gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.La început, Armata Roșie a fost indusă în eroare de propriile supraestimări ale puterilor sale.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Este centrul ceremonial al puterii imperiale, și cea mai mare structură din lemn păstrată din China.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.Acesta este activat numai în cazul unei situații de urgență.
Buz gücüne sahiptir.Ce spune gheața?
Bir zamanlar Sovyetler Birliği dünya üzerindeki en büyük nükleer silah gücüne sahipti.La un moment dat, URSS-ul a menținut cel mai mare arsenal de arme nucleare din lume.
Realizmin anahtar kavramlarından biri de gücün uluslararası dağılımıdır.Un concept cheie în realism este distribuția internațională a puterii într-un sistem de polaritate.
Emin: Hiç kimse insanların telepati gücüne sahip olmadığını ispatlayamaz.Popescu: Nimeni nu a fost în stare să arate că unii oameni nu au puteri paranormale.
Güneş'in ve Ay'ın gücünü kullanır.Apoi creează soarele și luna.
Ayrıca Putin idarecilerin gücünü azaltıp cumhuriyetlerin yürütme organlarının pozisyonlarını güçlendirmiştir.În plus, Putin a întărit puterile legislativelor republicane în dauna puterilor executivelor corespunzătoare.
Halkın %49'u ise "Tanrı'nın ve ruh gücünün varlığına tamamen" inanmaktadır.34% au răspuns că „cred că există un fel de spirit sau forță vitală”.
Bhabha genel olarak Hint nükleer gücünün babası olarak bilinir.Bhabha a fost supranumit „tatăl programului nuclear indian”.
Eddington aydınlatma gücü ve yıldızların aydınlatma gücünün doğal sınırı, adını kendisinden alır.Este cunoscut pentru limita Eddington, limita naturală a luminozității stelelor.
Görünmez olma gücüne sahiptir.Are o abilitate unică, de a se face invizibil.
Bu birçok çelik alaşımın tensil gücüne eşittir ancak titanyum %45 oranında daha hafiftir.În starea sa pură, titanul este la fel de dur ca unele tipuri de oțel, dar cu 45% mai ușor.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie Riveter este considerată imaginea feminismului în Statele Unite.
Gücünün az olmasına karşın, sıcakkanlı, akıllı ve belagatliydi.Cu toate că avea o putere mică, era inteligent, prietenos și elocvent.
Gücünü 3,6 litre opel 6 silindirli motorundan alır.Semișenilatul era dotat cu un motor Opel de 3,6 litri cu 6 cilindri.
Biletleri satma gücünü kanıtlamış oldu.Preturile erau reglementate de puterea de cumparare.
Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.Conservatorii se temeau să nu-și piardă vechea putere economică și socială.
Hükümdarlığı, İspanya'nın gücünü ve prestijini bir hayli sarstı.Regele și-a extins puterea și prestigiul.
Böylece Zeus gücüne güç katmıştır.Astfel, Ioan a putut să revină la putere.
Özellikle Avrupa, Orta Çağ sonlarına kadar Bizans'ın ekonomik gücüne erişemedi.Europa, în particular, nu a depășit economia bizantian până în sec.
Böylelikle bu alandaki gücünü de göstermiş oldu.Simțeam forța spirituală a acestui loc.
Hükümdar, hukukun çerçevesindeki yasama gücünden başka bir güce sahip değidir.91. - Regele nu are alte puteri decât acele date lui prin Constituțiune. ”
1924 Lenin’in ölümü, Stalin gücünü sağlamlaştırmaya başladı.După moartea lui Lenin (1924), Stalin înăsprește regimul.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.Aceasta vrea să îi taie calea lui Tom pentru a-și mări puterea.
Sezgilere yeteneğe ve hayal gücüne dayalıdır.Este mai degrabă un teren al creativității și imaginației.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Sunt aduși sclavi negri din Africa.
Enerji gücüne sahiptir.Suferă din lipsă de energie.
3- Gücün karşısında durma.Lasă-mi speranța 3.
Ülkedeki iş gücünün üçte ikisini yabancı uyruklular oluşturmaktadır.Străinii alcătuiesc până la două treimi din forța de muncă din țară.
