gücüne ile cümle
gücüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu yapıtın kahramanı da aşkın ve ölümün gücüne yenik düşer.Il fato è l'unico poter che può superare quello di Amore e Morte.
Mary aşkın gücüne inanır.Мэри верит в силу любви.
Soru sormak, otoritenin sınırsız gücüne isyan etmek demektir.Задавать вопросы - означает восставать против неограниченной власти.
İsa, mezmurlara göre yalnızca Tanrı'ya tabi olan ki yaşam kitabındaki isimleri silme gücüne sahiptir.Исус имеет власть изглаживать имена из книги жизни, что согласно псалмам, подвластно только Богу.
Bu Vigenère şifre bariz gücüne rağmen, hiçbir zaman yaygın olarak Avrupa'da kullanılır oldu.Несмотря на очевидную стойкость шифра Виженера, он широко не использовался в Европе.
Neptün Savaşçısı'na dönüşebilir ve okyanusun gücüne kullanır.(bknz: Derin Batış) Balık burcudur.Превращается в Сейлор Нептун и использует силу океана.
Onu bozma gücüne sahip değildir.Они не хотят его разочаровывать...
Buz gücüne sahiptir.Обладает силой льда.
Hız gücüne sahiptir.Владеет силой скорости.
Böylece Zeus gücüne güç katmıştır.Всё-таки это показывало силу Чжоу.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Джинны (The Jinn) — разумные существа, созданные Аллахом.
Fakat bu yeni roket daha fazla itiş gücüne sahipti.Новая ракета оснащалась более мощной боевой частью.
Neumann, Sosyal Demokratların işçi sınıfına uygulamaya çalıştığı çekim gücüne endişe ile bakmıştır.Новый гимн подчеркивал, насколько большую роль отводил коммунистический режим рабочему классу.
Silahların ustası Warrior hızına, gücüne, dayanıklılığına ve zırhlarına güvenir.Воин — мастер оружия, полагающийся на свою ловкость, скорость, силу, точность и умение носить тяжелые доспехи.
Onun kendi gücüne boyun eğince kendinin ne kadar mutlu olacağına dair şarkı söylemeye başlar.Когда он ласково обращается к ней, то она поёт ему песню, в которой намекает, что он женат.
Bu yapıtın kahramanı da aşkın ve ölümün gücüne yenik düşer.Это возможность для православного человека пожертвовать свое время и силы.
Ejder Ateşi (Dragon Fire/Flame) gücüne sahiptir.У дракона Шоу-Лао способность дышать огнем.
Görünmez olma gücüne sahiptir.Имеет способность становиться невидимым.
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Бывалой славы он уже не обретет никогда.
Birleşik Krallık rüzgâr gücüne sahip dünyada yedinci büyük ülkedir.Это седьмой по величине город Соединённого королевства.
Suyun bütün evrelerini kontrol etmek gücüne sahibdir.Управляет водой во всех её проявлениях.
Kilise de eski gücüne kavuştu.Группировка потеряла своё былое могущество.
Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır.في هذه الحالة، تكون أفعال الأفراد مرتبطة فقط بقوتهم ووعيهم الشخصي.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.ٱلْوَكِيلُ: هو الكفيل بالخلق القائم بأمورهم فمن توكل عليه تولاه وكفاه، ومن استغنى به أغناه وأرضاه.
Daha sonra tekrar kurulmasına rağmen, imparatorluk eski gücüne bir daha hiç kavuşamadı.وبالرغم من أنه عمل على تقوية الإمبراطورية إلا أنه فشل في استعادة قوتها السابقة.
Icy: Buz ve kar gücüne sahiptir.آيس مان:لديه قوة جليدية.
Kehribar sürünüldüğünü zaman hafif vücutları çeker; manyetik demir filizi demiri çekme gücüne sahip. .فالكهرمان عندما يفرك فإنه يجذب الأجسام اللطيفة؛ أما مغناطيس الحديد الخام فله القدرة على جذب الحديد.
Hız gücüne sahiptir.يملك سرعة البديهة .
Kullanılacak kolon malzemesi (reçine), tipi ve elektrik yüklenme gücüne göre seçilir.يتم اختيار العمود الذي سيستخدم اعتماداً على نوع وقوة الشحنة.
Ancak kimse onun gücüne sahip olamaz.ولم يكن يستطيع أحد ان يسيطر عليها.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Mesmo no deserto, ela foi amparada pelo Criador (Deus de Abrãao).
Bu arada Microsoft, tüketicilere hitap etmesi nedeniyle Xbox markasının gücüne vurgu yapıyordu.Entretanto, a Microsoft foi destacando a força da marca Xbox por causa de seu apelo com os consumidores.
Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır.Nesse estado, as ações dos indivíduos estariam limitadas apenas por seu poder e sua consciência.
Görünmez olma gücüne sahiptir.Tem o poder de ficar invisível.
Zihin gücüne sahiptir.Tem poderes mentais.
Yağmurlar yağdırabilme gücüne sahiptir.A chuva tem a capacidade de limpar céus poluídos.
İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir.Quem os desmafagafizá-los, um bom desmafagafizador será.
Ebeveyni, çocukların hayal gücüne dayalı oyunlarını cesaretlendirdi.São crianças cujas brincadeiras despertarão os segredos da casa.
Buz gücüne sahiptir.Tem poderes congelantes.
Hız gücüne sahiptir.Possui uma velocidade assustadora.
Bu laflar Herman'ın hayal gücüne sanki bir kıvılcım tesiri yapar.Os dois tipos mais comuns são a ilusão da grelha de Hermann e a ilusão da grelha cintilante.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Dizia-se que estas cinzas tinham o poder de ressuscitar um morto.
Bu da paslanmanın, bataryanın akım üretme gücüne bağlı olduğunu göstermiştir.Além disso, é discutido se levantou apenas com a força do pedal do piloto.
Bu gemilerin sahip olduğu top mermileri, çok şiddetli bir ateş gücüne sahiptir.Storm: Estas naves têm o maior poder de fogo.
Kilise de eski gücüne kavuştu.A Igreja recobrou novo vigor.
İyileştirme gücüne sahiptir.Ele tem também o poder de curar.
Tom çok büyük bir mizah gücüne sahip.Tom tem um grande senso de humor.
Çekici şimşek gücüne sahiptir.Hij heeft de macht over bliksem.
Görünmez olma gücüne sahiptir.Ze hebben de macht zich onzichtbaar te maken.
Bu saptırma gücüne coriolis kuvveti denir.Die kracht heet de corioliskracht.
Büyük tahrip gücüne ve yıkım etkisine sahip bir patlamadır.Deze ontploft en heeft een allesvernietigend effect.
Enerji gücüne sahiptir.Energieonafhankelijk zijn.
Ancak üretimin devam edebilmesi için iş gücüne gereksinim vardı.Dat was misschien wel de reden dat men de productie kon voortzetten.
Gezi yazıları kuvvetli bir gözlem gücüne dayanır.Deze levendige taferelen geven blijk van een scherp observatievermogen.
Ancak o anda çekiç ona doğru gelir ve Thor gücüne kavuşur.Alleen iemand die waardig genoeg is kan deze hamer voortaan hanteren en zich Thors kracht toe-eigenen.
(2) Yaratılan ve yaratma gücüne sahip olan.Het besluit tot schepping van de gekozenen en verworpenen.
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Zijn oude niveau haalde hij echter nooit meer.
Buz gücüne sahiptir.Ma lodową moc.
İyileştirme gücüne sahiptir.Posiada umiejętność uzdrawiania.
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Już nigdy nie odzyskało ono swojej dawnej potęgi.