Bunu da ekleyelim. Oldu işte. (Gülüşmeler)Šup tam s tím. .
Bunu gördüğüme sevindim. (Gülüşmeler)本当に
"Bunu hep mi yapıyorsun?" (Gülüşmeler)"Το κάνεις αυτό όλη την ώρα;" (Γέλιο)
Bunu karşılayabilecek olanla mı geleceğin süper ırkı olacak? (Gülüşmeler)Μόνο όσοι θα έχουν την οικονομική δυνατότητα θα ανήκουν στην υπερ-φυλή του μέλλοντος; (Γέλια)
Bunu kim böyle katlamış ve neden? ( Gülüşmeler)Ποιος δίπλωσε αυτό το πράγμα εκεί πέρα και γιατί; (Γέλια)
Bunun en iyi yanı, konser kulağa hoş gelmiyorsa, bu onların suçu. Benim değil, çünkü -- (Gülüşmeler)Плюсом в цьому є те, що, коли концерт звучить не дуже гарно, це їхня провина, не моя, тому що - (Сміх)
Bunun en iyi yanı, konser kulağa hoş gelmiyorsa, bu onların suçu. Benim değil, çünkü -- (Gülüşmeler)Хорошая новость в том, что если концерт не удался, это вина зрителя, но не моя, потому что... (Смех)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Ik denk niet dat dat gaat gebeuren. Ik denk niet dat - (Gelach)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)아시다시피, 그럴일은 없을겁니다. 그리고, 저는 (웃음)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Nemyslím si, že sa to stane. A nemyslím si -- (Smiech)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Nie sądzę, że to nastąpi. Nie sądzę też-- (śmiech)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)No creo que eso vaya a pasar. Y no creo que -- (Risas)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Non penso che succederà mai. E non credo -- (Risate)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Rozumíte, nemyslím si, že se to stane. A nemyslím si -- (Smích)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Știți voi, eu nu știam ce se va întâmpla defapt.
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Tôi không nghĩ rằng điều đó sẽ xảy ra. Và tôi không nghĩ -- (Cười)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Vous voyez, je ne pense que ça va se produire. Et je ne pense pas -- (Rires)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Знаете ли, според мен няма да стане така.
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)Я не думаю, что это случится.
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)אני לא חושב שזה יקרה. ואני לא חושב -- (צחוק)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)لا أعتقد أن ذلك سيحدث ولا أعتقد... (ضحك)
Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ve zannetmiyorum ki -- (Gülüşmeler)そして... (笑) 故意に危険なロボットを作るということは
Bunun gerçekten keyfli bir hikaye olduğunu düşünmüştüm. (Gülüşme). Bu böylece uzayıp gidecek.Et j'ai pensé que ce serait une histoire vraiment réjouissante, (rires) ça va vraiment aller loin.
Bunun için aldığım ödemenin hepsi bu mu? (Gülüşmeler)Τόσα πολλά θα μας πληρώσεις; (Γέλια)
Bunun kusuruna bakmıyorum. (Gülüşmeler)Puściłem to mimo uszu (Śmiech)
Bunun sonunda ne olduğuna bakın. (Gülüşmeler)(笑)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Durante la guerra l'avevamo capito. (Risate)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)En la guerra ya lo sabíamos. (Risas)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Ezt a háború alatt is tudtuk. (Nevetés)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Het geeft meer effect als voedsel voor varkens. We wisten dat tijdens de oorlog.
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)전쟁 동안에 우리는 이미 알았습니다. (웃음)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Nous savions cela pendant la guerre. (Rires)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Știam asta în timpul războiului. (Râsete)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)To sme vedeli už počas vojny. (Smiech)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)To už jsme věděli za války. (Smích)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Vi visste det under kriget.
