Ana içeriğe geç
Sözlük

gülüş ile cümle

gülüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
(Gülüşmeler) 1968'de benzer bir şeyi yine yaptı.(Laughter) He did it again in 1968.
Çok pahalı ve potansiyeli anlamak için -- (Gülüşmeler) pahalı.But that's expensive and to understand what the potential is -- (Laughter) -- it is expensive.
(Gülüşmeler) Hayır.(Laughter)
(Gülüşmeler) Gerçekten.Truly.
Bu bir sinirsel çöküşe neden oldu - (Gülüşmeler)This led to a little breakdown -- (Laughter)
Ve bunun 'anlayan bir gülüş' olduğunu biliyorum.And I know that's knowing laughter.
Sonra, tabii, anneciğime ve babacığıma baktım -- (Gülüşmeler)Then, of course, I looked at my mom and my dad -- (Laughter)
(Gülüşmeler) (Gayda sesi) (Gayda sesi) (Alkış) (Gayda sesi)(Laughter) (Bagpipes) (Bagpipes) (Applause) (Bagpipes)
(Gülüşmeler) MM:(Laughter) MM:
(Müzik) (Dinazor kükremesi) (Gülüşmeler)(Music) (Dinosaur roaring) (Laughter)
Biliyorsun ki, oda arkadaşın bir seri katil tek gözün açık uyumalısın (gülüşler)[Laughter] Okay? And you are finding God in prison.
Sonrada " Sağlık sigortamı kabul edermisin?" diye ekledi (Gülüşmeler)And then he said, "Do you accept my health insurance?" (Laughter)
Dua ederken gökyüzüne baktığımda, senin sevimli gülüşü tutuyormuş gibi hissediyorumWhen I look up at the sky as I pray, I feel as if I can hold your dear smile.
Gülüşün yarınlarımı aydınlatacak ve gükyüzünde güneş olacakYour smile will be the light leading me to tomorrow, and towards the sun in the sky.
Ama bir tane keçinin ırzına geç..." (Gülüşmeler)But you fuck one goat ... " (Laughter)
Hikaye anlatmak (Gülüşmeler) fıkra anlatmaktır.Storytelling -- (Laughter) is joke telling.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.I would say, we should call ourselves coctivors -- (Laughter) from coquere, to cook.
(Gülüşmeler) Kanıta dayalı tıp alanında olmasına göz yumduğumuz şey bunun bire bir aynısı.But this is exactly what we blindly tolerate in the whole of evidence-based medicine.
Burada komplikasyon, zatürre ve ölüm kavramlarının tıbbi terminolojideki karşılığı (Gülüşmeler)Complications is a medical euphemism for pneumonia and death. (Laughter)
Google'ın lobisinde böyle bir alet hoş olurdu. (Gülüşmeler)(Laughter)
(Ağzıyla ritim tutuyor) (Gülüşmeler) (Alkış)(Beatboxing) (Laughter) (Applause)
"Bu hangi dilde konuşuyor"... (gülüşmeler)"What language is he speaking?" (Laughter)
Kadınlara soruyorum, "Ne sıklıkta regli oluyorsunuz?" (gülüşmeler)(Laughter)
Yani -- (Gülüşmeler) eğer ben iyi bir Darwinciysem, bunun bir sebebi olduğunu düşünmem gerekir.I mean -- (Laughter) if I'm a good Darwinist, I've got to believe there's a reason for that.
Bunlar birinde, gerçek olanı alıp... (Gülüşmeler)One of them is to take that real ... (Laughter)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)And I say, "Cate, what do you want to do?" (Laughter)
Tavsiyeniz var mı? (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) (Alkışlar) (Gülüşmeler)(Laughter) (Applause) (Laughter)
Bu da yetmezmiş gibi, ve de sizlerin "yetmez" cevabınızdan yola çıkarak -- (Gülüşmeler)And if that wasn't enough, and judging by your response, it's not ... (Laughter)
Gideceğimi ya da yapacağımı ben önermiyorum, ama ... (Gülüşmeler)I wasn't suggesting that I was going to go and do it, but ... (Laughter)
"Ooo, yapma ama!" dedim. (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) Adamın birazdan geri gelip şöyle diyeceğini düşündüm,Thought the guy was going to come back and be like,
(Gülüşmeler) 5 gram satın aldım.(Laughter) I bought five grams. 10 dollars.
(Gülüşmeler) O zamana kadar şakalarımı anlatmaya devam edeceğim.(Laughter) Til then, I'll keep telling jokes.
(Gülüşme) (Gülüşme)They're quite fun.
Stewart Brand muhtemelen tam merkeze bir micro-nükleer reaktör koyardı. (Gülüşme)Stewart Brand would put a micronuclear reactor right in the center, probably.
Big Dig (Gülüşme)The Big Dig -- (Laughter)
Bu yüzden aracın yayalarla iletişim kurabileceği stratejiler geliştiriyor,--(Gülüşme)So he's developing strategies so the vehicle can communicate with pedestrians, so -- (Laughter)
Bu projenin en sevdiğim yanı, daha olmayan bir sorunu çözmüş olması--(Gülüşme) (Gülüşme) (Alkış)What I love about this project is he solved a problem that doesn't exist yet, so -- (Laughter)
Biliyorsunuz, burası Starbucks. (Gülüşme)This is Starbucks, you know.
Ve işler böyle gidiyordu. (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) 21. Peki güzel.(Laughs) 21.
(Gülüşmeler) Milgram Psikiatristlere soruyor,So Milgram asks 40 psychiatrists,
Ah, Mark -- (gülüşmeler)Ah, Mark -- (Laughter)
(gülüşmeler) 1,860 -- iyi miyim? (gülüşmeler)(Laughter) 1,860 -- am I good?
(gülüşmeler) Şanslı hissediyor muyum?(Laughter) (Shouting) Am I feeling lucky?
(gülüşmeler) 2001 Mart ayında -- (gülüşmeler)(Laughter) In March of 2001 -- (Laughter)
Ben bilmiyorum. (gülüşmeler)I don't know.
Özür dilerim. (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) Herkesin bulduğum cevabın doğru olduğunu bilsin, çünkü bu büyük son, tamam.Make sure everybody knows that I got the answer right, because this is my big finish, OK.
Kampanyanın adı "No Loo, No I Do" (Tuvalet yoksa Hayır) (Gülüşmeler)It's called "No Loo, No I Do." (Laughter)
"Hoş kedi." (Gülüşmeler)"Nice cat." (Laughter)
"En İyi Uçucu Olduğunu Düşünen Baykuş." (Gülüşmeler)"The Owl Who Thought He Was The Best Flyer." (Laughter)
Evet. (Gülüşmeler)(Laughter)
Öğretmenlerimin eğlenceli resimlerini çizdim -- (Gülüşmeler) -- ve onları elden ele dolaştırdım.I drew funny pictures of my teachers -- (Laughter) -- and I passed them around.
"Çok yeteneklisin." (Gülüşmeler)"You're really talented." (Laughter)
"Ona okumayı ben öğrettim." (Gülüşmeler)"I taught him how to read." (Laughter)
"Buradayım" diye cevap verdi. (Gülüşmeler)And she responded with, "I'm here." (Laughter)
(Nepriemliv.) (Gülüşler)Unacceptable. Nepriemliv. (Laughter)
Genç görünüyorum, ama genç değilim --(Gülüşmeler)From 1971 to 1977 --
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod