gülü ile cümle
gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Şimdi gülüyorsunuz ama, bu alıntının acıtıcı bir yanı da var,değil mi?Now you laugh, but that quote has kind of a sting to it, right?
(Gülüşmeler) (Gülüşmeler) (Alkış)(Laughter) (Laughter) (Applause)
(Gulusmeler) (Alkis)(Laughter) (Applause)
O zaman da bana gülümseyecek misin?Will you smile at me then?
Bu arada kameranın solundaki iki Danimarkalı kahkahalarla gülüyor.Now in the meantime, the two Danish guys to the left of the camera are cracking up.
(Gülüşmeler ve alkışlar)You don't then say -
(Gülüşmeler) Bilirsiniz,gazeteciler - -Bilimsel keşifler hakkındaki bütün makaleler başladı-Y'know, journalists - all articles about scientific discoveries begin -
(Gülüşmeler) Yani -yani şimdi,yani şimdi-So - so now, so now -
Eğer yukarıdakilerden herhangi birine"EVET" diyorsanız , lütfen detaylarını veriniz." ( gülüşmeler)If you answered 'Yes' for any of the above, give details."
Ve, tabii ki , şakalar bizi eğlendirir çünki komiktirler. ( gülüşmeler)And, of course, we are amused by jokes because they are funny.
Gülüyorsun ađlayana kadar. Demiţtim. Gülüyorsun taki ađlaya ađlaya bana dönene kadar.I told ya You'd be la -a -aughing till you cry cry back to me
Gülüyorsun taki ađlaya ađlaya bana dönene kadar.You'd be la -a -aughing till you cry cry back to me Before you go let me explain
Gülüyorsun ađlayana kadar.You'd be laughing until you cry
Demiţtim. Gülüyorsun taki ađlaya ađlaya bana dönene kadar.I told ya You'd be la -a -aughing till you cry cry back to me
(Gülüşmeler) Kişiye özel genom masajı isteyen var mı?Personalized genomic massage, anyone?
Sıra gülümsemeye geldiğinde, gülümseme hafta ile iki buçuk ay arasında gelişir.As far as smiling, smiling develops between six weeks to two and a half months.
Bir bebek mutlu olduğunda ya da sakin olduğunda gülümser.A baby will start smiling when they're happy or when they're soothed.
"Bir daha asla yapmayacağım" (gülüşmeler)I'll never do it again."
Samimiyet ve gülümsemelerin dürüstlük ve içtenlik içerdiğini düşünürüz.We think warmth and smiles convey honesty, sincerity.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.But the real smile's in the eyes, the crow's feet of the eyes.
Gülümsemeye çalış!Try to smile!
Şimdi gülüyorsun.Now you're smiling.
Doğru düzgün bir Yüksek Mahkeme yoktu. (Gülüşmeler).(Laughter) (Applause) (Cheering)
İstediğiniz sürprizlerden hoşlanıyorsunuz. (Gülüşmeler)You like the surprises you want.
Kimler şimdiye kadar yakın bir ilişkide incindi? "Ben.", deyin. (Gülüşmeler)Who here has been hurt in an intimate relationship?
(Gülüşmeler) Ve yine incineceksiniz.And you're going to get hurt again.
(Gülüşmeler) Yani, bunlar ilk dört ihtiyaç, her insan bunları karşılamak için bir şeyler buluyor.These first four needs, every human finds a way to meet.
(Gülüşmeler) Bu şeyi kullanıyorsunuz ve istediğiniz yere gidemiyorsunuz.You use this thing and you don't get there.
(Gülüşmeler) Ya da, ne olursa olsun, mutlu veya heyecanlı olacak bir şey bulabilen birini?Or no matter what happens, they find a way to be happy or excited.
Tamam -- (Gülüşmeler)All right -- (Laughter)
-- hayır, bu oldukça acı verici -- (Gülüşmeler)-- no, it's very painful, so -- (Laughter)
Yatırımcıların düşündüğü bu-- (Gülüşmeler)That's what the investors think, that it's just -- (Laughter)
Damat Bey buraya bakın.Gelin Hanım biraz daha gülümseyin.Husband look over here, bride smile a bit more...
Ben de gülümseyeceğimI will smile too.
Yarın sen de gülümsemek zorundasın, anlaştık mı?You too, have to smile tomorrow, ok?
Mutlu görünüyorsun, yüzüne yayılmış kocaman bir gülümseme.Ya, you look happy. You're smiling very wide.
Sen gülümsediğinde... ben de ister istemez iyi hissetmeye başlıyorum...When you smile I start to feel good.
Ha, birkaçınız gülüyorsunuz.Well, some of you are laughing.
Çok gülünç geldiler bana, ama onlar için mutluydum.They became so hilarious, but I was happy for them.
♫ Sroulara kıkır kıkır gülün ♫ ♫ onların yalnız varlığı yükselecek gibi gözüküyor. ♫♫ Giggle at the questions ♫ ♫ their mere presence seems to raise. ♫
İşte tam arkamdaki de bu tablo... (Gülüşmeler)That's what I have behind myself. (Laughter)
Amerika'nın finansal sistemine şöyle bir görüntü veriyor (Gülüşmeler)(Laughter)
Neredeyse aynen Kongre'den ayrılmak gibi... gülüşmelerIt's almost like leaving Congress. (Laughter)
(ÇN: robot elektrik süpürgesi) (Gülüşmeler)And all we've got is a Roomba. (Laughter)
Şimdi -- (Gülüşmeler) --Now -- (Laughter) --
"Bu çok hoş canım." dedi. (Gülüşmeler)She said, "That's nice, dear." (Laughter)
(Gülüşmeler) Pilot lisansı almak için, uygun bir aday olarak görünmediğimi size söyleyebilirim.I can tell you, I did not look like the ideal candidate to get a pilot's license.
(gulusmeler) zzzip guvenlik icin.July. (Laughter) Zip!
Nasıl gülüneceğini unutmuşlarThey forgot how to smile
(Gülüşmeler) 11 Eylül'den önce, bu paranın önemli bir bölümü(Laughter)
Bütün bunlar bi' yere kadar... (Gülüşmeler)Enough of all that. (Laughter)
Ona bir doları verdim ve yüzünde gülümsemenin belirmesini izledim.I gave him the dollar and watched the smile split his face.
Eğer buraya gidersem -- (Gülüşmeler)If I come over here -- (Laughs)
Bu, bir Bonobo'nun yüzündeki bir gülümseme.This is a smile on the face of a Bonobo.
Yani anlamadım... (Gülüşmeler)I mean what -- (Laughter)
(Gülüşmeler) dünyadaki bütün sunumların 9/10'undan daha iyi olacaktır. Gerçekten.Seriously.
(Gülüşmeler) Tamam mı?(Laughter) OK?
Öyleyse sadece okuyayım." (Gülüşmeler)So I will just read ahead." (Laughter)
Onun nasıl dans ettiğine bakabilirim... (Gülüşmeler)It will actually bring it to life. And I can see how it might dance. (Laughter)
Bu durumda bana tanrı muamelesi yapıp tapınmaları gerekiyor. (Gülüşmeler)I can get out of the UFO and walk up, and they should be worshipping me at this point as a god.
İlgili Sayfalar