gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kratos: Dayanıklılık ve gücün tecessümüdür.Symbolizują one siłę i trwałość państwa.
Bu saptırma gücüne coriolis kuvveti denir.Tą pozorną siłą jest właśnie siła Coriolisa.
Motor 500 CC gücündedir.Moc silnika wynosi 530 kW.
İktidar: Egemenliği elinde bulunduran,yönetme gücüne sahip siyasal topluluktur.Nadrzędność systemu politycznego – urzeczywistnia on zwierzchnią władzę w społeczeństwie.
Aikidonun felsefesi insanın kendi yaşam gücünü geliştirmekten ibarettir.Jakim próbom charakteru jest w stanie sprostać człowiek?
Amacı komünist rejim olmadan Rusya'ya Sovyet gücünü tekrar kazandırabilmektir.Jej celem miało być doprowadzenie do utworzenia nowej Rosji bez władzy komunistów.
Lütuf kavramı ayrıca Tanrı’nın gücünü ifade eder.Bywa również odczytywane jako „moc Boga”.
Tulkas'ın gücünü miras aldığı rivayet edilir.Haku odziedziczył po niej tę umiejętność.
Bu yöntemlerin neredeyse hepsi kuramdan gücünü almakla beraber bazıları kendi aralarında çelişmektedir.Przyczyny były takie same i przeciwnicy niemal ci sami.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Do pracy na nich sprowadzano niewolników z zachodniej Afryki.
Otomobildeki OTÜ'ler, elektrik üretecinin gücünden daha çok motorun termal enerjisinden elektrik üretir.Większa, w porównaniu z innymi materiałami, przewodność miedzi podwyższa sprawność energetyczną silników.
Stalin artan gücünü Mdivani ve diğer muhalifleri diplomatik görevlere kaydırmak için kullandı.Stalin wykorzystał urzędy do obsadzania ich swoimi zausznikami.
Pilot ışın verici kullanmayan bir sistem gücünü ışınını herhangi bir yere odaklaması açısından aciz olurdu.Pilot, bez którego ich nowego telewizora nie da się uruchomić, ulega zniszczeniu.
Fantom on kaplan gücündedir...Fantomen har tio tigrars styrka.
Onun gücünü kabul edin.Vad är emot din makt...
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Som en följd av detta tvingades Claudius inskränka senatens befogenheter.
"Güvenlik gücünün 2,500 aktif asker ve 19-35 yaş arasında 800 yedek kuvvetten oluşturulması planlanmştır."I planen föreskrivs att styrkan ska bestå av 2.500 aktiva soldater och 800 reservister i åldern 19-35 år.
Delila, Samson'un ağzından laf alarak gücünün uzun saçlarından kaynaklandığını öğrenir.Delilah lyckas till slut får ur Samson hans hemlighet – hans styrka sitter i håret.
Böylece gücünü kaybeder.Sedan hade den förlorat sin kraft.
Lübnan hükümeti, güneye yerleştirilecek birliklerin 15,000 asker gücünde olacağını söylemiştir.Libanon planerar att skicka 15 000 av sina egna soldater till området.
Ve Peter'a gücünü nasıl kontrol edeceğini öğretir.Men sedan hjälper han Peter att lära sig använda sin förmåga.
2007 itibarıyla toplam gücün yaklaşık 42.000 askerden oluşmaktadır.År 2007 anses FAR bestå av 49 000 aktiva soldater.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Han har ett rakt slag.
Gücünün zirvesinde, yüzlerce aktif üyeye sahipti.När rörelsen var som starkast hade den flera hundra aktiva medlemmar.
Ancak bu gücünün yan etkileri vardır ve gittikçe garip biri olmaya başlar.Man kan bli så besatt av någon att man börjar bete sig konstigt.
Motor 500 CC gücündedir.Motorn var på 500 cm3.
Bu sayede kumdan heykellere dönüşmekten kurtulur; düşmanlarının gücünden etkilenmezler.På så sätt blir spindeln osynlig för potentiella fiender.
Bu dönemde İspanya gücünün zirvesine ulaşmıştı.Från denna tid var den spanska riktningen förhärskande.
Ünlü icatların veya eğlence ürünlerinin birçoğu kişinin hayal gücünün ilhamı sayesinde üretilmiştir.De kändaste uppfinningarna och produkterna skapades av inspiration från någons fantasi.
