güldü ile cümle
güldü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.Ubald skrattar åt mig när jag visar den här bilden för man kan ju inte se hans ansikte.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.Ubald śmieje się ze mnie, gdy pokazuję to zdjęcie ponieważ oczywiście nie widać jego twarzy.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.Ubald tertawa kalau saya perlihatkan foto ini karena kita tidak bisa melihat wajahnya.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.Ο Ουμπάλντ γελάει μαζί μου όταν δείχνω τη φωτογραφία γιατί δεν φαίνεται το πρόσωπο του.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.Убалд ми се смее, когато показвам тази снимка, защото, разбира се, лицето му не се вижда.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.Убальд всегда смеётся надо мной, когда я показываю это фото, потому что, конечно же, его лица не видно.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.אובלד צוחק עלי כשאני מראה את התמונה הזאת מפני שכמובן אי אפשר לראות את פניו.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.يضحك أوبالد عندما أضع هذه الصورة لأنكم بالتأكيد لا يمكنكم أن تروا وجهه.
Ona bu resmi gösterdiğimde güldü çünkü burada yüzü gözükmüyor.顔が見えないからです しかしお見せする理由は
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Am privit-o, am râs, am plâns, şi am realizat că trebuia plasată într-un spital pentru muribunzi.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Chúng tôi nhìn cô ấy, cười, khóc, và chúng tôi biết cô cần phải ở tại khu nghỉ dưỡng.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Egy pillantást vetettünk rá, nevettünk, sírtunk, és tudtuk, hogy egy otthonban kell lennie.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Kami menjenguknya, kami tertawa, menangis, dan kami tahu bahwa dia harus dibawa rumah sakit.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.우리는 그녀를 만나서 웃고 울었습니다. 그리고 우리는 그녀가 호스피스에 가야 한다는 것을 알았습니다.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.La fuimos a ver, nos reímos, lloramos, y nos dimos cuenta que ella necesitaba ser hospitalizada.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Obiskala sva jo, smejali smo se, jokali, in vedela sva, da bi morala biti v domu za onemogle.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Podívali jsme se na ni, smáli se, plakali a věděli jsme, že potřebuje jít do hospicu.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Spotkaliśmy się z nią, śmialiśmy się, płakaliśmy, wiedząc, że musi się znaleźć w hospicjum.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Vimo-la, rimo-nos, chorámos, e compreendemos que ela precisava de ser internada.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Vi såg henne, vi skrattade, vi grät, och vi visste att hon behövde vara på ett vårdhem.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Vi tog et kig på hende, vi lo, vi græd, og vi vidste, at hun havde brug for at være på et hospice.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.We zagen haar, we lachten, we huilden, en we wisten dat ze moest opgenomen worden in een rusthuis.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Wir sahen sie an, wir lachten, wir weinten, und wir wussten, dass sie in einem Hospiz sein müsste.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Την είδαμε, γελάσαμε, κλάψαμε, και ξέραμε ότι χρειάζονταν να είναι σε ίδρυμα ασθενών τελικού σταδίου.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Ми оглянули її, ми сміялися, плакали, і ми знали, що їй потрібно бути у хоспісі.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Мы удивились, мы смеялись, мы плакали, и мы знали, что ей надо попасть в хоспис.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.Поогледахме се , посмяхме се , поплакахме и знаехме, че тя се нуждае да бъде в лечебен център.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.העפנו בה מבט, צחקנו, בכינו, וידענו שהיא צריכה להיות בהוספיס.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.القينا نظرة عليها, ضحكنا , وبكينا, وعلمنا انها في حاجة للانتقال الى نزل.
Ona şöyle bir baktık, güldük, ağladık ve onun bir bakımevinde kalmaya ihtiyacı olduğunu gördük.彼女はホスピスに入る必要があることを知りました ホスピスを探し出し 彼女をそこに連れ
Onlara hayallerimi anlattığımda güldükleri zaman Mutlaka son gülen ben olurumCuando les platico de todos mis sueños y se ríen Me aseguro que se rían menos
Onlara hayallerimi anlattığımda güldükleri zaman Mutlaka son gülen ben olurumKiedy śmieją się z moich marzeń, dbam o to, by przestali się śmiać.
Onlar güldüklerinde, içlerinden "Bakın zenciye ne yaptık" dediklerini biliyordum.Ich wusste, dass sie mit ihrem Gelächter meinten: "Seht was wir getan haben. Wir haben's dem Negro gezeigt!"
Onlar güldüklerinde, içlerinden "Bakın zenciye ne yaptık" dediklerini biliyordum.내가 알고 있는 그 때 그들은 모두 웃 고, 함께 무엇을 우리가 한, 우리는 흑인을 보고 그들은 웃 고 있었다.
Onlar güldüklerinde, içlerinden "Bakın zenciye ne yaptık" dediklerini biliyordum.عرفت أنهم عندما ضحكوا سوياً، علمت أنهم كانوا يضحكون، أنظر ماذا فعلنا، فعلنا ذلك للزنوج.
Onlar sizden daha çok güldüler.Ei au râs mai mult decât voi.
Onlar sizden daha çok güldüler.Eles ainda se riram mais do que vocês. (Risos)
Onlar sizden daha çok güldüler.Ellos se rieron aún más de lo que ustedes se ríen ahora.
Onlar sizden daha çok güldüler.Heitä nauratti vielä enemmän kuin teitä.
Onlar sizden daha çok güldüler.Ils ont plus rigolé que vous.
Onlar sizden daha çok güldüler.Jobban nevettek, mint maguk, fiúk.
Onlar sizden daha çok güldüler.그들은 여러분들보다 훨씬 많이 웃었습니다.
Onlar sizden daha çok güldüler.Loro hanno riso più di voi.
Onlar sizden daha çok güldüler.Mereka tertawa lebih dari kalian semua.
Onlar sizden daha çok güldüler.Oni śmiali się bardziej niż wy.
Onlar sizden daha çok güldüler.Sie lachten mehr als ihr es hier tut.
Onlar sizden daha çok güldüler.Zij lachten meer dan jullie.
Onlar sizden daha çok güldüler.Αυτοί γέλασαν περισσότερο από εσάς.
Onlar sizden daha çok güldüler.Они смеялись больше, чем вы.
Onlar sizden daha çok güldüler.Те се смяха повече от вас.
Onlar sizden daha çok güldüler.הם צחקו יותר מכם.
Onlar sizden daha çok güldüler.لقد ضحكوا أكثر منكم بكثير.
Onlar sizden daha çok güldüler.これは、生体システムにおいて
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.Dávat jeho ruce do kapes, on natáhl nohy před ohněm a upřímně zasmál za několik minut.
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.Dávať jeho ruky do vreciek, on natiahol nohy pred ohňom a úprimne zasmial za niekoľko minút.
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.Đưa bàn tay của mình vào túi của mình, ông giơ chân trước của đám cháy và cười chân thành đối với một số phút.
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.Kezét a zsebébe, s kinyújtotta a lábát a tűz előtt és szívből nevetett néhány percig.
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.그는 그의 주머니에 손을 댔을 불 앞에서 다리를 뻗어 그리고 몇 분 동안 실컷 웃었다.
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.Meletakkan tangan ke dalam saku, ia merentangkan kakinya di depan api dan tertawa riang untuk beberapa menit.
o, onun cebine ellerini koymak ateşin önünde bacaklarını uzattı ve bir kaç dakika kahkahalarla güldü.Mettere le mani in tasca, ha allungò le gambe di fronte al fuoco e rise di cuore per qualche minuto.