gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Бывалой славы он уже не обретет никогда.
Bu da Sovyet halkının alım gücünün hızla yükselmesini sağladı.Тем самым, способствовал быстрому продвижению советских войск.
Birleşik Krallık rüzgâr gücüne sahip dünyada yedinci büyük ülkedir.Это седьмой по величине город Соединённого королевства.
Kısa sürede başarılı bir sanatçı haline geldi, zengin bir hayal gücünün ürünü olan eserler verdi.Был плодотворным автором, оставил богатое наследие.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Однако Революция не собиралась снижать свои темпы.
Suyun bütün evrelerini kontrol etmek gücüne sahibdir.Управляет водой во всех её проявлениях.
Kilise de eski gücüne kavuştu.Группировка потеряла своё былое могущество.
İradenin düşünsel gücünü temsil eder.Говорить то, что думаешь / Справедливость силы.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.أستخدمت روزي ريفيتر عادة باعتبارها رمزا للنسوية والقوة الاقتصادية النسائية.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.في عام 1842، اخترع جون هتشنسون مقياس التنفس spirometer، والذي أتاح قياس السعة الحيوية للرئتين.
Müttefik Güç Harekâtı o zamanki Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nin askerî gücünü hedef aldı.واستهدفت عملية القوة المتحالفة القدرات العسكرية لما كان آنذاك جمهورية يوغوسلافيا الاتحادية.
Allah Cebrail’e, “Bu kuluma kırk yiğidin gücünü verdim” dedi.قال: فأتاني أربعة من المشركين من أهل مكة.
İsveç iş gücünün yaklaşık %70'i sendikalaşmıştır.حوالي سبعين في المئة من القوى العاملة السويدية هي نقابية.
Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır.في هذه الحالة، تكون أفعال الأفراد مرتبطة فقط بقوتهم ووعيهم الشخصي.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.ٱلْوَكِيلُ: هو الكفيل بالخلق القائم بأمورهم فمن توكل عليه تولاه وكفاه، ومن استغنى به أغناه وأرضاه.
Bu yasa, İngiltere’deki Kutsal Kitap tartışmaları hakkında Roma’nın karar verme gücünü yok ediyordu.كانت تلك النقطة نقطة قوة لروما في إنجلترا لتقرر الخلافات المتعلقة بالكتاب المقدس.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.قد تكون أزمة قناة السويس تسببت في إضعاف قوة بريطانيا في الشرق الأوسط ولكنها لم تنهار بعد.
Tarımda olduğu gibi, ailenin kapasitesini aşan iş gücünde köleler çalıştırılmıştır.وكما كان الحال في الزراعة، فقد عُني الرقيق بالقيام بالوظائف التي تفوق قدرات الأسرة.
Roma’nın gücünün kırılması küçük küçük adımlarla sürdü.تضاءلت قوة روما شيئًا فشيئًا.
Bu eğitimli nüfus, teknoloji ağırlıklı yatırımların gereksinim duyduğu iş gücünü oluşturur.هذا المجتمع المتعلم والمُجِيد للتكنولوجيا يخلق قوة العمل اللازمة للاستثمار بشكل رئيسي.
Daha sonra tekrar kurulmasına rağmen, imparatorluk eski gücüne bir daha hiç kavuşamadı.وبالرغم من أنه عمل على تقوية الإمبراطورية إلا أنه فشل في استعادة قوتها السابقة.
Gücün ayrı devlet erklerine bölüştürülmesi cumhuriyetçi güçler ayrılığı düşüncesinden gelir.إن تقسيم السلطة إلى فروع مستقلة للحكومة أمر أساسي للفكرة الجمهورية لفصل السلطات.
Yiyecek fazlalığı ve nüfus yoğunluğu iş gücünün artmasına ve farklı alanlara yayılmasına imkan sağladı.ان وفرة الطعام وكثافة السكان جعلت تقسيم العمالة أمر ممكن.
Calvin o tarihlerde Cenevre'de zayıflayan gücünü korumak için mücadele veriyordu.لسوء حظ سيرفيت، كان كالفين في هذا وقت يحارب لإبقاء قوته الضعيفة في جنيف.
Icy: Buz ve kar gücüne sahiptir.آيس مان:لديه قوة جليدية.
Elaizer'ın gücü vampirlerin özel güçlerini görmektir ve Bella'nın özel gücünü görür.واظهرت القوة الخاصة لمصاصين الدماء ، والقوة الخاصة لبيلا.
45 MW gücünde kurulacak HES ile yılda 174 milyon kw elektrik üretilecektir.ولا يتوفر سنوياً أكثر من 454 كغ.
1907'de Georges Clemenceau otomobil kullanan ilk mobil polis gücünü oluşturur.ويعد جورج كليمنصو أول من خلق قوة شرطة متنقلة ومستخدمة للسيارات عام 1907.
Kehribar sürünüldüğünü zaman hafif vücutları çeker; manyetik demir filizi demiri çekme gücüne sahip. .فالكهرمان عندما يفرك فإنه يجذب الأجسام اللطيفة؛ أما مغناطيس الحديد الخام فله القدرة على جذب الحديد.
