gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aristokratlardan hoşlanmıyordu ve bunu da Senato'nun karar alma gücünü geri alarak göstermekten korkmuyordu.Δεν του άρεσαν οι χαρακτήρες του σεναρίου και φοβόταν ότι το κοινό δε θα συμπαθούσε την Αλίσια.
Bir kilowattlık güç yaklaşık olarak 1,34 beygir gücüne (HP) eşittir.Το δυναμικό οξειδοαναγωγής HBrO/Br- ανέρχεται σε 1,34 Volt.
Hitler, gücünün zayıflayacağından korkarak bu teklifi defalarca reddetti.Οι προσδοκίες του Χίτλερ για την αντοχή της αμυντικής γραμμής του διαψεύσθηκαν.
Bu iş gücünün büyük bir kısmı Güney Asya ülkelerinden gelmektedir.Ένας μεγάλος αριθμός μεταναστών προέρχεται από τη νότια Ασία.
Böylece üç güç yüzüğü de dahil tüm güç yüzükleri gücünü kaybetti.Μετά την καταστροφή του Ενός Δαχτυλιδιού, τα Τρία έχασαν τις δυνάμεις τους.
Morfin (eski adıyla morphium) de adını Morpheus'tan ve onun rüya görmeye sebep olan gücünden alır.Το φάρμακο μορφίνη (αρχικώς «μόρφιον», morphium) πήρε το όνομά του από τον Μορφέα.
Süper Güç: Superman’in gücünün büyüklüğü tam olarak belli değildir.Οι δυνάμεις που αποκτά δεν διαφέρουν πολύ από τις δυνάμεις του Σούπερμαν.
Gücünün zirvesinde, yüzlerce aktif üyeye sahipti.Η συμμορία τώρα κατέχει εκατοντάδες ενεργά μέλη.
İyileştirme gücüne sahiptir.Έχει θεραπευτικές ιδιότητες.
Bu keşifler, Avrupa ülkelerinin ekonomisini ve gücünü güçlendirdi.Disse opdagelser styrkede de europæiske landes økonomi og magt.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.I starten blev den Røde Hær narret af en fuldstændig overvurdering af sine egne evner.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter er ofte brugt som et symbol på feminisme og kvinders økonomiske uafhængighed.
Böylece gücünü kaybeder.Da taber han sin magt.
Yaklaşık 60.000 NATO askerinden oluşan barış gücüne NATO üyesi olmayan ülkelerin askerleri de katıldı.Næsten 60.000 NATO-soldater tillige med soldater fra ikke-NATO-lande var udstationeret i Bosnien.
Dahası, Tanrı yaratma gücünü insana aktarmış da değildir.Men Gud tillader ikke mennesket dette.
Onun kişiliği Tanrı’nın gücünü gösteriyordu, yüceliği kendi yaptıklarının sonucu değil, inayetinin sonucuydu.Hun viser Guds magt, idet hendes storhed ikke skyldtes hende selv, men Guds nåde.
Bu sefer, ordusunun bütün gücünü ve göçebelerin desteğini de yanında götürdü.Denne gang med fuld militær styrke og med nomadernes støtte.
1939 yılındaki Eylül Seferi'nde iki gücün birlikleri Polonya'yı işgal etti ve paylaştı.De to magter invaderede og delte Polen i 1939.
İlk saldırı dalgası İmparatorluk Donanması Hava Gücünden Yarbay Mitsuo Fuchida tarafından kumanda edildi.Den første bølge blev koordineret af kommandør Mitsuo Fuchida fra den kejserlige japanske flådes flystyrker.
Calvin o tarihlerde Cenevre'de zayıflayan gücünü korumak için mücadele veriyordu.Uheldigvis for Serveto kæmpede Calvin på den tid for at holde sin vigende magtposition i Geneve.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Selv om Suezkrisen svækkede den britiske styrke i Mellemøsten, brød den ikke sammen.
Onun gücünü biliyordur.Han kender hemmeligheden.
Hitler, gücünün zayıflayacağından korkarak bu teklifi defalarca reddetti.Hitler afviste imidlertid denne idé flere gange, idet han frygtede, at det ville svække hans greb om magten.
Doğrusal olmayan bir ortamda, geçirgenlik manyetik alanın gücüne bağlıdır.I et ikke-lineært medium kan permeabiliteten afhænge af det magnetiske felts styrke.
COP soğutma gücünün elektrik tüketimine oranıdır.Reck's Opvarmnings Comp.
Gücün SI birimi watt'tır.W står for watt (enhed for effekten).
1924 Lenin’in ölümü, Stalin gücünü sağlamlaştırmaya başladı.Lenins død i 1924 åbnede endeligt op for en magtkamp mellem fløjene.
Dördüncü Gücün ilettiği: Amerikan Örneği.Hovedartikel: Artikel fire i USA's forfatning.