2009 yılında Almanya'nın toplam eletrik tüketiminin % 6.5'i rüzgâr gücünden elde edildi.În 2015, energia hidraulică genera 16.6% din totalul electricității.
Shai'tan gücün bu kısmına uzanamaz daha doğrusu hiçbir erkek uzanamaz.În lipsa celor doi, puterea lui Cersei nu mai este îngrădită de nimeni.
Lokomotifler 5.000 kW gücünde olup 140 km/h hıza sahiptirler.Locomotivele aveau o putere de 5.100 kW și o viteză maximă de 120 km/h.
Bu korku sayesinde Freddy eski gücünü kazanır.Cu aceste victorii, Frederic și-a restabilit reputația militară.
Gücünü kelliğinden alır.Odrisii își recăpăta puterea.
Almanya'da rüzgâr gücü, ülkenin toplam gücünün yaklaşık %7'sine denk gelmektedir.Numărul cel mai mare a germanilor s-a situat astfel în jurul a circa 10% din totalul populației.
Bu yayınlar sayesinde Berggolts, kentin gücünün ve kararlılığının simgelerinden olmuştur.Construcțiile gotice devin astfel un simbol al puterii și autonomiei orașelor.
Uranyum, nükleer gücün üretiminde kullanılmaktadır.Uraniul este utilizat în producția de energie nucleară.
Askerî gücünü artırmak için vergi gelirlerinin artması gerekmekte idi.Hadseregének fönntartására Sápúrnak növelnie kellett adóbevételeit.
Ka-32M : 1839 kW gücünde TV3-117VMA-SB3 motorları ile donatılması düşünülen bir model.Ka–32M – 1839 kW-os TV3–117VMA–SZB3 hajtóművekkel szerelt változat.
Domino adlı gezegenin prensesi, ejderha ateşi gücüne sahip olan peri ve bu büyük gücün koruyucusudur.Domino hercegnője és a sárkány tüzének birtokosa, őrzője.
Hız gücüne sahiptir.Szupersebességgel rendelkezik.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Utóbbiak munkaerő-szükségletét fekete rabszolgák biztosították.
Heinrich, sonraki pek çok yıllarını ve politik gücünü Alman sınırlarını sağlamlaştırma yönünde harcadı.Henrik a következő két évet hatalma és határai megszilárdításával töltötte.
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.Sok hosszú leírás taglalja az Ő erejét.
Ordusunun gücünün sınırlarını iyi biliyordu.Katonai erejéről volt híres.
İmparatorluk gücünün seremonik merkezidir.Ez volt a birodalmi hatalom ceremoniális központja.
Spor kariyerini sonlandırarak bütün gücünü tiyatroya harcadı.Építészeti tanulmányait abbahagyva teljes energiájával a színház felé fordult.
Bir kilowattlık güç yaklaşık olarak 1,34 beygir gücüne (HP) eşittir.Egy kilowatt közelítőleg 1,34 lóerővel egyenlő.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.A kő különlegessége, hogy képes visszahozni a holtakat a halálból.
Kurmacanın gücünü tamamen kişiliğinde barındırıyor.Az attitűdök a személyiség egészébe ágyazódnak be.
Buz gücüne sahiptir.Ereje a jég.
Amon onun gücünü alır.De Amon legyőzi őt.
Motor 500 CC gücündedir.A villamosmozdony 5100 kW teljesítményű.
Bazı toplar çok uzun bazıları ise çok ağır diğerleri de yeterli ateş gücüne sahip değildi.Sok lelőhely túl kicsi, mások túl gyenge minőségűek.
Aynı zamanda, Suriye'de Baas Partisi gücünü ve etkisini artırmıştır.Ezzel egy időben pedig a Syriza támogatottsága és befolyása is hatalmasat nőtt.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.A csapat csak vészhelyzet esetén használja.
Ancak tüm bu önlemler Kızıl Ordu'nun yarıdan fazla gücünü bölgeye başlamıştır.Ebből a mennyiségből is csak 10 darabot állítottak szolgálatba a Vörös Hadseregben.
Böyle büyük bir antrenörün gelmesiyle takım gerçek gücüne kavuştu.Az igen keménykezű edző nagy tervekkel érkezett a csapathoz.