gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)And she said, "Well, it is pretty, but, you know, our color, really, it is green." And -- (Laughter)
Öylesine - (Gülüşmeler) - öylesine muhteşem![Butterfly] (Laughter) So cool!
(Gülüşmeler.) (Alkış.) Bu benim de hoşuma gidiyor.[Green is the new black ...] (Laughter) (Applause) I like that, too.
Her neyse. (Gülüşmeler.) (Alkış.)Anyway -- (Laughter) (Applause)
(Gülüşmeler.) Geliştiricilerin para kazanmaları benim için bir sorun değil.(Laughter) So I don't have a problem with developers making money.
(Gülüşmeler.) Ama karar verme aşamasında halk destek gruplarının da masada olması gerekiyor.But grassroots groups are needed at the table during the decision-making process.
Saf varlık var, ego varlık var ve sen varsın. [Gülüşler]There's the pure Being, there's the ego-being, and there's you.
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)And then, finally, that is our network. And these are our Thai tulips. (Laughter)
Doğrusu ben bunları söylerken gülüyordu, 17 yaşındaydım, henüz çocuktum.Well, he was laughing. I was 17 years old. I was a kid.
(Gulusmeler) (Alkislar)(Laughter) (Applause)
1, 2, 3 (Gülüşmeler)One, two, three. (Laughter)
Orada tam olarak "Wat ar ou rea in?" yazıyor. (Gülüşmeler)It literally says, "Wat ar ou rea in?" (Laughter) Right?
(Gülüşmeler) (Gülüşmeler) (Video) Adam:(Laughter) (Laughter) (Video) Man:
Dolayısıyla bilimsel makale, "Evvel zaman içinde..." diye başlıyor. (Gülüşmeler)As a consequence, this science paper begins, "Once upon a time ... " (Laughter)
(Gülüşmeler) Biz bunu inceleteceğiz dedik.(Laughter)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)It took four months to do the science, two years to get it published. (Laughter)
Şimdi... (Gülüşmeler)Now ... (Laughter)
(Bağrışmalar) (Gülüşmeler) (Bağrışmalar) (Gülüşmeler)(Shouts) (Laughter) (Shouts) (Laughter)
Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çok meşakkatli bir araştırmaydı (Gülüşmeler)(Laughter)
Konu ile alakalı değil ama -- (Gülüşmeler)Unrelatedly -- (Laughter)
Ona bakıp gülümsedim, ama o çok ciddiydi.And I would look at her and I'd smile, but she was very serious.
Eee... [Gülüşler]Ahhh... [Laughter]
[Gülüşler ve alkışlar] Tamam...Okay, the other ...
[Gülüşler ve alkışlar][Huge laughter and applause]
Bu arada bunu, en eski Çarkıfelek oyunu kabul edebilirsiniz. (Gülüşmeler)You may regard this as perhaps the most ancient game of Wheel of Fortune.
"Kadın Çalışmaları 101" içeriğimle, masadakilerin derslni verecektim. (Gülüşmeler)And I am about to go all Woman Studies 101 on this table.
"Aslında benim kocam da bazen pembe t-shirtler giyer" (Gülüşmeler)"Well, sometimes my husband wears pink shirts." (Laughter)
(Gülüşmeler) ben de size şimdi tavuğu nasıl düzeltebileceğimizi anlatacağım.(Laughter) So that's what I'm here to tell you about: how we are going to fix a chicken.
(Gülüşmeler) Çok teşekkür ederim.(Laughs) Thank you very much.
(Mikrodalga biplemeleri) (Gülüşmeler)(Microwave beeps) (Laughter)
Eğer olmasaydı -- (Gülüşler) (Alkışlar)(Applause)
Niye gülüyorsunuz dedim yahu!I said, hey why are you laughing?
Bu arada tabi bu başlığın taslak hali... (Gülüşmeler)That's just a working title, by the way. (Laughter)
Tahmin edilemezdir... (Müzik) (Gülüşmeler) şu garip kır yolu gibi.It's unpredictable -- (Music) (Laughter) like this odd country road.
(Süt türevlerinden yapılan bir tür kremşanti) (Gülüşmeler)And it's also very risky.
(Gülüşmeler) (Video) CL:[fMRI of Hip-Hop Rap] (Laughter) (Video) CL: We're here with Emmanuel.
Randolph Hotel hariç. (Gülüşmeler)(Laughter) (Applause)
(Gülüşmeler) Hepimiz bunun iyi tarafını biliyoruz, o yüzden kötü tarafından bahsedeceğim.We all know what's good about it, so I'm going to talk about what's bad about it.
Gerçek daha çok şöyle. (Gülüşmeler) (Eskiden her şey çok kötüyken her şey daha iyiydi.)[Everything was better back when everything was worse]
(Gülüşmeler) (Alkışlar) (Başaracaksınız.)[You'll do] (Applause) (Laughter)
"Wow, bu Çince'de "insanlar" anlamına gelen karakter!" gülüşmeler"Wow, that's the Chinese character for the word 'people.'" (Laughter)
Binayı Çin oranlarında 3 defa ölçekledik, ve Çin'e gittik. gülüşmeler.We scaled the building up three times to Chinese proportions, and went to China. (Laughter)
Elbette bizde hemen onunla tamamen hemfikir olduk. gülüşmeler alkışlar.So we obviously profoundly agreed with him. (Laughter) (Applause)
Maalesef, Bay Chen yolsuzluk yüzünden şu an hapiste. gülüşmelerUnfortunately, Mr. Chen is now in prison for corruption. (Laughter)
Danimarka^da, bizim ulusal hayvanımız kuğu var. gülüşmelerDenmark, we have a national bird, the swan. (Laughter)
Kanal turlarında dahi güçlükle görülüyor. gülüşmelerThat can actually hardly be seen from the canal tours. (Laughter)
Panda ile değiştirmemizi önerdi. gülüşmeler"Suggest change to panda."
Deniz Kızını Çin'e gönderip göndermemek konusunda münazara ettiler. gülüşmeler Alkış(Laughter) (Applause)
Eğer Çin hükümeti ısrar ederse, bu bir panda bile olabilir. gülüşmelerBut if the Chinese government intervenes, it might even be a panda. (Laughter)
Bu bankanın direktörü, hala gülümserken. gülüşmelerThis was the director of the bank when he was still smiling. (Laughter)
Sandalyeler masalara çıkmıştır ve hala içer, çok fazla içer. (Gülüşmeler)The chairs are on the tables and still drinking, and he drinks a lot.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)So, when the only woman in your life is your mother-in-law, you have a problem.
Sen yanlış kanıtlamak mayst severler 'perjuries, vallahi gülüyor söylüyorlar.Thou mayst prove false; at lovers' perjuries, They say Jove laughs.
Çatık gece gri-ey'd sabah gülümsüyor FriarFRlAR The grey-ey'd morn smiles on the frowning night,
Keşiş Bu yüzden bu kutsal hareket üzerine göklerin gülümsemeFRlAR So smile the heavens upon this holy act
Venüs gözyaşı bir ev değil gülümsüyor için.For Venus smiles not in a house of tears.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.To move the heavens to smile upon my state, Which, well thou know'st, is cross and full of sin.
Benim bakışım özellikle -- (Gülüşmeler)Now my perspective is a particularly -- (Laughter)
Ve gerçekten inanıyorum ki, biz bunu değiştiririz. Her seferinde bir gülüşle.And I think, I truly believe, that we can change this thing one laugh at a time.
Sen gerçekten o cüceye, o gülünç "devr-i daim" e inanıyor musun?And you actually believe in your dwarf, do you? In your "recurrence"?
İlgili Sayfalar