gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Como resultado, Cláudio viu-se obrigado a reduzir o poder do senado para poder governar com maior eficácia.
Tanrı ve Tanrıça Tanrılar gerçektir, insanlar gibi değillerdir, onlar mutlak gücün birer aracılarıdır."Os deuses são reais, e não como pessoas, mas como veículos do poder.
Emir Gazi, bu sayede siyasi gücünü arttırdı.Mircea conseguiu, dessa forma, aumentar o seu poderio militar.
Görünmez olma gücüne sahiptir.Tem o poder de ficar invisível.
Nero onu tüm onursal unvalarından, gücünden ve hatta Romalı ve Germen muhafızlarında mahrum etti.Ele também retirou-lhe todas as honras e poderes, mesmo seus guarda-costas romanos e germânicos.
3- Gücün karşısında durma.Não seja tomado pela ira 3.
Bu tarz olaylar Türkiye'nin günümüzde dünya üzerindeki gücünü pekiştirdi.Essa série de acontecimentos afetou muito a influência mundial que a Turquia possui nos dias de hoje.
Zihin gücüne sahiptir.Tem poderes mentais.
Motor gücünü 5 ileri oranlı manuel "Tip 901" şanzıman ile iletmekteydi.Era equipado com uma transmissão manual de cinco marchas na configuração transeixo, "Type 901".
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.É o centro cerimonial do poder imperial, e a maior estrutura em madeira sobrevivente na China.
Otomobil en:Menard Competition Technologies tasarımı 750 beygir gücünde V12 motora sahiptir.O motor é da Menard Competition Technologies, é V-12 de 4.2 litros e tem 750 cv.
Hiçbir üstün gücün egemenliği altına girmeyi kabul etmez.Ninguém parece fazer frente à sua superioridade.
Oluşturulan bu yapay dünyada yapacaklarınız yalnızca hayal gücünüz ile sınırlıdır.Seu infinito mundo existe apenas na sua imaginação.
Yağmurlar yağdırabilme gücüne sahiptir.A chuva tem a capacidade de limpar céus poluídos.
İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir.Quem os desmafagafizá-los, um bom desmafagafizador será.
Ebeveyni, çocukların hayal gücüne dayalı oyunlarını cesaretlendirdi.São crianças cujas brincadeiras despertarão os segredos da casa.
Rakibe temas yapmasını gerektiren saldırıların gücünü %30 oranında arttırmaktadır.Segundo os especialistas Russos o potencial de combate foi aumentado em 30%.
Benim adım TATAR RAMAZAN gücün varsa gelip alsana!Murtala Ramat Mohammed chega ao poder.
Miusa : Müzik gücünü kullanır.São Paulo: UOL Música.
Lekapenos sonunda Aralık 920 tarihinde kıdemli imparator olarak tac giyene kadar gücünü artırdı.Lecapeno foi gradualmente assumindo mais poderes, até que foi coroado imperador sénior em dezembro de 920.
Prens ve Malik Ratash'ı öldürür gibi görünür ve Malik onun gücünü emer.O Prince e Malik parecem ter matado Ratash, e Malik absorve o seu poder, estilhaçando sua parte do selo.
Buz gücüne sahiptir.Tem poderes congelantes.
Bir tanrının gücünün görülür tezahürü o tanrının basıdır; örneğin güneş Ra'nın basıdır.Qualquer manifestação visível do poder de um deus pode ser chamada de ba; assim, o sol foi chamado ba de Ra.
Bunun üzerine kral, bütün gücünü derebeylerine karşı kullandı.É então que o rei mobiliza para o seu exército todos os homens disponíveis.
Dillon bu gücünü kendi çıkarları için kullanmışır.Curião fez o mesmo com as suas forças.
İş gücünün büyük kısmını servis sektörü ve hükümet karşılar.A maior parte da força de trabalho está empregada no setor de serviços e no setor administrativo.
Bireylerin bu gücü toplumun gücünü oluşturur.O poder político se origina dessa necessidade que as pessoas têm de viver em sociedade.
Hız gücüne sahiptir.Possui uma velocidade assustadora.
Bu laflar Herman'ın hayal gücüne sanki bir kıvılcım tesiri yapar.Os dois tipos mais comuns são a ilusão da grelha de Hermann e a ilusão da grelha cintilante.
