gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu da tahrip gücünü katlar.Dette er med på å stabilisere kreftene.
Gücün SI birimi watt'tır.Luminositens SI-enhet er Watt.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Keiseren viste til den politiske nødvendigheten av unionen, men kunne bare sette den gjennom med makt.
Mengü Ertel Afişin Sonsuz Gücünün Bilincinde Bir Büyük Usta: Mengü Ertel Bir usta: Mengü Ertel (ss.72)Fāṭimide kalif-imam Al-Ḥakīm bi-Amrillāh ألإمام الحكيم بأمر الله (Opphav til drusernes religion)) 17.
Fakat bu yeni roket daha fazla itiş gücüne sahipti.Den nye motoren gav adskillig mer kraft og gjorde Mk.
Böylece 180 beygir gücünde Mercedes motora sahip D.IIIa geliştirildi.Maskinen ble også utstyrt med den kraftigere Mercedes D.IIIa-motoren med en ytelse på 180 hk.
Daha sonra tekrar kurulmasına rağmen, imparatorluk eski gücüne bir daha hiç kavuşamadı.Senere ble den gjenoppbygd, men gjenvant ikke sin fordums storhet.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Den var det seremonielle sentrum for keisermakten, og den største bevarte trebygning fra keisertidens Kina.
Bu ordu 872'de Paulusçuların lideri Chrysoceres'i öldürmeyi başardı ve Paulusçuların askeri gücünü kırdı.Den bysantiske general Christopher beseiret paulisianerne i 872 og drepte lederen Chrysocheir.
Büyük tahrip gücüne ve yıkım etkisine sahip bir patlamadır.Granatkaster med stor rekkevidde og ødeleggelseskraft.
Gürcistan devlet başkanı, Devletin ve yürütme gücünün başkanıdır.Bosnia-Hercegovinas ministerråd er landets regjering og utøvende makt.
Bunun üzerine peygamberin ismini taşıyan Börklüce'ye, onun manevi gücüne inanan büyük kalabalıklar da katıldı.Profetene (nabi og Rasool) – Troen på profetene, sendt fra Allah for å rettlede menneskene.
2007 itibarıyla toplam gücün yaklaşık 42.000 askerden oluşmaktadır.I 2007 ble størrelsen på FAR anslått til 49 000 aktive soldater.
Son olarak o gücün açığa çıkması için güçlü bir rakip bulması lazım.For det første må utleieren ha en saklig grunn for å si opp.
Bir zamanlar Sovyetler Birliği dünya üzerindeki en büyük nükleer silah gücüne sahipti.Sovjetiske militærrådgivere hadde den største innflytelsen på Egypts væpnede styrker.
Fatımi Devleti'nde iktidarı eline geçirmişti ve bu iktidar gücünü pekiştirmeye koyuldu.Hans makt innenfor staten synes å ha støttet seg på disse embetsverdighetene.
Seni kudretinle ve gücünle bekçim yaptım.Aku berpegang teguh dengan-Mu dan kepada-Mu.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter digunakan sebagai lambang feminisme dan kekuatan ekonomi wanita.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.Pada 1842, John Hutchinson menemukan spirometer, yang memungkinkan pengukuran kapasitas vital paru-paru.
Fakat bir sonraki sene, Yoşiteru ve Harumoto, Nagayoşi’nin gücünü azaltmak için ona karşı savaş başlattı.Namun, tahun berikutnya, Yoshiteru dan Harumoto memulai perang melawan Nagayoshi untuk menghapus pengaruhnya.
Onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır.Dimuliakanlah Dia serta Diluhurkanlah Dia dibanding yang mereka persekutukan.
Şehir gücün temelidir.Tentu saja kota adalah pusat kekuasaan.
Özellikle Avrupa, Orta Çağ sonlarına kadar Bizans'ın ekonomik gücüne erişemedi.Eropa tak mampu menandingi kekuatan ekonomi Romawi Timur hingga akhir abad pertengahan.
Yeteneği Limit Aşımı (Limit Over), onun gücünü insanüstü seviyelere çıkarabilmektedir.Mampu meningkatkan kemampuan DNA-nya hingga batas yang menakjubkan.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Krisis Suez memang menyebabkan kekuatan Inggris di Timur Tengah melemah, namun imperiumnya tidak runtuh.
Bu, önceki rejimlerde istismarcı polis gücünün tarihinden kaynaklanmaktadır.Hal ini disebabkan sejarah kekuasaan kasar polisi di rezim sebelumnya.
Uzlaşımsal olarak, Güneş'in aydınlatma gücüne eşittir: 3.827 × 1026 W, veya 3.827 × 1033erg/s.Satuan ini sama dengan luminositas Matahari yang disetujui, 3.839×1026 W, atau 3.839×1033 erg/s.
Korkular içindeki İbrahim’in cinsel gücünü kazanmasını sağlarlar.(Tetapi mereka tidak mau makan), karena itu Ibrahim merasa takut terhadap mereka.
Allah insana akletme, aklını kullanma ve temyiz gücünü bahşetmiştir.Allah memberikan cobaan untuk membuat manusia menjadi lebih kuat dan semakin dekat kepada-Nya.
Su gücünü kullanır.Dia memiliki kekuatan air.
