gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Şükran denilen tatil sonrası (Gülüşmeler)"This dish is particularly popular after that holiday you call 'Thanksgiving.'" (Laughter)
Ve bununla beraber-- gülüşmeler, bu çok yakında sinemalarda oynayacak bence.And so with that, coming to a -- (Laughter) coming to an operating theater near you soon, I believe.
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)But that doesn't prevent them from both being completely false. (Laughter)
Şimdi, aslında buda,sınırlı da olsa, ayrı bir kavram yanılgısı(gülüşmeler)Now actually, that's just another parochial misconception. (Laughter)
İnsanların yüzüne gülücük konduran bir endüstri varsa, işte o Nollywood'dur.If you have an industry that puts a smile on people's face, that's Nollywood.
Bu fotoğraf bir kaç yıl sonrasından, Bragg zorla gülümserken.This is a photograph several years later, when Bragg had cause to smile.
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.And I'm smiling, sort of forced, I think, because the girl I had, boy, she was gone.
Ve sonra,bunun gibi olur --(Vvvvaavv !)--bilirsiniz ... (Gülüşmeler)And then I'll kind of be like -- (Vvvwow!) -- and then they're like, "Whoa!" (Laughter)
Ve hafifçe gülümseyerek çeneleri ile küçük balıklar hoş geldiniz! 'And welcome little fishes in With gently smiling jaws!'
Ve kartal yavrusu bir gülümseme gizlemek için başını eğildi: bazı diğer kuşlar tittered sesli.And the Eaglet bent down its head to hide a smile: some of the other birds tittered audibly.
Kraliçe gülümsedi ve geçti.The Queen smiled and passed on.
'Evet, ama makul bir hızda büyüyecek,' Fındık faresi, şunları söyledi: 'gülünç değil moda. ''Yes, but I grow at a reasonable pace,' said the Dormouse: 'not in that ridiculous fashion.'
Kral bir gülümseme ile, 'Sonra kelimeleri uymaz,' mahkeme yuvarlak dedi.'Then the words don't FlT you,' said the King, looking round the court with a smile.
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Never, ever think outside the box.) (Laughter)
Çünkü onlar olmadan tam bir yabancı olurdun" (Gülüşmeler)Why, without them, you'd be a total stranger." (Laughter)
Büyük bir gülümsemesi var.She's got a big smile.
BBC, RFI, ( Gülüşmeler)(Laughter)
Ama hala düşünüyorum ki - (Gülüşme) bu söz bunun bu seneki versiyonu olabilir.But I still think that this -- (Laughter) -- may be this year's version of this.
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)I am forced to ask myself a question. ("Do architects have ears?") (Laughter)
Bazı yakın arkadaşlarım mimar (Gülüşmeler) ve kesinlikle kulakları var.Some of my best friends are architects. (Laughter) And they definitely do have ears.
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)When I was Poet Laureate, there I go again -- I can't help it, it's true -- (Laughter)
Ve bunlar da-- (Gülüşmeler)And these -- (Laughter)
Neyse-- (Gülüşmeler)So anyway -- (Laughter)
"Olur tabii." dedim. (Gülüşmeler)"Yes." (Laughter)
Şimdi ... (Gülüşmeler)So ... (Laughter)
Dün akşamdan sonra bugün akşamdan kalmaysak buna gülüyoruz.We laugh at the hangover that we had from yesterday's drinking.
İlkel insan ise dünyay bakıp sadece gülümsüyor.But the primitive man, just looks at the world and grins.
Gulusmeler Onu ben getirdim.(Laughter)
X "bilinmeyendir," çünkü İspanyolca'da "Ş" diyemezsin. <i>(Gülüşler)</i>X is the unknown because you can't say "sh" in Spanish. (Laughter)
Çok şaşırdı, gülümsedi ve ben basıldığında eve saldırı.He was startled, smiled, and I pressed my attack home.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.I smiled to think that, after all, it was yet he, of us two, who had the light.
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerAnd when you smile, the whole world stops and stares for a while,
Gülümseyişi, gülümseyişi O bunu hiç sevmiyor ama bence çok ateşliHer laugh, her laugh she hates but I think its so sexy.
Gulu gulu, gulu gulu, gulu gulu.Gobble, gobble, gobble, gobble, gobble.
Lisedeki geometri öğretmenimi gördüm, Mr. Rucell'i Palabıyıklarının altındaki çarpık gülümsemesiyle.I saw my geometry teacher in high school, Mr. Rucell's wry smile under his handlebar mustache.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.That's the smile I use -- that's his smile.
Hey, gülümse!Hey, smile!
- Parlak bir gülümseme.- A bright smile.
Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.But whenever Sangmin came, a smile would spread on your face.
(Gülüşmeler) Bu yüzden pek bir şey söylemeyecekti.So, he wouldn't say much.
(Müzik) (Gülüşmeler) (Alkış) (Müzik)(Music) (Laughter) (Applause) (Music)
(Müzik) (Gülüşmeler) (Müzik)(Music) (Laughter) (Music)
Burada da benim yaptığım kartları aşırma, (Gülüşmeler)And that's the stealing cards, which I did. (Laughter)
Ve şimdi -- (Gülüşmeler)Direct in the right brain, that's much better. And so -- (Laughter) --
Oh, unuttum, karıştırmamalıyım ama sanırım -- (Gülüşmeler)Oh, I forgot, I shouldn't shuffle but I think -- (Laughter)
Şimdi -- (Gülüşmeler)Now -- (Laughter)
Bu gülüşü seviyorum-- evet!I like that laugh, yeah!
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Laughter)
Dur de. Dur.) (Gülüşmeler)Stop.) (Laughter)
Burun deliklerini de tıkayabilirsin, çünkü bazı erkekler şey düşünüyor -- (Gülüşmeler)You can take the nostril too, because some guys think -- (Laughter)
Ama bazen -- (Gülüşmeler)But sometimes -- (Laughter)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...I'm told they don't bite; in fact, they might not even leave that jar. (Laughter)
Mavi bir arka plan ve güvercin eklediğimizde ise Don Draper Free'si elde ederiz. (Gülüşmeler)And I can add in a blue gradient and a dove, and I have, like, Don Draper free.
Bu biraz rahat gibi. (Gülüşmeler)It's peaceful, like that.
Ve mağaza sahibi ise "Çok eskidir." der. (Gülüşmeler)And the shopkeeper would say, "It's old." (Laughter)
"Daha fazla bilgi verir misiniz?" "Ah, gerçekten çok eski bir parçadır bu." (Gülüşmeler)"Tell us more." "Oh, it's really old." (Laughter)
Tabi ayrıca "Sevişmek yasaktır." (Gülüşmeler)I'm not sure. And also "no love." (Laughter)
İşte Facebook ya da Google+ sayfanız, ve tabii ki gülümsüyorsunuz.Here is your Facebook or G+ page, and of course you're smiling.
(Gülüşmeler) Tamam.(Laughter)
Yiyecek yetiştirmek, bir parça arsa üzerinde ki umurunuzda bile olmayan bir arsada?" (Gülüşmeler)A warrant for planting food on a piece of land that you could care less about?" (Laughter)
İlgili Sayfalar