Beni neden etkilemiyor? (Gülüşmeler) (Alkışlar)Γιατί δεν με επηρεάζουν; (Γέλια) (Χειροκρότημα)
Beni sadece bir dakikalığına izleyin ve her şeyi göreceksiniz. (Gülüşmeler)Ni kan se mig i en minut nu och se allting (Skratt)
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil." (Gülüşmeler) (Alkışlar)"Benowi brakuje chęci by coś osiągnąć" (śmiech) (oklaski)
Beni yanlış anlamayın, balıkları ve domatesleri severim, ama bu biraz tüyler ürpertici. (Gülüşmeler)Begrijp me niet verkeerd, ik wil vis en tomaten, maar dit is gewoon griezelig. .
"Ben karate biliyorum. Yani sorun yok. Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)" انا اتقن الكاراتيه، كل شيء على ما يرام، سأجد طريقة للخروج"
"Ben karate biliyorum. Yani sorun yok. Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)ニュータウンの町の皆さんにも 胸を打たれました 筆舌に尽くしがたい暴力の中
"Ben karate biliyorum. Yani sorun yok. Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)我會空手道,不要擔心,我會帶你們離開 (笑聲)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)E io, "Kate, tu cosa vuoi fare?" (Risate)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)Et je dis "Kate, que voulez-vous que je fasse ?" (Rire)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)제가 대답하죠, "Kate, 당신이 무엇을 하고 싶은데요?" (웃음)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)Saya menjawab, "Cate, Anda maunya apa?" (Tawa)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)ואני אומר, "קייט, מה את רוצה לעשות?" (צחוק)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)وأقول: "كيت، ماذا تريدين أنتِ أن تفعلي؟" (ضحك)
Ben, "Kate, sen ne yapmak istiyorsun?" derim. (Gülüşmeler)君は大女優だ 君たちに任せるよ
Ben kendimi bokla dolu akıntı olarak görüyorum. (Gülüşmeler) (Alkış) Bunun bir üzerinden geçmemiz gerek.Tôi tự cho mình là cơn thuỷ triều rác rưởi đó đấy (Cười) (Vỗ Tay)
Ben kimi heyecanlandırabilirim ki? (Gülüşmeler)Quem é que eu hei de entusiasmar, hum?
Ben kimi heyecanlandırabilirim ki? (Gülüşmeler)ما الذي يفترض بي أن أثيره، هه؟ (ضحك)
Ben kimi heyecanlandırabilirim ki? (Gülüşmeler)教材と言われても (笑)
Ben Mr. Michael Bangoora, Mister Tiamu Bangoora'nın oğlu -- (gülüşmeler)전 마이클 뱅구라라고 합니다. 돌아가신 티아무 뱅구라씨의 아들이지요.
Ben Mr. Michael Bangoora, Mister Tiamu Bangoora'nın oğlu -- (gülüşmeler)Mi chiamo Michael Bangoora, il figlio del defunto Tiamu Bangoora -- (Risate)
Ben Mr. Michael Bangoora, Mister Tiamu Bangoora'nın oğlu -- (gülüşmeler)Nazywam się Michael Bangoora i jestem synem Tiamu Bangoory... (Śmiech)
Ben Mr. Michael Bangoora, Mister Tiamu Bangoora'nın oğlu -- (gülüşmeler)Tôi là Michael Bangoora, con trai của Tiamu Bangoora -- (Tiếng cười)
Ben Mr. Michael Bangoora, Mister Tiamu Bangoora'nın oğlu -- (gülüşmeler)"אני הוא מר מייקל בנגורה, בנו של מר טיאמו בנגורה המנוח -
Ben Mr. Michael Bangoora, Mister Tiamu Bangoora'nın oğlu -- (gülüşmeler)أنا السيد مايكل بانجورا، ابن الراحل السيد تيامو بانجورا--
Ben sadece düşünüyorum ki bunu söylemeliyiz ve önümüze bakmalıyız. (Gülüşmeler)그 점을 인정하고 계속 이야기를 이어나가야한다고 봐요 (웃음)
Ben sadece düşünüyorum ki bunu söylemeliyiz ve önümüze bakmalıyız. (Gülüşmeler)قول ذلك فقط والاستمرار بعدها.
