gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
(Gülüşmeler) baylar ve bayanlar, ciddi olun.This is a very -- (Laughter) -- gentlemen and ladies, be serious.
Saat sabahın dördü. (Gülüşmeler)(Laughter)
Bazı insanlar, şikâyet etmekten gülümsemeye zaman bulamıyorlar.People who complain have no time for smiling.
Şöyle elden ele geçirebilirsek,... (Gülüşmeler)I'd like to show them around so we can just, you know -- (Laughter)
Kim bilir, belki de Bay Klee'nin acelesi vardı, yani -- (Gülüşmeler)We don't know, maybe Mr. Klee was probably in a hurry, I mean -- (Laughter)
Bu da benim versiyonum -- (Gülüşmeler)And this is my -- (Laughter)
Bern İsviçre'deki Eidgenössische Amt für Geistiges Eigentum'dan. (Gülüşmeler)(Laughter)
Evet, kendi deneyimimden. (Gülüşmeler)So I'm -- (Laughter)
Biliyorsunuz burada -- (Gülüşmeler)You know, there is a -- (Laughter)
Gerçekten mi? Eğer CHIP-POTTLE sık sık yemek, çünkü! (Gülüyor)Really? because you eat often at CHlP-POTTLE!
Evet ... (Gülüyor)Yeah... (laughing)
(Gülüşmeler) 1980lerin sonunda, aklım bir karış havada iken hukuk fakültesine gittim.In the late 1980s, in a moment of youthful indiscretion, I went to law school.
(Gülüşmeler) Eğer insanların daha iyi çalışmasını isterseniz, onları ödüllendirirsiniz.If you want people to perform better, you reward them.
(Gülüşmeler) Atlassian Avustralya'daki bir yazılım şirketi.Atlassian is an Australian software company.
Gülümse, neden gülümsemiyorsun?Smile, why don't you?
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Laughter) And after 10 years of this, my wife eventually said,
Özellikle gülünce ortaya çýkýyor.Only when laughing, though.
Kahrolası liberal) (Gülüşmeler)Damn liberal) (Laughter)
(Yazı: avucumun içinde) (Gülüşmeler)(Text: clenched it) (Laughter)
Kafası güzel kurucular) (Gülüşmeler)Some of them are funnier.
Çoğu zaman, keçi zamanı kusma hatası yüklüyor.) (Gülüşmeler)At often, the goat-time install a error is vomit.) (Laughter)
Kaç kere rüzgar gibi, bir kazık ve ejderha?) (Gülüşmeler)(Text:
Bu babanın taşlarına hakaret mi?) (Gülüşmeler)This insult to father's stones?) (Laughter)
(Yazı: Lütfen aptallığın için özür dile. Sana çok teşekkür var) (Gülüşmeler)There are a many thank you.) (Laughter)
Çünkü gülümsüyorsun.That you're smiling.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'I was walking across a bridge. [laughter from participants]
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)'I'd be okay with that!' [laughter]
İlham, aynı zamanda rock grubu.) (Gülüşmeler)Laughter.
(Gülüşmeler) Alkış(Laughter) (Applause)
Biraz daha hızlanmayı deneyeceğim. (Gülüşmeler)So I will try speed it up a little (Laughter)
Gethin, bence sen ve ben benzer ruhlarız araştırma içindeki düşey gülümsede.Gethin, I think you and I are kindred spirits in the search for the vertical smile.
Düşey gülümseme.- The vertical smile.
(Gülüşmeler) Ve babası Jor-El Dünya'ya şöyle diyor:And you hear the voice of his father, Jor-El, saying to Earth, "I have sent to you my only son."
"Sana tek oğlumu gönderdim." (Gülüşmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
Aslında, hayatımı yok eden birkaç kızla tanıştım, o zaman ... (Gülüşmeler)I'm like, you know what, I've met a few girls who were destroyers in my lifetime, so ... (Laughter)
"Eğer hemen gidersen, sanat bölümünde sana bir paragraf ayıracağız." (Gülüşmeler)(Laughter)
Aynı hikayeleri farklı türde kitaplarda da karşılaştırdım. (Gülüşmeler)I also compare the same stories in different genres -- (Laughter)
Gülümsememe bak.Look at my smile.
Aslında robot gülümsüyor, kadın da gülümsemeyi taklit ediyor.It smiles. She imitates the smile.
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)I don't think that's going to happen. And I don't think -- (Laughter)
(Gülüşmeler) Ve hepsinin aynı anda işliyor.(Laughter) And they all operate at the same time.
Neden böyle gülümsüyorsun?Why that cheesy smile?
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.And they looked at each other and smiled,
Yani, bu hikayeyi de diğeri kadar gülünç bulurdum.I mean, I would think that's equally ridiculous.
Herkes sana gülüyor!Everyone's laughing at you![br]
(Gülüşmeler) Çok şaşırmıştık.(Laughter)
Ağacın üstüne bir ağız koyarsanız "aptal" olur. (Gülüşmeler)Put a mouth on the top of the tree, that's "idiot." (Laughter)
Eğer iyi bir hikâyeyse, bizi gülümsetebilir bile.And if the story is a good one, it might even make us smile.
(Gülüşmeler) ("Jaws"ın ilk iki notası) Ve birçoğunuz bunu bir şeyle bağdaştırmışsınızdır.(Laughter) (First two notes of "Jaws" theme) And most of you associate that with something!
Hey!Neler oluyor?Devamlı kendi kendine gülüyorsun ? ?Hey! What's going on? You keep on smiling to yourself.
(Gülüşmeler) Uygunsuz bir zamanda kapılarını çalmadan neler ödünç alabilirdik veya verebilirdik?How can we lend and borrow more things, without knocking on each other's doors at a bad time?
"Ölmeden önce, korsanlıktan yargılanmak istiyorum." (Gülüşmeler)"Before I die, I want to be tried for piracy." (Laughter)
Kendi kendimi yendiğim için gülümsemek zor.It is difficult to smile because I have bit myself in my mouth.
Oppa bana baktı ve gülümsedi!Oppa looked at me and smiled!
(Gülüşmeler) onlar gerçekten inanılmaz yaratıklar(Laughter) So, they really are pretty amazing creatures.
(Kahve yok) (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) (Daha önce yapmak zorunda olmadığınız birçok görevi kolaylaştıracağım.) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
(Gülüşmeler) (Adam: Peder ben günah işledim./ Peder: Biliyorum)(Laughter)
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra,In 2006, a few months after,
Şu an o da izliyor (Gülüşmeler)She's watching. (Laughter)

İlgili Sayfalar