gücünü ile cümle
gücünü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Carrie aslında telekinezi gücünün olduğunu keşfeder.Carrie má již od malička telekinetické schopnosti.
Sonunda gücünü kaybeden Tina yere düşmüş ve ölmüştür.Tina však časem tak zeslábla, že upadla na zem a zemřela.
Koku gücünü göstermiştir.Může stroj cítit?
III. Amenhotep ülkesinin siyasi zirve politik gücünü diplomatik yollar kullanarak devam ettirmiştir.Amenhotep III. v diplomatické politice pokračoval.
Fakat babasının sağlığı iyileşti ve babası krallık iktidar gücünü tekrar ellerine aldı.Ruce krále, tak byly ruce uzdravitele.
Lütuf kavramı ayrıca Tanrı’nın gücünü ifade eder.Hle, také já vidím, je výrok Hospodinův."
Biletleri satma gücünü kanıtlamış oldu.Vyjadřuje kupní sílu mezd.
1924 Lenin’in ölümü, Stalin gücünü sağlamlaştırmaya başladı.Po Leninově smrti roku 1924 se chopil moci Stalin.
Flora : Doğa gücünü kullanır.Elfové – čerpají sílu z přírody.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Přesto Suezská válka neznamenala úplný konec britského vlivu na Blízkém východě.
Güneş'in ve Ay'ın gücünü kullanır.Víla Slunce a Měsíce.
Böylece Authority tüm gücünü kaybeder.Tím by orgány EU ztratily veškerou pravomoc k řešení celého případu.
Dahası, Tanrı yaratma gücünü insana aktarmış da değildir.Také ale ví, že je proti přirozenosti boha lhát.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.Zamýšlené změny mohly být realizovány jen se souhlasem císaře, k čemuž nikdy nedošlo.
O bunlara yaratıcı tiyatro gücünü katma ustalığı gösterir.To dosti brání docenění jeho tvůrčí role.
Ve gücünü insanlar üzerinde denemeye karar verdi.Rozhodl se, že předvede svou sílu ve městě.
Ancak taarruz gücünü yitirmesi nedeniyle ana mevzilere taarruz etmeye girişemedi.Díky velké zranitelnosti neměl být využíván v prvních sledech.
Degas daha sonraları izlenimcilerle gücünü birleştirdi.Spolu s dalšími impresionisty zde vystavoval i Degas.
Flora: Doğanın gücünü kullanır.Je schopen využívat síly přírody.
Bu yenilgiden sonra İsveç İmparatorluğu bir daha eski gücünü kazanamamıştır.V této době královská moc ve Švédsku upadla jako nikdy předtím.
Bu, anahtarın kriptografik gücünün belirlenmesinin en önemli ölçütüdür.Nepodmíněná bezpečnost je nejvyšší míra bezpečnosti kryptografického systému.
Ama bunu yaparsa, doğa üzerindeki kendi gücünü kabullenmiş olup, kendiyle çelişir.Pokud ještě mohl, chodil s nimi do přírody.
Tüm kötü gücünü bir araya toplayarak, Frodo'nun parmağını ısırıp kopardı ve yüzüğü ele geçirdi.Srazil Sama k zemi, skočil na neviditelného Froda, zápasil s ním, ukousl Frodovi prst a zmocnil se Prstenu.
Görüyorum ki karanlığın gücünü kullanmak için eğitilmişsin, ancak ben aydınlığı kullanmak için eğitim aldım.Získala schopnost ohýbat a manipulovat se světlem, aby se tím dokázala zneviditelnit.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Pokouší se použít svou sílu k tomu, aby je našel.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.La început, Armata Roșie a fost indusă în eroare de propriile supraestimări ale puterilor sale.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Este centrul ceremonial al puterii imperiale, și cea mai mare structură din lemn păstrată din China.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.Acesta este activat numai în cazul unei situații de urgență.
Güneş'in ve Ay'ın gücünü kullanır.Apoi creează soarele și luna.
Ayrıca Putin idarecilerin gücünü azaltıp cumhuriyetlerin yürütme organlarının pozisyonlarını güçlendirmiştir.În plus, Putin a întărit puterile legislativelor republicane în dauna puterilor executivelor corespunzătoare.