Ben sadece düşünüyorum ki bunu söylemeliyiz ve önümüze bakmalıyız. (Gülüşmeler)でもすぐにジレンマに襲われました
Bense arkada koşuyordum. (Gülüşmeler)Còn tôi bước chậm chạp phía sau -- (Tiếng cười)
Bense arkada koşuyordum. (Gülüşmeler)Én mögötte loholtam, (Nevetés)
Bense arkada koşuyordum. (Gülüşmeler)Ich joggte hinterher - (Gelächter)
Bense arkada koşuyordum. (Gülüşmeler)Jag joggade bakom -- (Skratt)
Bense arkada koşuyordum. (Gülüşmeler)Já za ní běžela - (smích)
Bense arkada koşuyordum. (Gülüşmeler)Я прыгала за ней - (Смех)
Ben senden daha iyi bir hiçlik olacağım. [gülüşler]"Én jobb senki akarok lenni, mint te."
Ben senden daha iyi bir hiçlik olacağım. [gülüşler]"Je veux être un meilleur 'rien' que toi." [rires]
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Da jeg var nationaldigter, nu gør jeg det igen -- jeg kan ikke lade være -- (Latter)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Jako Poeta Laureatus... znowu się powtarzam - To prawda, nie mogę się powstrzymać - (Śmiech)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Keď som bol Národným básnikom, a som znova pri tom - nedokážem si pomôcť, je to pravda - (Smiech)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)제가 계관 시인이었을 때 -다시 한 번 말하게 되는군요. 저도 어쩔 수가 없습니다. 사실이니까요.- (웃음)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Quando eu era o Poeta Oficial... cá vou eu outra vez - não consigo evitá-lo, é verdade... (Risos)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Когато бях поет-лауреат, ето пак го казвам -- не мога да се спра, признавам си -- (Смях)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Когда я был поэтом-лауреатом, ну вот, снова — ничего не могу с собой поделать, правда — (Смех)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)כשהייתי המועמד למשורר הלאומי, הנה זה שוב-- מה אני יכול לעשות? זו עובדה -- (צחוק)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)ついついやってしまうんです・・・ (笑) 私はデルタ航空のための詩の番組を作っていて
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)Cháu sẽ dẫn mọi người ra ngoài." (Cười)
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)Je vais nous en sortir." (Rire.)
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)Poprowadzę wyjścia." (Śmiech).
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)Vi guiderò io all'uscita. (risate)
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)Я найду выход". (Смех)
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Am vrut să vă arunc în aer şi să demonstrez ceva, dar - (Râsete)
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Chciałem was wszystkich wysadzić w powietrze, by zwrócić waszą uwagę ale.. (śmiech)
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Eu queria fazer-vos explodir a todos para tentar enfatizar um ponto mas - (Risos) -
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Ich dachte mir, ich jage Sie alle in die Luft um zu punkten, aber -- (Gelächter) --
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Ik wilde jullie allemaal opblazen om mijn punt kracht bij te zetten, maar — (Gelach) —
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Je tenais à tous vous faire exploser pour essayer et marquer un point, mais — (rires) —
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -한 예에서, 여러분을 폭탄으로 날려 버리겠습니다. 이해해 주세요. -(웃음) —
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -Vorrei farvi saltare in aria per cercare di essere più efficace, ma -- (Risate) --
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -רציתי להפציץ אתכם כדי לנסות להוכיח את טענתי, אבל -- [צחוק]--
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -أردت أن أُفقدكم صوابكم لهدف، لكن - (ضحك) -
Ben sizin hepinizi havaya uçurmak ve bir noktaya dikkat çekmek istedim, fakat - (Gülüşmeler) -けれど...(笑) 健康上、安全上の理由でTED側から