצה לילד הזה?" שאל מרתה, צוחק.
"Tha 'bir maça istediğiniz ne olursa olsun yok?" Martha gülerek sordu.واضاف "مهما لا' ثا يريدون الأشياء بأسمائها الحقيقية عنه؟ "سألت مارثا ، يضحك.
[uluma devam eder] [güler][continúan los aullidos] [risas]
[uluma devam eder] [güler][han fortsätter att yla] [småskrattar]
[uluma devam eder] [güler][το ουρλιαχτό συνεχίζεται] [γελά περιπαικτικά]
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.A keď sa to stalo zdieľaným zážitkom, bolo to niečo smiešne, a niečo, na čom sa mohla zasmiať.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Ale jakmile se z toho stal společný zážitek, najednou to bylo cosi legračního, čemu se mohla zasmát.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Eens het een gedeelde ervaring werd, werd het grappig en iets waarmee ze kon lachen.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.E poi, una volta diventata un'esperienza condivisa, è diventata divertente e poteva riderci su.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.És ahogy ez közös élménnyé vált, vicces lett, valami amin tud nevetni.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Jak podzieliła się tym doświadczeniem, stało się zabawne, mogła się z niego śmiać.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.그렇지만 그 경험이 공유되는 순간 재미있고 그녀가 웃을 수 있을만한 것이 되었죠.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Lalu saat ini menjadi pengalaman bersama, hal ini menjadi lucu dan dapat ditertawakan.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Mas quando passa a experiência partilhada, tornou-se engraçada, uma coisa de que ela podia rir.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.När det blev en delad uplevelse blv det något roligt som hon kunde skratta åt.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Pero luego de convertirse en una experiencia compartida fue algo gracioso de lo que podía reírse.
Ve birden ortak bir deneyime dönüştü, ve şimdi artık gülebileceği komik bir olay oldu.Şi devenind o experienţă împărtăşită, deja era amuzant, ceva de care putea râde.