Hız gücüne sahiptir.يملك سرعة البديهة .
Gücün biraz daha farkında ve daha mantıklı bir durumdadır.مما يجعله أكثر وعيا بقوته وبالتالى يكون أكثر هدوءا وتعبيرا.
Koloni, Britanya'nın dünyanın en büyük gücü olmasını sağlayan gücün en önemli kaynağıydı.وهذه الصادرات كانت مصدر الثروة التي جعلت من بريطانيا العظمى، أغنى دولة في العالم.
"Her türlü değişim ve gücün kaynağı sadece Allah'tır." anlamına gelmektedir.“ويشهد أنه لا يملك من نفسه إلا العدم وأن كل ماله من الله.”
Kullanılacak kolon malzemesi (reçine), tipi ve elektrik yüklenme gücüne göre seçilir.يتم اختيار العمود الذي سيستخدم اعتماداً على نوع وقوة الشحنة.
Bu şiir ise yaratıcı hayal gücünü ifade için yapılan hazırlığın bir parçasıdır.”ووصف هذا الموقف بأنه "جزء من التطور الشامل لشكل الرواية التصويرية".
Hanedanının gücünü genişleterek aile üyelerini müşteri devletlerin tahtlarına yerleştirdi.وقام بتمكين أفراد أسرته من عروش الدول العميلة، موسعاً نطاق سلطة العائلة.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.كان وجود أسطولًا ضخمًا أمرًا ضروريًا من أجل هزيمة اليابان.
Yediği şeytan meyvesi kendisine ateşin gücünü vermiştir.عند التبشير أهين بأنه شيطان وأن له صلة بالجحيم.
Ancak kimse onun gücüne sahip olamaz.ولم يكن يستطيع أحد ان يسيطر عليها.
Kendi Irkından oyuncuya saldırıldığında hücum gücünün %50-si saldıran ordu üzerinden kaldırılır.نسبة سقوط الأدوات منك عندما يتم قتلك من أحد اللاعبين سوف تنقص إلى 50%.
Ancak İngiliz silahlarının gücünü küçümsediler.قوة أسلحة الإنجليز.
Isıl gücün işareti, taşınan yüklerin elektrik iletimindeki çokluğunu ifade eder.كمية الضوء الصادر تعبر عن كمية الطاقة الحيوية الموجودة في العينة.
Motor 500 CC gücündedir.بلغ الوزن الصافي للمحرك 155 كجم.
2 adet 1500 beygir gücünde (çift uskurlu) 2 adet Sulzer dizel motor.و في حالة استخدام turbcharger ترتفع ل 1000:1200 في محركات الديزل.
Turbo sayesinde Dizel motorların gücünün benzinli motorlara nazaran daha fazla olması mümkün olmaktadır..ومع التوربو فيمكن أن يكون قوة محرك الديزل أكثر من ذلك مقارنة مع محركات البنزين.
Gücünü cihazın güç kaynağından dahili olarak temin eder.والتي يُزَود بها الجهاز بواسطة منبع قدرة مناسب.
Gücünün zirvesinde, yüzlerce aktif üyeye sahipti.له مصنفات كثيرة، بلغت نحو مائة مصنَّف.
Otomobildeki OTÜ'ler, elektrik üretecinin gücünden daha çok motorun termal enerjisinden elektrik üretir.وبعبارة أخرى، أن الجسم ينفق طاقة أكثر من الطاقة التي يأخذها في الغذاء.
Aktinometre, radyasyonun ısıtma gücünü ölçer.لذا يتم تحديد درجة الحرارة عن طريق قياس الإشعاع.
Bu kullanılmayan işleme gücünün boşa gitmesi manasına gelir.قد يكون أنه فقد الثقة في معالجة هذا النوع.
Tiberius’un düşüşü, gücün suistimali değil onu kullanmayı reddetmesidir.A queda de Tibério não se deveu ao seu abuso de poder, mas ao facto de negar-se a usá-lo.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Mesmo no deserto, ela foi amparada pelo Criador (Deus de Abrãao).
Gücün SI birimi watt'tır.Sua unidade de medida é o Watt.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.A grande força militar do Japão era considerada como essencial para a defesa do império.
Carrie aslında telekinezi gücünün olduğunu keşfeder.Carrie descobre que possui poderes telecinéticos.
Bu arada Microsoft, tüketicilere hitap etmesi nedeniyle Xbox markasının gücüne vurgu yapıyordu.Entretanto, a Microsoft foi destacando a força da marca Xbox por causa de seu apelo com os consumidores.
Bu da tahrip gücünü katlar.Isso aumenta muito seu poder de destruição.
Şarkı Anne Karine'in sevginin yenilenme gücünü söyleyerek ilham verici bir numarası.A canção é uma balada em que Anne Karine canta sobre o poder regenerativo do amor.
Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır.Nesse estado, as ações dos indivíduos estariam limitadas apenas por seu poder e sua consciência.
Joseph Nye yumuşak gücün başta gelen taraftarı ve teorisyenidir.Joseph Nye é o principal defensor e teórico do soft power.