gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
(Alkışlar) (Gülüşmeler)(Applause) (Laughter)
(Gülüşmeler) -- sanatın herhangi bir anlayışı için oyun bitti demek olur."(Laughter) — "will mean game over for any real understanding of art."
(Gülüşmeler) (Alkış) Bunun bir üzerinden geçmemiz gerek.(Laughter) (Applause)
(Gülüşme) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Bu yüzden... (Gülüşmeler)And so... (laughter)
Ben de "Katarlılar nerde?" dedim (Gülüş sesleri) (Alkış)(Laughter) (Applause) They said, "No, no, it's too hot. They come out later.
Onlar akıllılar." dediler (Gülüş sesleri) "Onlar işlerini bilirler".They're smart."
"Orası neresi?" dedi (Gülüş sesleri)I said, "What?" He goes, "Where is it?" (Laughter) I go, "You're the driver, you should know."
(Gülüş sesleri) (Alkış)Who would have thought?
O, üçüncüde yoktu. (Gülüşler)(Laughter)
Ben o süreci anlattı olan kolaylığı gülüyorsun tutamadı kesinti.I could not help laughing at the ease with which he explained his process of deduction.
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteAnd -- (Laughter)
Ve - (Gülüşmeler)(Laughter)
Gülücüklerden gözyaşlarına. Bu eski tütün reklamlarından biri.From laughs to tears -- this is one of the older tobacco commercials.
Gülünç bu.It's ridiculous.
Görmuyormusun?♫ ♫mutlu sevginin gülüşleri seninle paylaşayım♫Look at me. I'm happy. Can't you see? ♫ ♫ Let me share my happy loving smile with you. ♫
(Neden, neden bunu yapıyorsun?) (Gülüşmeler)(Laughter)
Bakın, ders kitabı, kürsüde duran bilge arkadaki uyuyan adam. (Gülüşmeler)Note the textbook, the sage on the stage, and the sleeping guy in the back.
(Gülüşmeler) - Merak etmeyin biz internetteniz.(Laughter)
(Gülüşmeler) Yüzde 99'u biplenirdi.(Laughter) 99 percent of it is just, would have been, you know, bleeped out.
Cidden çok gülünç.He's completely hilarious.
Eğer gülüyorsanız, ne demek istediğimi anladınız.If you're laughing, you know what I mean.
Bu yüzden -- Gülümseyin.So -- Smile.
Çarpık gülümsemesi, göğsü kıllı, 2. Dünya Savaşına bir gülümseme ve bir hobiyle gitti.Crooked smile, tuft of chest hair, he showed up at World War Il, with a smirk and a hobby.
MIT'de ve araştırma laboratuarlarında yedi yıl harcadığınızı hayal edin, (Gülüşmeler)(Laughter)
100 sayfa kadar sonra -- (Gülüşmeler)And 100 pages later. (Laughter)
( Gülüşmellr)(Laughter)
Yaşamımı altüst etti. (Gülüşler)It ruined my life -- (Laughter)
Green School'da öğrenciler gülümsüyor, okul için tuhaf bir durum, özellikle bana göre.At Green School, the children are smiling -- an unusual thing for school, especially for me.
Ve siz aslında- (Gülüşler)And you can actually -- (Laughter)
Size göstermek üzere olduğum resim- (Gülüşler) ilgi uyandıran bir resim.The picture I'm about to show you is a compelling picture. (Laughter)
Amerika'da biz biraz daha farklı bir yaklaşım gördük.Biz- (Gülüşler)In the United States we've had a somewhat different approach. (Laughter)
Şimdi bunun üzerine çalışmalıyım (Gülüşmeler).I've got a better idea.
(Gülüşmeler) 1990 yılında, üniversiteden ödül kabul etmek için(Laughter)
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"No use, went home." (Laughter)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)The hell with it. Way off." (Laughter)
En önemli şey mensch olmak." (Gülüşmeler)The most important thing is to be a mensch." (Laughter)
(Gülüşmeler) (Güler)(Laughter)
"Who Moved My Cheese? çok satan bir kitap.) (Gülüşmeler)He said, "Who wants to be weighed down by some nonsense emotions?"
(Gülüşmeler) Nazik davetiniz üzerine henüz iki gün önce Himalayalar'dan geldim.And so I just came, two days ago, from the Himalayas to your kind invitation.
Bu Marlboro ülkesinden. (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) Şimdi, mutluluktan bahsedeceğiz.So now, we are going to speak of happiness.
(Gülüşmeler) Mutlulukla ilgili henüz bir makale yazdım ve bir tartışma çıktı.I just wrote an essay on happiness, and there was a controversy.
İki metreye üç metreye boyutlarında ve hepiniz istediğiniz zaman buyurabilirsiniz. (Gülüşmeler)(Laughter)
Gülünç bir şey mi var ortada?What are you smilin' about?
Beni öyle öp ve gülümse ki... ...beni bekleyeceğini bileyim.So kiss me and smile for me
Bazı sanat tarihçileri bu resmin gülünç olduğunu düşünüyorlar.It's been described by some art historians as a kind of burlesque, actually.
(Gülüşmeler) Çünkü hepsi aynı zamanda başladılar ve o zamanlar 20'lerindediler.(Laughter) Because they all started at the same time with the boom about 20 years ago.
Gülüşmeler Alkış(Laughter) (Applause)
Çok sayıda maratonda bulundum, ama henüz düşeni görmedim. (Gülüşmeler)Now, I've been to a lot of marathons, and I've yet to see any ... (Laughter)
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.(Laughter) Feel sympathy, rather than contempt.
Başka nedenler var - (Gülüşmeler)There are other reasons -- (Laughter)
Böylece onlara Othello'dan bahsettim. Hiç duymamışlardı ama büyülendiler. (Gülüşmeler)I mentioned Othello; they'd not heard of it but were fascinated.
"Anneyle seks körleştiriciydi" (Gülüşmeler) (Alkışlar)"Sex With Mum Was Blinding." (Laughter) (Applause)
Tamamen gülünç, kesinlikle seksi bir kelime değil.It's a completely ridiculous, totally un-sexy word.
Yani, bu hikaye şöyle bitmelidir -- (Gülüşmeler) gereksiz bir şiddetle.So, it has to end with this -- (Laughter) -- gratuitous violence.
Sürekli boşalıyor, ve -- (Gülüşmeler) bu mutlu bir makina, size söyleyeyim.It's just continually ejaculating, and it's -- (Laughter) -- this is a happy machine, I'll tell you.
Bir başka eleştirmen "gülünç" dedi.Another reviewer called it "hilarious."
Açıkçası bunu herhangi bir kimsenin gülünç bulması beni rahatsız ediyor.Well, I'm really bothered by the fact that anybody would think that was hilarious.
Basından kaçmaya çalışan politikacıları göz hapsine alıyor (Gülüşmeler)(Laughter)
İlgili Sayfalar