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Wiedzieliśmy o tym w czasie wojny. (Śmiech)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Wir wussten das schon zu Kriegszeiten. (Lachen)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Αυτό το γνωρίζαμε στη διάρκεια του πολέμου. (Γέλια)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Знаехме го по време на войната. (смях)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)Мы знали это и в годы войны. (Смех)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)ידענו את זה בזמן המלחמה. [צחוק]
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)عرفنا ذلك خلال الحرب. (ضحك)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)嬉しいことに 人々は食料廃棄問題に対して
Bunu yapmak için kimsenin iznini istemedik; sadece yapıyoruz. (Gülüşmeler)Nikogar nismo prosili za dovoljenje, ampak preprosto delamo to, kar delamo.
Bunu yapmak için kimsenin iznini istemedik; sadece yapıyoruz. (Gülüşmeler)Od nikoho sme si nepýtali povolenie, jednoducho to len robíme.
Bunu yapmak için kimsenin iznini istemedik; sadece yapıyoruz. (Gülüşmeler)Мы не просим разрешений, мы просто делаем это.
Bu ofisimde herhangi bir gün. (Gülüşmeler) (Alkış)Nên đây sẽ là 1 ngày mới ở văn phòng. :))
Bu ofisimde herhangi bir gün. (Gülüşmeler) (Alkış)Så skål för en dag till på kontoret, (Skratt) (Applåder)
Bu olay beni burada bile feci korkutuyor. (Gülüşmeler)Quindi questa cosa mi fa andare fuori di testa.
Bu olay şunu düşündürüyor... Bu tavrın yanlarına kâr kalacağını nasıl düşündüler ki? (Gülüşmeler)Điều này dẫn đến 1 câu hỏi, rằng điều gì làm cho họ nghĩ họ có thể bỏ mặc những chuyện như thế?
Bu olay şunu düşündürüyor... Bu tavrın yanlarına kâr kalacağını nasıl düşündüler ki? (Gülüşmeler)E questo ci porta alla domanda, cosa ha fatto loro pensare che potevano cavarsela con una cosa del genere?
Bu olay şunu düşündürüyor... Bu tavrın yanlarına kâr kalacağını nasıl düşündüler ki? (Gülüşmeler)Vandaar de vraag: waarom dachten ze dat ze zouden wegkomen met iets dergelijks?
Bu olay şunu düşündürüyor... Bu tavrın yanlarına kâr kalacağını nasıl düşündüler ki? (Gülüşmeler)Возникает вопрос: что вообще привело их к мысли, что это сойдёт им с рук?
Bu olumlu görüşmeye geldiğiniz için memnun değil misiniz? (Gülüşmeler)Ben je blij dat je vandaag naar dit positieve verhaal bent gekomen?
Bu olumlu görüşmeye geldiğiniz için memnun değil misiniz? (Gülüşmeler)Δεν χαίρεστε που ήρθατε σ' αυτή τη θετική συζήτηση; (Γέλια).
Bu projenin en sevdiğim yanı, daha olmayan bir sorunu çözmüş olması--(Gülüşme) (Gülüşme) (Alkış)Ce-mi place la proiectul ăsta e că rezolvă o problemă care nu a existat și nu există încă. (Râsete) (Aplauze)
Bu projenin en sevdiğim yanı, daha olmayan bir sorunu çözmüş olması--(Gülüşme) (Gülüşme) (Alkış)Het leuke aan dit project is dat hij een probleem oplost dat nog niet bestaat. (Gelach) (Applaus)
Bu projenin en sevdiğim yanı, daha olmayan bir sorunu çözmüş olması--(Gülüşme) (Gülüşme) (Alkış)이 프로젝트에서 제가 제일 좋아하는 부분은 그가 아직 발생되지, 아니 존재하지 않는 문제를 (웃음) 해결했다는 것입니다 (박수)
Bu projenin en sevdiğim yanı, daha olmayan bir sorunu çözmüş olması--(Gülüşme) (Gülüşme) (Alkış)Mir gefällt, dass er ein Problem löste, das noch gar nicht existiert, und - (Gelächter) (Gelächter) (Beifall)