Ünlü sözü olan "yaşama hakkın mücadele gücün kadardır" dedi.Ia bahagia dengan kenyataan dirinya ‘bisa bertarung’.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.Sebenarnya mereka mengambil kesempatan dari keadaan darurat tersebut.
Halkıın %36'si ise bu tür bir gücün bir türlü olabileceğini düşünmektedir.Hanya 28% yang percaya bahwa konflik itu akan terjadi.
Ve gücünü insanlar üzerinde denemeye karar verdi.Dia memutuskan dia ingin mencoba membunuh manusia.
Yaratıcı gücün eril yönünü simgeler.Sedyatmo: intuisi mencetus daya cipta.
Theudebert kendi gücünün Avrupa'da gittikçe büyüdüğünü görünce bunu kutlanmaya layık buldu.Theudebert tampaknya telah menikmati kekuatannya yang tumbuh di panggung Eropa.
Bu olay El Cid’in gücünü gösterdiği için yaygın efsanelerle uyumludur.Legenda tersebut dipercayai karena legenda ini menambah "jiwa keberanian" pada sosok El Cid.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Ia kemudian duduk bermeditasi menyesali segala perbuatan liciknya.
Bitip tükenmeyen bir hayat gücüne sahiptir.Supaya dapat hidup tanpa kekuatiran.
Eşinin drahoması borçlarını azaltmaya ve gücünü toparlamaya yardım etti.Maharnya digunakan oleh suaminya untuk meringankan masalah keuangannya dan memperkuat kekuasaannya.
Bu arada Baldwin, Selahaddin Eyyubi’nin Mısır'daki ana askeri gücüne bir saldırı planlıyordu.Baudouin juga merencanakan serangan terhadap pangkalan kekuatan Salahuddin di Mesir.
Bu kullanılmayan işleme gücünün boşa gitmesi manasına gelir.Perbuatan yang berlebihan akan menjadi sia-sia.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Dia hanya hidup mengejar kekuatan.
2009 yılında Almanya'nın toplam eletrik tüketiminin % 6.5'i rüzgâr gücünden elde edildi.Energi angin yang terbarukan mencakup 6% keseluruhan konsumsi pada tahun 2009.
Teknolojiyi kullanma kabiliyeti olanlar bilgi akışını da seçme gücüne sahipler.Masyarakat juga mengendalikan teknologi melalui pilihan-pilihan yang ada.
Yunan mitolojisinde, Kratos (Yunanca Κράτος, güç) dayanıklılık ve gücün tecessümüdür.Dalam mitologi Yunani, Kratos (bahasa Yunani: Κράτος) adalah dewa kekuatan.
Thevenin teoremi bir devrenin maximum gücünü bulmaya da yaramaktadır.Teorema Thevenin adalah salah satu teorema yang berguna untuk analisis sirkuit listrik.
Anayasal olarak vatandaşların doğrudan iş gücüne katılma ve ücretsiz mesleki eğitim hakkı vardı.Công dân trực tiếp tham gia lực lượng lao động có quyền hiến định về việc làm và đào tạo nghề miễn phí.
Özellikle Avrupa, Orta Çağ sonlarına kadar Bizans'ın ekonomik gücüne erişemedi.Đặc biệt là châu Âu không thể sánh được với sức mạnh kinh tế của Đông La Mã cho đến tận cuối thời Trung Cổ.
Ayrıca Putin idarecilerin gücünü azaltıp cumhuriyetlerin yürütme organlarının pozisyonlarını güçlendirmiştir.Hơn nữa, Putin đã củng cố vị trí cơ quan lập pháp của các nước cộng hòa và làm suy yếu cơ quan hành pháp.
Yaygın bir şekilde bilinen gücün birimi watt saniye başına 1 joule’a eşittir.Đơn vị SI của công suất là watt, bằng 1 joule trên giây.
Winx onu yenmek için Charmix gücünü kullanır.Trong khi đó, nhóm Winx tìm cách để đạt được sức mạnh Charmix.
Süper Güç: Superman’in gücünün büyüklüğü tam olarak belli değildir.Siêu sức mạnh: Giới hạn sức mạnh vật lý của Sup là không thể xác định nổi.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.Ban đầu, Hồng quân bị đánh lừa bởi thái độ quá tự tin về khả năng của họ.
Fakat hiçbir zaman eski gücünde olmadı.Hơn nữa, nó sẽ chẳng bao giờ bị lỗi thời.
Sonunda esas gücünle savaşabileceksin.Cuối cùng Trương Giản Chi được phong tướng vị.
Tanka benzer, 1,500 PS (1,479 hp, 1,103 kW) gücündeki dizel bir motora sahiptir.Giống như xe tăng, nó được hỗ trợ bởi một động cơ diesel PS 1500 (1.479 mã lực, 1.103 kW).
Senato önerisi, Octavianus'un ekstra anayasal gücünün bir tür tasdiğiydi.Lời đề xuất của Viện nguyên lão là một sự phê chuẩn đối với quyền lực ngoài hiến pháp của Octavian.
Watt saatteki enerji, watt birimi olarak gücün saat cinsinden zaman ile çarpımıdır.Năng lượng theo watt giờ là tích của công suất đo bằng watt và thời gian đo bằng giờ.
Geleneksel olarak, Windows yazılımı, istedikleri halde ekosistemini kullanma ve değiştirme gücüne sahiptir.Phần mềm Windows có quyền sử dụng và thay đổi hệ sinh thái của chúng.