gücünü ile cümle

gücünü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Birinci Pön Savaşı'nın en belirgin politik sonucu Kartaca'nın deniz gücünün zayıflama çökmesidir.Kanskje var det mest umiddelbare politiske resultatet av krigen Karthagos nedgang som stormakt til sjøs.
Süper Güç: Superman’in gücünün büyüklüğü tam olarak belli değildir.Usårbarhet – Supermanns hud er ugjennomtrengelig.
Siyasal gücünü bütünüyle yitiren DP, Ağustos 1977'de kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'ne de katılmadı.Regjeringens første foranstaltninger ble derfor tatt uten ham i statsrådet 2. august.
Kuznetsov'un ana vurucu gücünü çok amaçlı SU-27K ve SU-33 Flanker uçakları oluşturmaktadır.«Admiral Kuznetsovs» viktigste fly er multirolle Su-33.
Bu da tahrip gücünü katlar.Dette er med på å stabilisere kreftene.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Keiseren viste til den politiske nødvendigheten av unionen, men kunne bare sette den gjennom med makt.
Mengü Ertel Afişin Sonsuz Gücünün Bilincinde Bir Büyük Usta: Mengü Ertel Bir usta: Mengü Ertel (ss.72)Fāṭimide kalif-imam Al-Ḥakīm bi-Amrillāh ألإمام الحكيم بأمر الله (Opphav til drusernes religion)) 17.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Den var det seremonielle sentrum for keisermakten, og den største bevarte trebygning fra keisertidens Kina.
Bu ordu 872'de Paulusçuların lideri Chrysoceres'i öldürmeyi başardı ve Paulusçuların askeri gücünü kırdı.Den bysantiske general Christopher beseiret paulisianerne i 872 og drepte lederen Chrysocheir.
Gürcistan devlet başkanı, Devletin ve yürütme gücünün başkanıdır.Bosnia-Hercegovinas ministerråd er landets regjering og utøvende makt.
Fatımi Devleti'nde iktidarı eline geçirmişti ve bu iktidar gücünü pekiştirmeye koyuldu.Hans makt innenfor staten synes å ha støttet seg på disse embetsverdighetene.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter digunakan sebagai lambang feminisme dan kekuatan ekonomi wanita.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.Pada 1842, John Hutchinson menemukan spirometer, yang memungkinkan pengukuran kapasitas vital paru-paru.
Fakat bir sonraki sene, Yoşiteru ve Harumoto, Nagayoşi’nin gücünü azaltmak için ona karşı savaş başlattı.Namun, tahun berikutnya, Yoshiteru dan Harumoto memulai perang melawan Nagayoshi untuk menghapus pengaruhnya.
Onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır.Dimuliakanlah Dia serta Diluhurkanlah Dia dibanding yang mereka persekutukan.
Yeteneği Limit Aşımı (Limit Over), onun gücünü insanüstü seviyelere çıkarabilmektedir.Mampu meningkatkan kemampuan DNA-nya hingga batas yang menakjubkan.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Krisis Suez memang menyebabkan kekuatan Inggris di Timur Tengah melemah, namun imperiumnya tidak runtuh.
Bu, önceki rejimlerde istismarcı polis gücünün tarihinden kaynaklanmaktadır.Hal ini disebabkan sejarah kekuasaan kasar polisi di rezim sebelumnya.
Korkular içindeki İbrahim’in cinsel gücünü kazanmasını sağlarlar.(Tetapi mereka tidak mau makan), karena itu Ibrahim merasa takut terhadap mereka.
Allah insana akletme, aklını kullanma ve temyiz gücünü bahşetmiştir.Allah memberikan cobaan untuk membuat manusia menjadi lebih kuat dan semakin dekat kepada-Nya.
Su gücünü kullanır.Dia memiliki kekuatan air.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.Sebenarnya mereka mengambil kesempatan dari keadaan darurat tersebut.
Ve gücünü insanlar üzerinde denemeye karar verdi.Dia memutuskan dia ingin mencoba membunuh manusia.
Theudebert kendi gücünün Avrupa'da gittikçe büyüdüğünü görünce bunu kutlanmaya layık buldu.Theudebert tampaknya telah menikmati kekuatannya yang tumbuh di panggung Eropa.
Bu olay El Cid’in gücünü gösterdiği için yaygın efsanelerle uyumludur.Legenda tersebut dipercayai karena legenda ini menambah "jiwa keberanian" pada sosok El Cid.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Ia kemudian duduk bermeditasi menyesali segala perbuatan liciknya.
Eşinin drahoması borçlarını azaltmaya ve gücünü toparlamaya yardım etti.Maharnya digunakan oleh suaminya untuk meringankan masalah keuangannya dan memperkuat kekuasaannya.
Bu kullanılmayan işleme gücünün boşa gitmesi manasına gelir.Perbuatan yang berlebihan akan menjadi sia-sia.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Dia hanya hidup mengejar kekuatan.
