gücünü ile cümle
gücünü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü gücünü İngilizlere karşı muhalefetten alıyordu.E sente que está dividindo sua energia com o público.
Sınır Güvenlik Gücünün ilan edilmesi, Suriye, Türkiye, Rusya ve İran'ın tepkisi ile karşılandı.O grupo apoia o acordo de cessar-fogo implementado na Síria que foi negociado pela Rússia, Turquia e Irã.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.O século VI marcou o renascimento no poderio militar naval.
Filozof da diğer bütün insanlar gibi gücünü arttırmak ister.Ele ensina aos outros o poder da luz como um todo.
Hayal gücünü kullan.Use sua imaginação.
Bu nedenle denizin gücünü temsil eder, fırtınalar ve felaketler meydana getirir.Hij is degene die over stormen en rampen heerst.
Milgram ayrıca otoritenin gücü ile uyuşumun gücünü birleştirdi.Milgram combineerde ook de macht van gezag met dat van overeenstemming.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter staat symbool voor het feminisme en de economische kracht van vrouwen.
Carrie aslında telekinezi gücünün olduğunu keşfeder.Ondertussen ontdekt Carrie dat ze telekinetische gaven heeft.
Aristokratlardan hoşlanmıyordu ve bunu da Senato'nun karar alma gücünü geri alarak göstermekten korkmuyordu.Hij had een hekel aan aristocraten en was ook niet bang dit te laten blijken.
Olgunlaştığında Worms ve Speyer'deki gücünün üzerinde tanınan bir kişi haline geldi.Eenmaal volwassen werd hij graaf van Speyer en Worms.
Böylece Authority tüm gücünü kaybeder.In dat geval zouden de senatoren al hun macht verliezen.
Almanya'da rüzgâr gücü, ülkenin toplam gücünün yaklaşık %7'sine denk gelmektedir.Windenergie levert ongeveer 7% van het totaal verbruik in Duitsland.
Aktinometre, radyasyonun ısıtma gücünü ölçer.Stralingsmeters kunnen radioactiviteit meten.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Zij weigerde en alle maagden werden daarop doodgemarteld.
John Fitch, çarklı ve gücünü buhar motorundan alan vapuru üretmiştir.John Fitch experimenteerde met een schroef op zijn raderstoomboot.
Batı Berlin, üç batı gücünün yetkisi altında 3 Eylül 1948 tarihinde kendi pulunu yayımlamaya başladı.West-Berlijn begon op 3 september 1948 met de uitgifte van eigen postzegels.
Bu, anahtarın kriptografik gücünün belirlenmesinin en önemli ölçütüdür.De sleutel is zodoende het zwakste punt van de cryptografie.
Böylece gücünü kaybeder.Daar kunnen ze hun energie kwijt.
Daha üstün bir şekilde, bütün engellere ve tehlikelere karşı koymak gücünü bulmalıyız.Eerst overwinnen ze vele obstakels en gevaren.
2010 yılından bu yana Rusya'da gücünü hissettirmeye başladı.Sinds 2010 wordt het Russisch Open hier gespeeld.
Medici ailesinin gücünü göstermek amacı taşır.Hij vreesde dat de familie de' Medici te machtig ging worden.
1970'li yıllara gelindiğinde Sovyetler Birliği artık gücünün doruklarındaydı.In 1970 stond de Sovjet-Unie op het hoogtepunt van haar macht.
Yehudayı aldıktan sonra, İsrail üzerinde gücünü tekrar kazanır.Hierin wordt hij naar onze eigen tijd gehaald en wil hij opnieuw de macht over New York in handen krijgen.
Kırmızı şeritler ise bu özellikleri birleştiren yaşam gücünü temsil etmektedir.De rode lijnen staan voor de levenskracht die de andere banen verbindt.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.Dat laatste zal echter alleen in noodgevallen nodig zijn.
Delila, Samson'un ağzından laf alarak gücünün uzun saçlarından kaynaklandığını öğrenir.Het plan lukt en Simson vertelt dat zijn kracht in zijn lange haar zit.
Bir kişinin gücünü, bir Contractorunki kadar artırır.Het rechter deel heeft als uitbouw een erker.
Bunlar: STR (Strength) (Güç) Saldırı gücünüzü ve taşıyabileceğiniz en yüksek ağırlığı etkiler.Voorzeker, jouw vijand is degene die afgesneden is Dit is de kortste soera.
Bu dönemde İspanya gücünün zirvesine ulaşmıştı.Deze gebeurtenissen zouden Spanje naar een hoogtepunt van macht brengen.
Bu gelişme, Ebû Müslim'in gücünü daha da arttırırken halifenin de rahatsızlığını arttırdı.Dankzij haar ontdekking is de kans op buitenaards leven net iets groter geworden.