Enine yerleştirilen motor 345 bg gücündedir.Anlægget har totalt 354 MW installeret kapasitet.
Daha sonra tekrar kurulmasına rağmen, imparatorluk eski gücüne bir daha hiç kavuşamadı.Vel rettede han sig igen; men han fik næppe mere sin gamle kraft tilbage.
Flora: Doğanın gücünü kullanır.EEC giver rovdrift på naturen.
Uygulama alanı tarafından uyarılan manyetik moment alan gücünde doğrusaldır ve göreceli olarak zayıftır.Det magnetiske moment, som fremkaldes af det anvendte felt, har lineær feltstyrke og er ret svagt.
Ve gücünü insanlar üzerinde denemeye karar verdi.Det krævede, at mennesket satte fokus på sin vilje til magt.
Tiberius, halihazırda Princepin idari ve siyasi gücüne sahipti.Nikolaj manglede politisk uddannelse og kejserlig erfaring.
ABD İran Körfezi'ndeki ve Hint Okyanusu'ndaki askeri deniz gücünü arttırıyordu.USA udvidede sin flådestyrke i den Persiske Golf og det Indiske Ocean.
Tanrı ve Tanrıça Tanrılar gerçektir, insanlar gibi değillerdir, onlar mutlak gücün birer aracılarıdır.O I Profetens hustruer, I er ikke som andre kvinder, hvis I er retfærdige.
Bireylerin bu gücü toplumun gücünü oluşturur.De viser, hvor magten i samfundet ligger.
Fakat hiçbir zaman eski gücünde olmadı.De vil aldrig blive gamle.
Bu ilk rüzgar türbinleri 20-30 kW gücündeydiler.De første møller havde en effekt på 22 til 55 kW.
Motor 500 CC gücündedir.Dens maskineri var på 500 HK.
Bu gücün büyük bölümü Gözleve’deydi.Hovedparten af medlemmerne var sikkerhedsgarder.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.I 1884 opfandt Charles Parsons dampturbinen, og dermed blev det muligt at øge skibenes hastighed væsentligt.
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Leo satte i den forbindelse Hilarius grundigt på plads, så denne fik indskrænket sin magt.
Ama maskeyi takıp, gücünü kullanmayı başarır.Masken overtager hendes krop og gør hende enorm og ondskabsfuld.
Tarımda olduğu gibi, ailenin kapasitesini aşan iş gücünde köleler çalıştırılmıştır.Som i jordbruket ble de brukt til arbeid som oversteg kapasiteten til familien.
3.000 km hat 25 kV 50 Hz AC gücünde elektrikli olarak kontrol edilmektedir.Hittil er 3 000 km elektrifisert ved 25 kV 50 Hz AC.
Ondan iyileşme gücünü çalar.Han bruker kreftene sine til å helbrede.
Heinrich, sonraki pek çok yıllarını ve politik gücünü Alman sınırlarını sağlamlaştırma yönünde harcadı.Henrik II tilbrakte flere år med å konsolidere sin politiske makt og rikets grenser.
Birinci Pön Savaşı'nın en belirgin politik sonucu Kartaca'nın deniz gücünün zayıflama çökmesidir.Kanskje var det mest umiddelbare politiske resultatet av krigen Karthagos nedgang som stormakt til sjøs.
Süper Güç: Superman’in gücünün büyüklüğü tam olarak belli değildir.Usårbarhet – Supermanns hud er ugjennomtrengelig.
Siyasal gücünü bütünüyle yitiren DP, Ağustos 1977'de kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'ne de katılmadı.Regjeringens første foranstaltninger ble derfor tatt uten ham i statsrådet 2. august.
Görünür gücün simgesi ise S {\displaystyle \ S} 'dir.Et mye brukt symbol for kraft er F {\displaystyle F} .
Büyülü Değnek (Sihirli Çubuk): Nesneleri farklı biçimlerde etkileme gücüne sahiptir.Trylleformler – fag som omhandler trylleformler av diverse slag.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Han bruker også denne magien til å få tilbake de døde til livet.
Kuznetsov'un ana vurucu gücünü çok amaçlı SU-27K ve SU-33 Flanker uçakları oluşturmaktadır.«Admiral Kuznetsovs» viktigste fly er multirolle Su-33.
Bu birçok çelik alaşımın tensil gücüne eşittir ancak titanyum %45 oranında daha hafiftir.En av titans mest bemerkelsesverdige egenskaper er at det er sterkt som stål, men er omtrent 45% lettere.
Birlikte taşın gücüne dayanırlar.De blir holdt sammen av den sterke kjernekraften.
2009 yılında Almanya'nın toplam eletrik tüketiminin % 6.5'i rüzgâr gücünden elde edildi.I 2008 utgjorde euro 26,5% av verdens totale valutareserver.
Icy: Buz ve kar gücüne sahiptir.Dette gjelder for eksempel snø og is.
Motor 500 CC gücündedir.Installert effekt er 500 kW.