gücüne ile cümle

gücüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Zihin gücüne sahiptir.Ma zdolność kontroli umysłu.
Icy: Buz ve kar gücüne sahiptir.Reiha - Posiada moc śniegu i lodu.
Tecna : Teknoloji gücüne hakimdir.Tecna (z wł. technologia) jest czarodziejką technologii.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Poprzez ten akt jest on w stanie doprowadzić zmarłych do życia.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Ma silny efekt wybuchu.
Bitip tükenmeyen bir hayat gücüne sahiptir.Obdarzyła mnie poczuciem nieskończonej mocy.
Böyle büyük bir antrenörün gelmesiyle takım gerçek gücüne kavuştu.Szansą dla zespołu mogłoby być pozyskanie bardzo dobrego trenera.
Hız gücüne sahiptir.Jego mocą jest szybkość.
Anayasal olarak vatandaşların doğrudan iş gücüne katılma ve ücretsiz mesleki eğitim hakkı vardı.Konstytucja zapewniała wszystkim obywatelom prawo do pracy i swobodnego kształcenia zawodowego.
Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz.Żadne stowarzyszenie społeczne, grupa ludzi lub jednostka nie ma prawa do przejęcia władzy państwowej.
Sarıkamış'tan sonra normal gücüne asla ulaşamadı.Po wypadku nigdy już nie odzyskał pełnej sprawności fizycznej.
Kilise de eski gücüne kavuştu.W rezultacie kościół odzyskał swoją dawną świetność.
Aydınlatma gücüne göre grubun baskın üyeleri: sarmal NGC 1566, merceksi NGC 1553, ve eliptik NGC 1549'dur.Dominujące galaktyki w tej grupie to NGC 1566, NGC 1553 i NGC 1549.
Shaktih Sá Shivasya Shaktih: Mutlak Bilinç’in gücüne Shakti denir.Shaktih Sá Shivasya Shaktih: Shakti (Zasada Operująca) jest shakti (mocą) Shivy.
Bu saptırma gücüne coriolis kuvveti denir.Tą pozorną siłą jest właśnie siła Coriolisa.
İktidar: Egemenliği elinde bulunduran,yönetme gücüne sahip siyasal topluluktur.Nadrzędność systemu politycznego – urzeczywistnia on zwierzchnią władzę w społeczeństwie.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Han har ett rakt slag.
Miyamoto, hayal gücüne çok fazla başvuruyordu, çünkü buna vakti vardı.Miyazaki ställde mycket höga krav på produktionen, så projektet drog ut på tiden.
Ejderhalar: Ejderhalar çeşitli sihir gücüne sahip, olduça büyük sürüngenlerdir.Huvudartikel: Bamse i Trollskogen Konstiga saker händer.
Fakat Atina eski gücüne hiçbir zaman ulaşamadı.Aldrig tidigare hade Aten uppnått bättre resultat.
Sarıkamış'tan sonra normal gücüne asla ulaşamadı.Efter skador i början lyckades han aldrig ta en ordinarie plats.
İyileştirme gücüne sahiptir.Вони мають здатність зцілення.
Buz gücüne sahiptir.Володіє силою льоду.
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Не зміг повернутися на свою стару роботу.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Володіє потужним ударом.
Icy: Buz ve kar gücüne sahiptir.Його особливість — сила снігу та льоду.
Ancak kimse onun gücüne sahip olamaz.Але ніхто навіть не здогадується, хто ним може бути.
Enerji gücüne sahiptir.Вона сповнена енергії.
Onlar, sadece çeliğin gücüne güvenir.Вона лише приймає впливи згори.
Alcina büyük bir büyü gücüne sahiptir.У фламенко є якесь то чари. ...
Büyük tahrip gücüne ve yıkım etkisine sahip bir patlamadır.Вибух спричинив величезні руйнування і жертви.
Ebeveyni, çocukların hayal gücüne dayalı oyunlarını cesaretlendirdi.На щастя, батьки зберегли його дитячі малюнки.
