gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
- Neden gülüyorsun?- Why are you laughing?
Çıng çıng [gülüşler](laughing)
Bazen de şöyle deriz "Hiçbir şey yapma," ve sonra yapmamaya çalışırsın. [gülüşler]Sometimes we say, 'Don't do' and then you try not to do.
Buraya gel, üstünde ufak bir örümcek var. Onu senin için alayım. [gülüşler]'Come here,' there's a little spider and then take it from him.
Gel örümcek, şuna bakın. Oraya buraya atlayıp duruyor. [gülüşler]'Spider come,' now look this one jumping around there.
Ve şimdi bir kaç dakika için sana hiçkimse olma şansı veriyorum ve sen gülümsüyorsun.Now I give you a few minutes to be nobody and you're smiling.
Hiçkimse'nin yüzüne bakmak istiyorum. [gülüşler]I want to look at the face of nobody.
Gülüyorum çünkü mutluyum.I'm not joking only.
İki hiçkimse buluşunca ne olur? [gülüşler]When two nobodies meet, what happens?
[gülüşler] yah...Get over it. Say, 'Aah!
İlginçtir, nasıl olduysa gayet enerjetik hissediyorum. [gülüşler]'Strangely, I feel quite energetic somehow.'
Ben senden daha iyi bir hiçlik olacağım. [gülüşler]'I want to be a better nothing than you.'
Gülüyorsunuz ama bu kitap hayatımı değiştirdi.You guys are laughing, but you know, this book changed my life.
Çok fazla bilgi, profesör. (Gülüşmeler).(Laughter)
(Gülüşmeler) ("10.000 füze ") İçerik bu.(Laughter) ("10,000 missiles") This is the context. This is where we are now in Israel.
Yani bu onun (Gülüşmeler)(Laughter)
Ona gülümsedin mi?Did you smile for him?
Her zaman gülümsediğim gibi.Like my usual self.
Hep gülümsemeyi seven biri olmuşumdur.I've always been someone who loves to smile.
Evet, her zaman gülümsersin.Yes, that's just like you.
O kadar çok gülüyordu ki gülmeyi durduramıyordu ve elinde benim belgem duruyordu.He was laughing so hard, he could not stop and he was holding my assignment in his hand.
Ve benden iki tane var. (Gülüşmeler)And there's two of me.
Aileler her zaman "Bebeğim ne zaman gülümsemeye başlamalı?" diye soruyorlar. Bebekler geneldeLaughing is not a sign of intelligence, but baby having emotions is a sign of intelligence.
Neden gülüyorsun?Why are you laughing?
Tüm varlığını senden alacak kişinin karşısında gülüyor musun yani?In front of the person that is going to take all your inheritance.
"Nasıl bu kadar gülümseyebiliyorsun?" diye soruyor"How come you smile so much?"
(Gülüşmeler) Umarım.(Laughter) I hope.
"Yumurta çırpıcısı Sentrifüjü" (Gülüşmeler) ve yolladık, ve iade mektubu olarak geri geldi.(Laughter) And we sent it off, and by return mail it came back.
Çok teşekkurler (Gülüşmeler)Thank you very much. (Laughter)
"hızdan kaç uzun yaşa" gülüşmeler(Laughter)
Niçin kendinizi yaşlı bir insan gibi gösteriyorsunuz? gülüşmeler(Laughter)
Gülüşmeler. Alkışlar(Laughter) (Applause)
AG: biraz kilo verirsen. gülüşmelerAG: If you lose a bit of weight. (Laughter)
Bu yüzden bir gülümsemeyi gülümseme olarak görüyordu.So it sees a smile as a smile.
Alaycı bir gülümsemeyi veya mutlu bir gülümsemeyi fark edemiyordu veya hüsran dolu bir gülümsemeyi.It doesn't recognize an ironic smile, or a happy smile, or a frustrated smile.
Şimdi gülümse ve repliğini söyle.Now, smile and say your Iine.
Bir, iki, gülümse!One, two, smile!
Maa...Kırmızııı (Gülüşmeler)Blue. Red. (Laughter)
(Gülüyor) 9 Eylül'den önce yaptığım şeylerden gibi --(Laughter) One of the things I did just before 9/11 --
Ve işte burada gülümsemeyi görüyoruz.And we see here the smile.
Ama şimdi herşeyin gülüşünde saklı olduğunu biliyorum.(Laughter) But now I know it was all in his smile.
Parlayan bir gülümsemesi olan oyuncularsa yaklaşık 80 yıl yaşadılar.lived an average of almost 80 years.
Hatta görme engelli bebekler bile insan sesini duyunca gülümsüyorlar.And even blind babies smile to the sound of the human voice.
Bu salondaki kaç kişi günde 20 defadan daha fazla gülüyor?How many people here in this room smile more than 20 times per day?
Bu 25 bin dolarlık bir gülümseme demek.(Laughter) That's like 25 grand a smile.
Adama gülüp geçiyorlar.They laugh him off.
Siz gülüp eçemiyorsunuz.You don't laugh him off.
O da geldi. (Gülüşmeler) (Alkış) Ve o zamandan beri fikrin savunucusu oldu.Which he did -- (Laughter) (Applause) -- and has since become a great advocate of the whole idea.
Düz gitmek için gülümse.Now smile to go straight.
Eserin adı -- "Sabahın dördünde Saray"-- (Gülüşmeler) 1932.Its title -- "The Palace at Four in the Morning -- (Laughter) 1932.
Ve sonra -- (Gülüşmeler) üç paragraf sonra bu güzellikle karşılaşıyoruz:And then -- (Laughter) three paragraphs later we get this little beauty:
Şu güne kadar içine girdiğim tek "Riziko!" yarışmacısı. (gülüşmeler)The only other "Jeopardy" contestant to this day I've ever been inside.
(Gülüşmeler) 18. yüzyıl İngiliz düşünürü ve ilahiyatçısı, Dr.Johnson'ın arkadaşı,(Laughter) The great 18th-century British theologian and thinker, friend of Dr. Johnson,
Önce müşterileri karşılar... ...sonra herkese gülümser.At first, she welcomes people and smiles at everyone.
Hayatı hafife alan... ...ve gülüp geçen biri.Somebody who laughs and takes life with ease.
- Gülümse!- Smile!
Beni neşelendirecek bir gülücük ve sıcak bir kahve.I was given hot coffee and a smile to cheer me up.
Geçen hafta kaya gülünün, helianthemum'un bu fotoğraflarını çektim Dorset'te.Last week I took these pictures of rock rose, helianthemum, in Dorset.
Yemek yiyor, uyuyor, gülüyor ve ağlıyorum.I eat, I sleep, I laugh, I cry.
(Video)(Gülüşmeler)Siz huzurlu insanlarsınız.(Video) (Laughs) You are peaceful people.
İlgili Sayfalar