Miyamoto, hayal gücüne çok fazla başvuruyordu, çünkü buna vakti vardı.Miyazaki ställde mycket höga krav på produktionen, så projektet drog ut på tiden.
Şiddetin, gücün tecessüsüdür (cismanileşmesi).Auktoritet är förtryck.
1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular.Amerikanerna bildade 1778 en allians med Frankrike som utjämnade de militära styrkeförhållandena.
Ejderhalar: Ejderhalar çeşitli sihir gücüne sahip, olduça büyük sürüngenlerdir.Huvudartikel: Bamse i Trollskogen Konstiga saker händer.
Fakat Atina eski gücüne hiçbir zaman ulaşamadı.Aldrig tidigare hade Aten uppnått bättre resultat.
Yiyecek fazlalığı ve nüfus yoğunluğu iş gücünün artmasına ve farklı alanlara yayılmasına imkan sağladı.Med större tillgång på mat ökade befolkningen och specialisering i olika yrkeskategorier blev möjlig.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.På land vistas de endast i yttersta nödfall.
Fakat İslam dini onların bu inancını yıkarak şefaat edebilecek yegane gücün Allah olduğunu bildirmiştir.Han tackade Gud för att ha uppenbarat för honom sin Son på vilken han hade tro.
Sarıkamış'tan sonra normal gücüne asla ulaşamadı.Efter skador i början lyckades han aldrig ta en ordinarie plats.
Logan’a gücünü kendisine aktarmasını teklif eder.Loki beordrar henne att släppa vapnet.
Aynı zamanda, sürekli bu gücünü kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanmakla da itham edilmektedir.Hon utnyttjade flitigt sitt inflytande över monarken för egna ändamål både politiskt och ekonomiskt.
Yapının zengin dizaynı için, Bizans mozaikleri Venedik'in zenginlik ve gücünün bir sembolu olarak yaldızlandı.Som material till mosaiken har man använt glas från Venedig och natursten.
General Franco 20 Kasım 1975 tarihinde vefat ettikten sonra aile siyasi gücünü kaybetti.Franco hade makten ända till sin död den 20 november 1975.
Sonradan gücünü kontrol etmeyi öğrenir.Потім навчилася контролювати свою силу.
Siyasal gerçekçiler ise, “Bu politika ulusun gücünü ne yönde etkileyecektir ?” diye düşünürler.А політичний реаліст запитує: «Як ця політика впливає на силу нації?».
Böylece gücünü kaybeder.Тут я втрачаю сили.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Це — церемоніальний центр імперської влади, і найбільша дерев'яна структура, що збереглась, в Китаї.
Nero onu tüm onursal unvalarından, gücünden ve hatta Romalı ve Germen muhafızlarında mahrum etti.Нерон позбавив матір усіх нагород і сил, і навіть римських і германських охоронців.
Kutupluluk uluslararası sistemdeki gücün paylaşılma yöntemine ilişkin bir terimdir.Мир як баланс сил в міжнародній системі.
İyileştirme gücüne sahiptir.Вони мають здатність зцілення.
Buz gücüne sahiptir.Володіє силою льоду.
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Не зміг повернутися на свою стару роботу.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Володіє потужним ударом.
Logan’a gücünü kendisine aktarmasını teklif eder.Гомер запитує їх, чи можуть вони позичити йому гроші.
Böylece üç güç yüzüğü de dahil tüm güç yüzükleri gücünü kaybetti.Однак, їх сила також залежала від сили Єдиного Персня.
Icy: Buz ve kar gücüne sahiptir.Його особливість — сила снігу та льоду.
Bu da Sovyet halkının alım gücünün hızla yükselmesini sağladı.Товариші, треба ж розуміти, які зараз сили накопичилися у радянського народу.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Для роботи на них завозили з Африки чорношкірих рабів.
Ancak kimse onun gücüne sahip olamaz.Але ніхто навіть не здогадується, хто ним може бути.
Enerji gücüne sahiptir.Вона сповнена енергії.
Düşmanın birkaç savaş tekniğini ve hayli canlı gücünü yok eder.Завдав ворогові великих втрат у живій силі і бойовій техніці.