Halkın %49'u ise "Tanrı'nın ve ruh gücünün varlığına tamamen" inanmaktadır.45% "acreditam que exista algum espírito ou força vital".
Bu gücün büyüklüğü Coulomb'un ters kare kanunuyla belirlenir.A intensidade desta força é determinada pela lei do inverso do quadrado de Coulomb.
2009 yılında Almanya'nın toplam eletrik tüketiminin % 6.5'i rüzgâr gücünden elde edildi.Apenas 6% da população tinha acesso à eletricidade em 2009.
İkinci sezonda gücünün daha büyük olduğunu fark eder.Na segunda temporada, sua aparência fica mais jovem.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Dizia-se que estas cinzas tinham o poder de ressuscitar um morto.
919: Leo Fokas (yaşlı)'nın Romanos Lekapenos'un gücünü almak için yaptığı başarısız isyanı.919: Revolta fracassada de Leão Focas, o Velho contra o golpe de Romano I Lecapeno.
Nadiren hayvan gücünden istifade edilir.Raramente demonstram confiança por outros seres.
Gey ve lezbiyen gücün amblemi oldu.Ele se tornou um emblema do poder gay e lésbico.
Bu arada gizli gücünü keşfeder.Esconde efetivamente o seu poder.
Kroesus, Lidya´yı gücünün zirvesine taşımıştı.Carson Daly continuou no comando da atração.
Bu da paslanmanın, bataryanın akım üretme gücüne bağlı olduğunu göstermiştir.Além disso, é discutido se levantou apenas com a força do pedal do piloto.
Hizmet işkolu, iş gücünün %27'sine istihdam sağlamaktadır.No entanto, a agricultura ainda respondia por 27% do emprego.
Üç kafalı bu canavar 550G gücündeydi ve yine Dragonoid'e yenildi.Os medos foram derrotados pelo Império Aquemênida, em 550 a.C., e o restante da Aracósia foi logo anexado.
Böylelikle bu alandaki gücünü de göstermiş oldu.Também nesta posição mostrou o seu talento.
Calvin o tarihlerde Cenevre'de zayıflayan gücünü korumak için mücadele veriyordu.João não estava disposto a enfraquecer sua autoridade na França dessa maneira.
ABD, düşmanlarını yok etmek için üstün hava gücünü ve üstün teknolojisini kullanır.USA - Usam a mais alta tecnologia para desenvolver seu exército.
Kratos: Dayanıklılık ve gücün tecessümüdür.Estados Unidos: poder e submissão.
Popüler hayal gücünde ve kültüründe küfür ile cinsel serbestlik aynı anlama gelmektedir.Na imaginação popular e da cultura, tornaram-se sinônimo de libertinagem e abuso sexual.
İktidar, yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişiler.É o estado de quem ou do que tem liberdade ou autonomia.
İçinde başarı yattığı için gücünü her zaman sına.Faz o Teu espírito inflamar sempre dentro de nós.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.A necessidade de manter as linhas de comunicações com França obrigava-os a retirar.
Gücün eril kısmıdır.Faz parte da sua aura.
Çünkü gücünü İngilizlere karşı muhalefetten alıyordu.E sente que está dividindo sua energia com o público.
Şiddetin, gücün tecessüsüdür (cismanileşmesi).O Círculo acredita que criação é poder.
Bu gemilerin sahip olduğu top mermileri, çok şiddetli bir ateş gücüne sahiptir.Storm: Estas naves têm o maior poder de fogo.
Sınır Güvenlik Gücünün ilan edilmesi, Suriye, Türkiye, Rusya ve İran'ın tepkisi ile karşılandı.O grupo apoia o acordo de cessar-fogo implementado na Síria que foi negociado pela Rússia, Turquia e Irã.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.O século VI marcou o renascimento no poderio militar naval.
Kilise de eski gücüne kavuştu.A Igreja recobrou novo vigor.
Sözün kutsal gücünden kaynaklanan bir kavramdır.Palavras Sagradas de Poder.
Filozof da diğer bütün insanlar gibi gücünü arttırmak ister.Ele ensina aos outros o poder da luz como um todo.
İnsanlarda büyü gücü ve büyü gücünden yoksunluk, doğuştan gelen bir özelliktir ve kalıtım yoluyla aktarılır.Nos seres humanos, a magia ou a falta dela é um atributo inato.