gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hakkında konuşmak istediğim son tablo anonimden "Anonim" (Gülüşmeler)The last painting I'm going to talk about is called "Anonymous" by anonymous. (Laughter)
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.One is the disconnection between his mouth that's smiling and his eyes that are wistful.
(Gülüyor) (Kahkahalar)(Laughs) (Laughter)
USA 'da mantra (öz.'le dua'da çok tekrarlanan söz) budur. gülüşmelerThat's interesting to me.
( Gülüşmeler )(Laughter)
Hem anne hem de bebek agulanmaya, oynaşmaya ve gülümsemeye başlarlar.And she begins to babble and coo and smile, and so does the baby.
Ve -- (Matkap sesi) (Gülüşmeler)And -- (Drilling noise) (Laughter)
Şuna bakın benim çoklu iş yapma eylemimin sonucu (Gülüşmeler)Look at that. This is my multitasking activity result. (Laughter)
30 yıl önce bu kulağa gülünç gelirdi.30 years ago that would have sounded ludicrous.
Üç topla jonglörlük kolay ve normal (gülüşmeler)Juggling three balls is simple and normal. (Laughter)
(Gülüşmeler) diğer şey de, gerçek bir şoktu.(Laughter) The only other thing is, it was a real shock.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.There was a big smile on his face which was unusual then, because the news mostly depressed him.
Hazır ben buradayken -- seyirciler arasında araba işinde olanlar olduğunu umuyorum -- (Gülüşmeler)Since I'm here -- and I hope some people in the audience are in the car business -- (Laughter)
Gülümsedi gördün mü?Did you see him smile?
(Gülüşme) (Alkış) (Müzik)(Laughter) (Applause) (Music)
(İngilizce 9'un okunuşu) (Gülüşme)(Laughter)
Teşekkürler. (Gülüşme)(Laughter)
Bu aslında oyun geliştirme cemiyeti için biraz şaşırtıcı oldu. (Gülüşme)(Laughter)
Bense gülüyorum, "Bilemedin!" diyorum.I'm laughing: " No, no wrong answer".
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)I'll lead the way out." (Laughter.)
Biliyorsunuz, ileri düzeyde bilim, havalı hokey masalarını kullanıyor -- (Gülüşmeler)You know, high science uses air hockey tables -- (Laughter)
Şimdi gülün bakalım istediğiniz kadar!Laugh while you can!
HaNi... gülümseyen yüzün var ya... dünyanın en güzel şeyi..Ha Ni, your smiling face is the best thing in the world.
Eğer her gün gülümseyen yüzünü görürsem,If I got to see your smiling face everyday,
Ve siz daha çok hata yaptıkça, anne babanız daha fazla gülümsedi.And the more mistakes you made, the more your parents smiled.
Bebeğinizin ilk yaşayacağı evre gülümsemedir.So the first milestone that you might be looking for in your baby is a smile.
Gülümseme geneldeAnd a smile usually occurs at two months of age.
Gülümseme genelde Bebeğinizin ilk yaşayacağı evre gülümsemedir. Gülümseme geneldeRolling usually happens around four months of age.
Gülümseme genelde 6. ay civarı ise ayağa kalkmayı başarırlar.And around six months a baby will sit up.
Bebeğinizin ilk yaşayacağı evre gülümsemedir. Gülümseme geneldeAnd then babies eventually start crawling around nine months of age.
Çok hızlı değil mi?Aslında benden de hızlı.. (Gülüşler)He's incredibly fast at it, too, faster than I am, in fact. (Laughter)
Sunbaenin gözlerinde neden her zman saklı bir hüzün var biliyorum artık.Ama arada bir gülümseyecekAnd for some reason, I can see the sad look in his eyes. But, there are times when he does smile.
Ji Hoo!muzun gülümsemesini yeniden kazanmasına yardım et.Please, make JiHoo . . . smile again.
Ben buna hep guluyorum, cunku o yoneticilerin nasil secildigini bilmiyorum, gercekten.I always laugh at this, because I have no idea how they're elected, actually.
(Gülüyor) Oldu.(Laughs) Right.
(Gülüşmeler) Şimdi.(Laughter) Now.
Pekala şimdi .. -ah olamaz- boşver gitsin (kalabalık gülüyor)Oh okay we're going -oh no- nevermind (crowd laughing)
Kurnazca gülümsedi.She smiles slyly.
laf arasında, ders kitabının genelde Tenten olduğunu ilk kez öğrenmiştim, (Gülüşmeler.)Well, I first discovered that the textbook was Tintin, mainly. (Laughter)
(Gülüşmeler.) (Alkış.)(Laughter) And this won't work.
(Çığlıklar) (Gülüşmeler)(Screaming) (Laughter)
İkinin sonsuz kere tekrar ettiğini düşünmek oldukça gülünç.It seems ridiculous to think that 2
"Öyle yapıyoruz çünkü güzel görünüyor, seni aptal." (Gülüşmeler)"Well, we just make it that way because it looks pretty, stupid." (Laughter)
Bu gülümsüyorum demek.This means, "I'm smiling."
Bir maymunum, (Gülüşmeler) bir kelebeğe öpücükler gönderen.I'm a monkey -- (Laughter) -- blowing kisses at a butterfly.
Fakat kız kımıldamıyor, gülümsemiyor, kaşlarını çatmıyor.But the girl does not budge, does not smile, does not frown.
Aslıda ilk 5-7 yıl, al gülüm - ver gülüm. Rakamlar yükseliyor.In fact, it's hunky dory: everything goes up.
(gülüşler) ancak ülke için harika değildir.-- and it's not great for their country.
(gülüşler) (alkışlar)-- but his arguments are compelling." (Laughter) (Applause)
Ve biz buna gülüyoruz çünkü O bedendir, ama aynı zamanda--And we're laughing doubly then because he's the body, but it's also --
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Two: Do the Middle Eastern characters laugh or smile without showing the whites of their eyes?
"Baharın en güzel zamanında benim için gülümser... çiçekler gibi kalbim neşeyle açar..."Smile for me, in the midst of springtime Like flowers, my heart blooms with joy
Tezgahın arkasında oturduğunu anımsıyorum, gülümsüyordu.I remember him sitting behind the workbench smiling.
Aslında göstermek gerekli miydi emin değilim -- (Gülüşmeler)I don't know if that was necessary to demonstrate -- (Laughter)
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.And he looked at me, and I smiled, and then I saw the tears start welling up in his eyes.
Onu aradım ve dedim ki, "Dinle, bir yarış koştum ve kazandım ve (Gülüşmeler)And I called him up and said, "Listen, I ran one race and I won ..." (Laughter)
(Gülüşmeler) 80'lerde Georgetown'da oynayan Patrick Ewing her yaz geliyordu.(Laughter) Patrick Ewing, who played for Georgetown in the '80s, comes back every summer.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.They've got that wryly smile on their mouth.
Bazen siz göremeden patlıyorlar, yani sesten hızlı oluyorlar. (Gülüşmeler)Sometimes they just explode before your eyes or come down supersonic.
(Gülüşmeler) (Gülüşmeler) 2009 yılında ilk kez DIYbio'yu duydum. (Do It Yourself Bio)In 2009, I first heard about DlYbio.
İlgili Sayfalar