gülü ile cümle
gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu bunu gülümsedi bir kişi baktı ne kadar güzel meraklı olduğunu düşünüyorum.It made her think that it was curious how much nicer a person looked when he smiled.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.He had a wide, red, curving mouth and his smile spread all over his face.
Harika bir fikir hemen yapalım " (Gülüşmeler)That sounds like a winner; we'll go with it." (Laughter).
Her sabah ofislerinin önünde 600 kişi kuyruğa girip karakterlerini geri istiyorlar. (Gülüşmeler)Every morning, there are 600 people queuing outside their offices to reclaim these characters.
(Islık) (Gülüşmeler)(Whistling) (Laughter)
(Gülüşmeler) Buna çok alıştım.(Laughter)
(Gülüşmeler) ♪♫♫♪♪♪♫♫♫♪♪♪ (Islık)(Laughter) (Music) (Whistling)
(Gülüşmeler) 2,5 metre uzunluğunda aldatıcı bir göze sahip boru.(Laughter) It's an eight-foot snout, with a googly eye.
İçinde kocaman bir robot kolu var ödünç aldım, (Gülüşmeler) bir arkadaşımdan.And inside it's got an 800-pound robot arm that I borrowed, (Laughter) from a friend.
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.One study found that people who smile in childhood photographs are less likely to get a divorce.
(Gülüşmeler) 1971'de buradaydım,(Laughter)
Taş, kağıt, makas, kertenkele, Spock, göster [gülüşmeler]Rock, paper, scissors, scissors, Spock, shoot. [laugh]
Makas [gülüşmeler],[gülüşmeler] sadece denedim.Scissors. [laugh], [laugh] I tried.
Taş Kağıt Makas Kertenkele Spock göster! [gülüşler]Rock Paper Scissors Lizard Spock Shoot!
[gülüşler] İşte bu.On paper just from spock.
(Gülüşmeler) (Alkış) ♫ Soble:(Laughter) (Applause) ♫ Sobule:
Sonra ben -- (Gülüşler)So I -- (Laughter)
(Gülüşler) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Şimdi gülümsüyorum.So I'm smiling.
Tamam, gülümse, kaşlarını çat.Okay, so you smile, frowning.
Ha Ni'nin en hoş hali gülümsediği anlardır.Ha Ni is the prettiest when she's smiling.
Onun gülümseyen haline derhal geri döndüreceğim.I'll make her return to a smiling face at once...
<- Ýlk öđrendiđimde, baktým... ...evet lan Ömer gibi koţuyor bu. Ömer gibi gülüyor.When I first found out about it, I realized that he runs like Omer, he laughs like Omer
Ţimdi yine gülüyor o bana.look, now he is smiling at me again
Ne gülüyorsun?Why are you laughing?
( Gülüşme )(Laughter) (Laughter)
(Gülüşmeler) Buna takılmıştı!He was obsessed with it!
Ya A'yı ya B'yi seçmek zorundasınız. (Gülüşler)You have to choose either option A or option B. (Laughter)
Atlantik Okyanusu'nu kürekle geçmeye karar verdim. (Gülüşmeler)(Laughter)
Ayrıca, gülümseyerek ve gözlerinizi daha iyidir kaldırma.As if it just came to you, and say 'and' a lot. Also, smiling and lifting your eyes is better.
Şimdi bana gülüyorsun?Now you laugh for me?
Neden gülüyorsun duruyorsun?Why do you keep laughing?
(Gülüşmeler) Teşekkür ederim.(Laughter) Thank you.
Fakat neyse, (Gülüşmeler)But anyway, (Laughter)
(Gülüşmeler) 2 numaralı opsiyon:(Laughter) Option number two:
(Gülüş sesi) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Arkadaş, "Simeon, gülümseyerek söyledi.Friend," said Simeon, smiling.
"Onu taşaklarından yakaladı" (Gülüşler)"she's got him by the balls." (Laughter)
(Müzik) (Gülüşmeler)(Music) (Laughter)
(Gülüşmeler) Dükkanda bluetooth kulaklığımla diğer insanlarla yaptığım konuşmaları duymalısınız.You should hear some of the phone conversations that I have with people on my Bluetooth in the shop.
İnsanlar böyle bakıyor... (Gülüşmeler)And people are looking like this ... (Laughs)
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.I sort of forget how bizarre some of those conversations are.
Bu sonuç için beklentilerimiz yüksek değildi. (Gülüşmeler)We didn't have high hopes for that outcome.
Size söyledim -- (Gülüşmeler)Now I told you -- (Laughter)
(Gülüşmeler). Onlar hakkında konuşacağız.(Laughter) We'll be talking about them.
(Gülüşmeler). Biçime bakabilirsiniz.(Laughter) You can look at the form.
Sadece söz edeceğim. (Gülüşmeler).(Laughter)
Ancak bizim "Frank" Yang olarak adlandırdığmız Chen Ning Yang -- (Gülüşmeler)But Chen Ning Yang, called by us "Frank" Yang -- (Laughter)
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Not a smile -- that really doesn't tell about who you are and what you feel.
Zaten herkes gülüyor.I probably know it already anyway.
Bir gülümsemeye neden olmak çok yorucu bir iş değil.To crack a smile is really no stress.
Ve [gülüşmeler] ben bile ağlıyordum.And [Laughter] I was even crying [Laughter].
[ Gülüşmeler ve alkış][Laughter and applause]
"Paralel bir evrende çapraz park edilmişim gibi hissediyorum."¥ (Gülüşmeler)"I feel like I'm diagonally parked in a parallel universe." (Laughter)
Gülüşmeler Galiba, kadının arkasındaki bir hayvan cesedi.I think that's an animal carcass behind her."
Gülünç olmayın!Don't be ridiculous!
Ancak buradan ayrılmanın en zor kısmı, işimizi yaparken çok gülüyor olmamız, olacak.The hardest part of leaving here will be the fact that we laugh so much at work.
Beşimiz: iki Amerikalı, iki İtalyan ve bir İspanyol, biz -- (Gülüşmeler)So the five of us, two Americans, two Italians and a Spaniard, we — (Laughter)
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Hurry up, hurry up.
Almanlardan daha iyi yaptığımızı söylemek yeter (Gülüşmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
İlgili Sayfalar