Halkın %49'u ise "Tanrı'nın ve ruh gücünün varlığına tamamen" inanmaktadır.34% au răspuns că „cred că există un fel de spirit sau forță vitală”.
Bhabha genel olarak Hint nükleer gücünün babası olarak bilinir.Bhabha a fost supranumit „tatăl programului nuclear indian”.
Eddington aydınlatma gücü ve yıldızların aydınlatma gücünün doğal sınırı, adını kendisinden alır.Este cunoscut pentru limita Eddington, limita naturală a luminozității stelelor.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie Riveter este considerată imaginea feminismului în Statele Unite.
Gücünün az olmasına karşın, sıcakkanlı, akıllı ve belagatliydi.Cu toate că avea o putere mică, era inteligent, prietenos și elocvent.
Gücünü 3,6 litre opel 6 silindirli motorundan alır.Semișenilatul era dotat cu un motor Opel de 3,6 litri cu 6 cilindri.
Biletleri satma gücünü kanıtlamış oldu.Preturile erau reglementate de puterea de cumparare.
Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.Conservatorii se temeau să nu-și piardă vechea putere economică și socială.
Hükümdarlığı, İspanya'nın gücünü ve prestijini bir hayli sarstı.Regele și-a extins puterea și prestigiul.
Böylelikle bu alandaki gücünü de göstermiş oldu.Simțeam forța spirituală a acestui loc.
1924 Lenin’in ölümü, Stalin gücünü sağlamlaştırmaya başladı.După moartea lui Lenin (1924), Stalin înăsprește regimul.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.Aceasta vrea să îi taie calea lui Tom pentru a-și mări puterea.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Sunt aduși sclavi negri din Africa.
Ülkedeki iş gücünün üçte ikisini yabancı uyruklular oluşturmaktadır.Străinii alcătuiesc până la două treimi din forța de muncă din țară.
Bu korku sayesinde Freddy eski gücünü kazanır.Cu aceste victorii, Frederic și-a restabilit reputația militară.
Gücünü kelliğinden alır.Odrisii își recăpăta puterea.
Almanya'da rüzgâr gücü, ülkenin toplam gücünün yaklaşık %7'sine denk gelmektedir.Numărul cel mai mare a germanilor s-a situat astfel în jurul a circa 10% din totalul populației.
Bu yayınlar sayesinde Berggolts, kentin gücünün ve kararlılığının simgelerinden olmuştur.Construcțiile gotice devin astfel un simbol al puterii și autonomiei orașelor.
Askerî gücünü artırmak için vergi gelirlerinin artması gerekmekte idi.Hadseregének fönntartására Sápúrnak növelnie kellett adóbevételeit.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Utóbbiak munkaerő-szükségletét fekete rabszolgák biztosították.
Heinrich, sonraki pek çok yıllarını ve politik gücünü Alman sınırlarını sağlamlaştırma yönünde harcadı.Henrik a következő két évet hatalma és határai megszilárdításával töltötte.
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.Sok hosszú leírás taglalja az Ő erejét.
Ordusunun gücünün sınırlarını iyi biliyordu.Katonai erejéről volt híres.
İmparatorluk gücünün seremonik merkezidir.Ez volt a birodalmi hatalom ceremoniális központja.
Spor kariyerini sonlandırarak bütün gücünü tiyatroya harcadı.Építészeti tanulmányait abbahagyva teljes energiájával a színház felé fordult.
Kurmacanın gücünü tamamen kişiliğinde barındırıyor.Az attitűdök a személyiség egészébe ágyazódnak be.
Amon onun gücünü alır.De Amon legyőzi őt.
Aynı zamanda, Suriye'de Baas Partisi gücünü ve etkisini artırmıştır.Ezzel egy időben pedig a Syriza támogatottsága és befolyása is hatalmasat nőtt.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.A csapat csak vészhelyzet esetén használja.
Ancak tüm bu önlemler Kızıl Ordu'nun yarıdan fazla gücünü bölgeye başlamıştır.Ebből a mennyiségből is csak 10 darabot állítottak szolgálatba a Vörös Hadseregben.