Tom Mary'ye gülümsedi fakat o tekrar gülmedi.Tom smiled at Mary, but she didn't smile back.
Birisi onun resmini çekerken arkadaşına gülmeye devam etmesini söyle.Tell your friend to keep smiling when someone is taking a picture of her.
Affedersiniz, gülmekten kendimi alamadım.Excuse me, I couldn't help laughing.
Güle güle! kendine iyi bak!Bye! Take care!
Lütfen gül!Please laugh!
Bırak da güleyim!Let me laugh.
Senin güldüğünü hiç görmedim.I've never seen you smile.
Onların güldüğünü hiç görmedim.I've never seen them smile.
Senin güldüğünü gördüm.I saw you smile.
Onların güldüğünü gördüm.I saw them smile.
Onun güldüğünü gördüm.I saw him smile.
Onları güldürebilir misin?Can you make them smile?
Onu güldürebilir misin?Can you make him smile?
Onları güldürmeye çalışalım.Let's try to make them laugh.
Onu güldürmeye çalışalım.Let's try to make him laugh.
O bizi güldürdü.That made us smile.
O onları güldürdü.That made them smile.
O onu güldürdü.That made him smile.
Seni güldürdüm.I made you laugh.
Onları güldürdüm.I made them laugh.
Onu güldürdüm.I made him laugh.
Ona bir gülümseme ver.Give him a smile.
Ona bir gülümse.Give her a smile.
Onları nasıl güldürdün?How did you get them to laugh?
Onu nasıl güldürdün?How did you get him to laugh?
Senin haricinde herkes güldü.Everyone laughed except you.
Bizim haricimizde herkes güldü.Everyone laughed except us.
Onların haricinde herkes güldü.Everyone laughed except them.
Benim haricimde herkes güldü.Everyone laughed except me.
Onun haricinde herkes güldü.Everyone laughed except him.
Onun dışında herkes güldü.Everyone laughed except her.
Sen hariç herkes güldü.Everybody laughed except you.
Onlar hariç herkes güldü.Everybody laughed except them.
Ben hariç herkes güldü.Everybody laughed except me.
Onun dışındaki herkes güldü.Everybody laughed except him.
O hariç herkes güldü.Everybody laughed except her.
Onlara gülümsedik.We smiled at them.
Onlar sana gülümsedi.They smiled at you.
Ona gülümsediler.They smiled at him.
Onlar ona gülümsedi.They smiled at her.
Herkes bize gülümsedi.Everyone smiled at us.
Herkes onlara gülümsedi.Everyone smiled at them.
Herkes bana gülümsedi.Everyone smiled at me.
Herkes ona gülümsedi.Everyone smiled at him.
Onlara gülüyorum.I'm laughing at them.
Ben ona gülüyorum.I'm laughing at him.
Biz onlara güldük.We laughed at them.
Biz ona güldük.We laughed at him.
Biz ona gülüyorduk.We laughed at her.
Herkes sana güldü.Everybody laughed at you.
Herkes bize güldü.Everybody laughed at us.
Herkes onlara güldü.Everybody laughed at them.
Tom arka bahçesinde gül yetiştiriyordu.Tom grew roses in his backyard.
Tom kendi esprilerine gülüyor.Tom laughs at his own jokes.
Dan asistanları yorumlarıyla güldürdü.Dan made the assistants laugh with his comments.
Gulag olarak bilinen Rus cezaevi sistemi çok acımasız bir yerdi.The Russian prison system, known as the Gulag, was a very brutal place.
Dan gülümsemedi bile.Dan didn't even smile.
Dan'in 'güle güle" demek için bile bir şansı olmadı.Dan didn't even get a chance to say 'goodbye.'
Gülleri görmek istiyorum.I want to see the roses.
Güller güzel.Roses are beautiful.