Ana içeriğe geç
Sözlük

gülüş ile cümle

gülüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama hala düşünüyorum ki - (Gülüşme) bu söz bunun bu seneki versiyonu olabilir.But I still think that this -- (Laughter) -- may be this year's version of this.
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)I am forced to ask myself a question. ("Do architects have ears?") (Laughter)
Bazı yakın arkadaşlarım mimar (Gülüşmeler) ve kesinlikle kulakları var.Some of my best friends are architects. (Laughter) And they definitely do have ears.
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)When I was Poet Laureate, there I go again -- I can't help it, it's true -- (Laughter)
Ve bunlar da-- (Gülüşmeler)And these -- (Laughter)
Neyse-- (Gülüşmeler)So anyway -- (Laughter)
"Olur tabii." dedim. (Gülüşmeler)"Yes." (Laughter)
Şimdi ... (Gülüşmeler)So ... (Laughter)
Gulusmeler Onu ben getirdim.(Laughter)
X "bilinmeyendir," çünkü İspanyolca'da "Ş" diyemezsin. <i>(Gülüşler)</i>X is the unknown because you can't say "sh" in Spanish. (Laughter)
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.That's the smile I use -- that's his smile.
(Gülüşmeler) Bu yüzden pek bir şey söylemeyecekti.So, he wouldn't say much.
(Müzik) (Gülüşmeler) (Alkış) (Müzik)(Music) (Laughter) (Applause) (Music)
(Müzik) (Gülüşmeler) (Müzik)(Music) (Laughter) (Music)
Burada da benim yaptığım kartları aşırma, (Gülüşmeler)And that's the stealing cards, which I did. (Laughter)
Ve şimdi -- (Gülüşmeler)Direct in the right brain, that's much better. And so -- (Laughter) --
Oh, unuttum, karıştırmamalıyım ama sanırım -- (Gülüşmeler)Oh, I forgot, I shouldn't shuffle but I think -- (Laughter)
Şimdi -- (Gülüşmeler)Now -- (Laughter)
Bu gülüşü seviyorum-- evet!I like that laugh, yeah!
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Laughter)
Dur de. Dur.) (Gülüşmeler)Stop.) (Laughter)
Burun deliklerini de tıkayabilirsin, çünkü bazı erkekler şey düşünüyor -- (Gülüşmeler)You can take the nostril too, because some guys think -- (Laughter)
Ama bazen -- (Gülüşmeler)But sometimes -- (Laughter)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...I'm told they don't bite; in fact, they might not even leave that jar. (Laughter)
Mavi bir arka plan ve güvercin eklediğimizde ise Don Draper Free'si elde ederiz. (Gülüşmeler)And I can add in a blue gradient and a dove, and I have, like, Don Draper free.
Bu biraz rahat gibi. (Gülüşmeler)It's peaceful, like that.
Ve mağaza sahibi ise "Çok eskidir." der. (Gülüşmeler)And the shopkeeper would say, "It's old." (Laughter)
"Daha fazla bilgi verir misiniz?" "Ah, gerçekten çok eski bir parçadır bu." (Gülüşmeler)"Tell us more." "Oh, it's really old." (Laughter)
Tabi ayrıca "Sevişmek yasaktır." (Gülüşmeler)I'm not sure. And also "no love." (Laughter)
(Gülüşmeler) Tamam.(Laughter)
Yiyecek yetiştirmek, bir parça arsa üzerinde ki umurunuzda bile olmayan bir arsada?" (Gülüşmeler)A warrant for planting food on a piece of land that you could care less about?" (Laughter)
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)And she said, "Well, it is pretty, but, you know, our color, really, it is green." And -- (Laughter)
Öylesine - (Gülüşmeler) - öylesine muhteşem![Butterfly] (Laughter) So cool!
(Gülüşmeler.) (Alkış.) Bu benim de hoşuma gidiyor.[Green is the new black ...] (Laughter) (Applause) I like that, too.
Her neyse. (Gülüşmeler.) (Alkış.)Anyway -- (Laughter) (Applause)
(Gülüşmeler.) Geliştiricilerin para kazanmaları benim için bir sorun değil.(Laughter) So I don't have a problem with developers making money.
(Gülüşmeler.) Ama karar verme aşamasında halk destek gruplarının da masada olması gerekiyor.But grassroots groups are needed at the table during the decision-making process.
Saf varlık var, ego varlık var ve sen varsın. [Gülüşler]There's the pure Being, there's the ego-being, and there's you.
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)And then, finally, that is our network. And these are our Thai tulips. (Laughter)
(Gulusmeler) (Alkislar)(Laughter) (Applause)
1, 2, 3 (Gülüşmeler)One, two, three. (Laughter)
Orada tam olarak "Wat ar ou rea in?" yazıyor. (Gülüşmeler)It literally says, "Wat ar ou rea in?" (Laughter) Right?
(Gülüşmeler) (Gülüşmeler) (Video) Adam:(Laughter) (Laughter) (Video) Man:
Dolayısıyla bilimsel makale, "Evvel zaman içinde..." diye başlıyor. (Gülüşmeler)As a consequence, this science paper begins, "Once upon a time ... " (Laughter)
(Gülüşmeler) Biz bunu inceleteceğiz dedik.(Laughter)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)It took four months to do the science, two years to get it published. (Laughter)
Şimdi... (Gülüşmeler)Now ... (Laughter)
(Bağrışmalar) (Gülüşmeler) (Bağrışmalar) (Gülüşmeler)(Shouts) (Laughter) (Shouts) (Laughter)
Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çok meşakkatli bir araştırmaydı (Gülüşmeler)(Laughter)
Konu ile alakalı değil ama -- (Gülüşmeler)Unrelatedly -- (Laughter)
Eee... [Gülüşler]Ahhh... [Laughter]
[Gülüşler ve alkışlar] Tamam...Okay, the other ...
[Gülüşler ve alkışlar][Huge laughter and applause]
Bu arada bunu, en eski Çarkıfelek oyunu kabul edebilirsiniz. (Gülüşmeler)You may regard this as perhaps the most ancient game of Wheel of Fortune.
"Kadın Çalışmaları 101" içeriğimle, masadakilerin derslni verecektim. (Gülüşmeler)And I am about to go all Woman Studies 101 on this table.
"Aslında benim kocam da bazen pembe t-shirtler giyer" (Gülüşmeler)"Well, sometimes my husband wears pink shirts." (Laughter)
(Gülüşmeler) ben de size şimdi tavuğu nasıl düzeltebileceğimizi anlatacağım.(Laughter) So that's what I'm here to tell you about: how we are going to fix a chicken.
(Gülüşmeler) Çok teşekkür ederim.(Laughs) Thank you very much.
(Mikrodalga biplemeleri) (Gülüşmeler)(Microwave beeps) (Laughter)
Eğer olmasaydı -- (Gülüşler) (Alkışlar)(Applause)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod