gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
(Gülüşmeler) Herkesin bulduğum cevabın doğru olduğunu bilsin, çünkü bu büyük son, tamam.Make sure everybody knows that I got the answer right, because this is my big finish, OK.
Bilirsiniz, gülünç bir şey.You know, it's just ludicrous.
Bu yeterince üzerine atlayacağımız gülünç bir yemdi ve biz de atladık.Now, that is sufficiently zany that we would, obviously, jump to the bait, and we did.
Bir adam bana doğru dönüyor ve gülüyor.A man who turns towards me and smiles.
Kampanyanın adı "No Loo, No I Do" (Tuvalet yoksa Hayır) (Gülüşmeler)It's called "No Loo, No I Do." (Laughter)
"Hoş kedi." (Gülüşmeler)"Nice cat." (Laughter)
"En İyi Uçucu Olduğunu Düşünen Baykuş." (Gülüşmeler)"The Owl Who Thought He Was The Best Flyer." (Laughter)
Evet. (Gülüşmeler)(Laughter)
Öğretmenlerimin eğlenceli resimlerini çizdim -- (Gülüşmeler) -- ve onları elden ele dolaştırdım.I drew funny pictures of my teachers -- (Laughter) -- and I passed them around.
"Çok yeteneklisin." (Gülüşmeler)"You're really talented." (Laughter)
"Ona okumayı ben öğrettim." (Gülüşmeler)"I taught him how to read." (Laughter)
"Buradayım" diye cevap verdi. (Gülüşmeler)And she responded with, "I'm here." (Laughter)
(Nepriemliv.) (Gülüşler)Unacceptable. Nepriemliv. (Laughter)
Genç görünüyorum, ama genç değilim --(Gülüşmeler)From 1971 to 1977 --
"Çenemi kapattım ve onları dinledim." (Gülüşler)I shut up, and listen to them." (Laughter)
"Bir kez daha yap." (Gülüşler)So the government says, "Do it again." (Laughter)
Viagra diye de bilinen ilaç. (Gülüşmeler)I went vegan, and I started taking huge doses of sildenafil, also known as Viagra.
Nefes bile alamıyordum, ama baktığımda yanımda annemi görünce gülümsemeden duramıyordum.I couldn't even breathe, but when I looked up and I saw my mother, I couldn't help but smile.
Yapmakta çok zorlanmıştım, çünkü gülünç bir şekilde açıktı. -I would have trouble doing it because it almost seems so ridiculously obvious.
Size geri email atmayacaklardı -- (Gülüşmeler) ama otomatik bir yanıt alırdınız.They would not email you back (Laughter) -- but you'd get an automated reply.
Posta kutunuzda isimileri olucak -- (Gülüşmeler) herşey istediğiniz gibi.Their name in your inbox (Laughter) -- it's all you wanted anyway.
Ve sonunda İsveçliler dünyada bazı önemli şeylerin olduğunu anlayabildiler. (Gülüşmeler)(Laughter)
Hafta sonlarinda hristiyan (dindar) bir adamdi fakat hafta ici bilim adamiydi (gülüşmeler)He was a Christian guy during the weekends, but during the week he was a scientist. (Laughter)
Ah - uh -- (gülüşmeler)Ah, uh -- (Laughter)
Burada (Gülüşmeler)Here. (Laughter)
Şimdilerde bu imkansız. ve sonra... (gülüşmeler)Nowadays, it's no ma'am, check your shoes. And like -- (Laughter)
Tamam, bütün bilimadamları böyle değildir. bilirsiniz... onlardan çok var... (gülüşmeler)I've got another five minutes, right? OK. All scientists aren't like that.
Ben de ayağa kalkacağım. (gülüşmeler) (alkışlar)I'll stand up too, and -- (Laughter) (Applause)
Dikkatli olmanız gereken 10 şey var, birincisi.. (gülüşmeler)Remember the 10 things that are going to get you. The -- one of them -- (Laughter)
Ne diye gülüp duruyorsun?What is this? Why do you keep laughing? (ooseo = laugh)
Yani... Şöyle... Şey... (Gülüşmeler)I mean, you — I'm just like, a hush, huh -- It's like -- (Laughter)
Bu yüzden...(Gülüşmeler)So -- (Laughter)
Ama, (Gülüşmeler) benim ilgimi daha çok çeker.The thing is -- (Laughter) -- it's more interesting to me.
(Gülüşmeler) Değil mi?Okay?
Ya da demediniz.(Gülüşmeler)Or, I don't know. (Laughter)
Gülümsesene Ivan.Smile, Ivan.
Komik bir şey söylemişim gibi gülümser misiniz?Will you smile, as if I'd said something funny?
Ah_cha [Yumuşak gülüşmeler]Ah-cha. [Soft laughter]
Ne zaman okusam buna çok gülüyorum.Now, I've laughed every time I've read this.
Çalışan insanları televizyonda gösterme biçimimiz -- gülünç.The way we portray working people on TV -- it's laughable.
(Gülüşmeler) Ay'a olan uzaklığımızın 16 katı, ya da Güneş'e olan uzaklığımızın dörtte biri.(Laughter) 16 times farther away than the moon, or four percent of the distance to the sun.
Umursamaz bir panelin önünde oturan bir çocuk düşünün önünde özgeçmişi, (Gülüşmeler)Kids sitting in front of unimpressed panels, you know, with their resumes -- (Laughter)
(Gülüşmeler) 2008 ve 2009 biraz daha zorluydu.(Laughter) 2008 and 2009 were a little tougher.
"Eş düzeyde, ad hoc, kendini ayarlayan kablosuz ağlar" (Gülüşmeler)"Ad-hoc peer-to-peer self-configuring wireless networks." (Laughter)
(Gülüşmeler) sarı gibi olan.(Laughter) Which is like yellow, this one.
(Gülüşmeler) Bence bu muhtemelen gençlerin sebze yemesini sağlardı.(Laughter) I mean, this would get teenagers to eat their vegetables, probably.
(Gülüşmeler) Bunun zıttı da olabilir, tam tersi.(Laughter) And it might happen the opposite, the other way around.
Benim değil, çünkü -- (Gülüşmeler)It's not my fault, because — (Laughter)
(Müzik) Justin Bieber'dan "Baby. (Gülüşmeler) (Müzik)(Music) It's Justin Bieber's "Baby." (Laughter) (Music)
Başlık, "Rahim İçi Mastürbasyon Gözlemleri" (Gülüşmeler)The title is "Observations of In-Utero Masturbation." (Laughter)
Çok üzüntü verici. (Gülüşmeler)It's so sad.
"Bunu hep mi yapıyorsun?" (Gülüşmeler)"Are you just doing this all the time?"
Patoloji laboratuarlarında çalışanlar için çok rahatsız edici. (Gülüşmeler)Very unsettling for people working in pathology labs.
Benim sorularıma cevap verme gafletine düşen Stephanie Mann'e. (Gülüşmeler)Stephanie Mann, who was foolish enough to return my emails.
Ama yine de orgazm olur -- (Gülüşmeler) her şeye rağmen.But it would be an orgasm -- (Laughter) nonetheless.
(Gülüşmeler) Ekranda: "5. Hıçkırığı da geçirir."(Laughter)
(Gülüşmeler) Evli. Bekar.(Laughter)
(Gülüşmeler) Ekranda: "7. Domuz çobanları hala öneriyor."(Laughter)
(Gülüşmeler) Ekranda:He really does like women."
(Gülüşmeler) Ekranda "10. Ama çok eğlenceli."(Laughter)

İlgili Sayfalar