Thevenin teoremi bir devrenin maximum gücünü bulmaya da yaramaktadır.Teorema Thevenin adalah salah satu teorema yang berguna untuk analisis sirkuit listrik.
Ayrıca Putin idarecilerin gücünü azaltıp cumhuriyetlerin yürütme organlarının pozisyonlarını güçlendirmiştir.Hơn nữa, Putin đã củng cố vị trí cơ quan lập pháp của các nước cộng hòa và làm suy yếu cơ quan hành pháp.
Winx onu yenmek için Charmix gücünü kullanır.Trong khi đó, nhóm Winx tìm cách để đạt được sức mạnh Charmix.
Süper Güç: Superman’in gücünün büyüklüğü tam olarak belli değildir.Siêu sức mạnh: Giới hạn sức mạnh vật lý của Sup là không thể xác định nổi.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.Ban đầu, Hồng quân bị đánh lừa bởi thái độ quá tự tin về khả năng của họ.
Senato önerisi, Octavianus'un ekstra anayasal gücünün bir tür tasdiğiydi.Lời đề xuất của Viện nguyên lão là một sự phê chuẩn đối với quyền lực ngoài hiến pháp của Octavian.
Fakat bu, Sutekh’in geleceği yok etme gücünü almaktadır.Điều này làm cho việc chinh phục Aztec còn lại dễ dàng hơn.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Khủng hoảng Suez khiến quyền lực của Anh tại Trung Đông bị suy yếu, song nó không sụp đổ.
Bu bölgede gücünü artırdı.Họ ra sức tăng cường lực lượng trong khu vực này.
Daimyo’lar, Samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı.Các daimyō gây dựng lực lượng, đánh nhau với các daimyo khác để giành lãnh địa.
Böylece Authority tüm gücünü kaybeder.Hãy để họ nắm hết quyền lực.
Buluşları insan oğlunun yıkım gücünü arttırdı.Những năm cuối cuộc đời ông đã bị khuấy động bởi cuộc nổi loạn của người con trai cả của ông.
Allah Cebrail’e, “Bu kuluma kırk yiğidin gücünü verdim” dedi.続けてこの願の目的を述べ重ねて誓った(「四誓偈(重誓偈・三誓偈)」)。
Bu keşifler, Avrupa ülkelerinin ekonomisini ve gücünü güçlendirdi.かれらの発見はヨーロッパ諸国の経済と国力の強化に寄与した。
Bazı işkolları iş gücünün oldukça sabit bir payını koruyordu.幾つかの部門は公正に一定の労働力のシェアを保った。
İnsan artık yaptığı ürünü değil, kendi emek gücünü belirli bir ücret karşılığında anlaşarak satmaktadır.凡人が相手でも正面から非難してはならないし、ましてや相手が諸侯であるならなおさらである。
Bu arada gizli gücünü keşfeder.特殊な力が秘められているらしい。
Dört yıl süren bu görev sırasında üstün yeteneğini e yaratıcılık gücünü ortaya koydu..その後4年間、彼はこの楽器の熟達のためにほとんどの時間を費やすことになった。
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.本の真の力を発揮させた数少ない一人。
Birinci Pön Savaşı'nın en belirgin politik sonucu Kartaca'nın deniz gücünün zayıflama çökmesidir.第一次ポエニ戦争におそらく最も直結した政治的な結果は、カルタゴの大きな海上支配力が失われたことである。
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.それは柊蓮司が持つ“あらゆるものを下げる力”「柊力(ひいらぎちから)」だったのである。
Ancak, hemen kendine gelip gücünü toplaması gerekecektir, çünkü arkadaşları büyük bir tehlike içindedir.今は当たってすぐ懐に入ろうとするから、大きな相手には引っ張り込まれてしまう。
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.私は失敗し、あなたの権力の限度が晒されるでしょう。
İkisinin ilişkilerini geliştirmek için tüm gücünü kullanır.2人の仲を進展させようと協力する。
Almanya'da rüzgâr gücü, ülkenin toplam gücünün yaklaşık %7'sine denk gelmektedir.石油精製能力はドイツ全体の7%以上であった。
Ama maskeyi takıp, gücünü kullanmayı başarır.ベルトを操作して怪力を得る。
INT (Intelligence) (Zeka) Büyüyle saldırı gücünüzü ve sihirsel yetenekleri iyileştirmeyi etkiler.その知謀と妖術を持って玄偉の暗躍を助ける。
Onun gücünü kabul edin.彼の力も認めている。
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.今度は警察の助けを借りず、独力で鎮圧することに成功した。
Bu yenilgiden sonra İsveç İmparatorluğu bir daha eski gücünü kazanamamıştır.以後帝国はかつての栄華を取り戻すことはなかった。
Gücünü çok iyi bilmemektedir.その力は計り知れない。

İlgili Sayfalar