Hızlı hücre yenilenmesi gücüne sahip.Володіють здібністю швидкої регенерації.
Hız gücüne sahiptir.Má rozměr rychlosti .
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Nicméně již nikdy nezískalo svou někdejší prestiž.
Süper insan dayanıklılığına, gücüne, hızına ve iyileşmesine sahiptir.Má schopnosti nadlidské síle, odolnosti a trvanlivosti.
Hannibal şimdi Roma üzerine saldırabilmek için yeterli silah ve insan gücüne gereksinim duyuyordu.Hannibal disponoval v této chvíli dostatečným vojskem, s nímž by mohl postupovat na Řím.
Ancak üretimin devam edebilmesi için iş gücüne gereksinim vardı.Vyvstala potřeba dalších výrobních prostor pro naplnění výrobní kapacity.
Böylece Zeus gücüne güç katmıştır.Caesar proto musel své síly rozdělit.
Bu saptırma gücüne coriolis kuvveti denir.Působení Coriolisovy síly se označuje jako Coriolisův efekt.
Bu savaş Amerika Birleşik Devletleri'ne atom silahların gücüne güvenmemeyi öğretti.Prohlásil také, že americká média přehlížejí ty, kteří nevěří v americkou zbraňovou nadvládu.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Dumnezeu este creatorul.
Buz gücüne sahiptir.Ce spune gheața?
Bir zamanlar Sovyetler Birliği dünya üzerindeki en büyük nükleer silah gücüne sahipti.La un moment dat, URSS-ul a menținut cel mai mare arsenal de arme nucleare din lume.
Emin: Hiç kimse insanların telepati gücüne sahip olmadığını ispatlayamaz.Popescu: Nimeni nu a fost în stare să arate că unii oameni nu au puteri paranormale.
Görünmez olma gücüne sahiptir.Are o abilitate unică, de a se face invizibil.
Bu birçok çelik alaşımın tensil gücüne eşittir ancak titanyum %45 oranında daha hafiftir.În starea sa pură, titanul este la fel de dur ca unele tipuri de oțel, dar cu 45% mai ușor.
Böylece Zeus gücüne güç katmıştır.Astfel, Ioan a putut să revină la putere.
Özellikle Avrupa, Orta Çağ sonlarına kadar Bizans'ın ekonomik gücüne erişemedi.Europa, în particular, nu a depășit economia bizantian până în sec.
Sezgilere yeteneğe ve hayal gücüne dayalıdır.Este mai degrabă un teren al creativității și imaginației.
Enerji gücüne sahiptir.Suferă din lipsă de energie.
Domino adlı gezegenin prensesi, ejderha ateşi gücüne sahip olan peri ve bu büyük gücün koruyucusudur.Domino hercegnője és a sárkány tüzének birtokosa, őrzője.
Hız gücüne sahiptir.Szupersebességgel rendelkezik.
Bir kilowattlık güç yaklaşık olarak 1,34 beygir gücüne (HP) eşittir.Egy kilowatt közelítőleg 1,34 lóerővel egyenlő.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.A kő különlegessége, hogy képes visszahozni a holtakat a halálból.
Buz gücüne sahiptir.Ereje a jég.
Bazı toplar çok uzun bazıları ise çok ağır diğerleri de yeterli ateş gücüne sahip değildi.Sok lelőhely túl kicsi, mások túl gyenge minőségűek.
Böyle büyük bir antrenörün gelmesiyle takım gerçek gücüne kavuştu.Az igen keménykezű edző nagy tervekkel érkezett a csapathoz.
Bu yapıtın kahramanı da aşkın ve ölümün gücüne yenik düşer.A film hősei szenvednek, ölnének és meghalnának ezért a szerelemért.
Telefonun hoparlörü 106 phon'luk ses çıkış gücüne sahiptir.Kimutatásához a spektrométernek ≥ 106 felbontóképességgel kell rendelkeznie.

İlgili Sayfalar