Sylar'ı öldürmeye çalıştı fakat başarısız olunca Sylar gücünü alamasın diye kendini öldürdü.Ze pleegt in de aflevering Fallout zelfmoord om te voorkomen dat Sylar haar gave kan afpakken.
Başkan Lázaro Cárdenas (1934-40), köylü sektörünün gücünü artırdı.President Lázaro Cárdenas (1934-1940) was voor een deel van Taraskische afkomst.
Bu arada gizli gücünü keşfeder.Dan ontdekt ze echter zijn geheim.
Tıpkı Sonic ve Shadow gibi, Silver da 7 kaos zümrüdünün gücünü kullanarak süper forma girebilir.Verder kan hij net als Sonic en Shadow veranderen in een supervorm en Chaos Control gebruiken.
Genel kas güçlendirme egzersizleri kas gücünü korumak ve kas erimesini azaltmak için yardımcı olacaktır.Noodhulp kan bijdragen aan het redden van mensenlevens en het verlichten van menselijk leed.
Bu şartlarda hava gücünün akıllıca kullanılması gerekiyordu. .Men kon op dat moment moeilijk gebruikmaken van de Luftwaffe.
Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı.Vlak voordat hij de gevangenis inging maakten hij en Kiss het definitief goed.
Fransız ve müttefik askerlerinden oluşan Büyük Ordu gücünün çoğunu kaybetti.De Fransen leden zware verliezen, het grootste deel van hun leger.
Ancak, hemen kendine gelip gücünü toplaması gerekecektir, çünkü arkadaşları büyük bir tehlike içindedir.Hij waarschuwt hen direct terug te keren omdat ze in groot gevaar verkeren.
Ancak zihin gücünü burada da kullandı.Hij gebruikt zijn intelligentie in combinatie met zijn krachten.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.De president heeft de bevoegdheid gratie te verlenen, maar dit is nog nooit gebeurd.
Musa: Müziğin gücünü kullanır.Wierzy on w magiczną moc muzyki.
Fakat bir sonraki sene, Yoşiteru ve Harumoto, Nagayoşi’nin gücünü azaltmak için ona karşı savaş başlattı.W następnym roku, Yoshiteru z pomocą Harumoto rozpoczął wojnę przeciwko Nagayoshiemu.
Su gücünü kullanır.Dysponuje mocą wody.
Bu iş gücünün büyük bir kısmı Güney Asya ülkelerinden gelmektedir.Dużą ich część stanowią przyjezdni z krajów azjatyckich.
Ateş ile etrafı yakabilir ama daha gücünü kontrol edememektedir.Potrafi kontrolować ogień, lecz nie potrafi go stworzyć.
Ve Peter'a gücünü nasıl kontrol edeceğini öğretir.Uczy Petera panować nad jego zdolnościami na jego własną prośbę.
Roma’nın gücünün kırılması küçük küçük adımlarla sürdü.Zmagania wojenne z Rzymem ciągnęły się z niewielkimi przerwami.
Bu yenilgiden sonra topraklarındaki siyasal ve askeri gücünü büyük ölçüde yitirdi.Po tej klęsce Soba przestała być liczącą się siłą polityczną i wojskową w regionie.
Yehudayı aldıktan sonra, İsrail üzerinde gücünü tekrar kazanır.Po jego przekroczeniu wjeżdża się ponownie na terytorium Izraela.
Ve gücünü insanlar üzerinde denemeye karar verdi.Jego celem jest zdobycie władzy nad ludźmi.
Sirenix gücünü kullanır.Pomoc przy zdobyciu mocy Sirenix.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.Udało mu się zmniejszyć francuski nacisk na granice.
Maximilian'ın ayrılmasından kısa bir süre sonra Avusturya, İtalya üzerindeki gücünü kaybetti.Krótko po tej dymisji Austria utraciła kontrolę nad swoimi posiadłościami we Włoszech.
"Sahne Tozu Tiyatrosu Gücünü Üstadlardan Alıyor".Mistrzu, to powoduje wymiotowanie doktrynalnym wiatrem naszej szkoły."
Ancak ithalat ürünlerindeki fiyat artışı, halkın alım gücünü olumsuz etkileyebilir.W takim przypadku nakładanie cła na dobra importowane może przyczynić się do pogorszenia bogactwa narodowego.
Bu posterde Morris, sanatın gücünü fiziksel kuvvetle özellikle de şiddetle bir tutmuştu.Poprzez plakat, Morris zrównał moc sztuki z fizycznością (przemocą).
Köle iş gücünü korumak için kölelerin serbest kalmasına artan yasal kısıtlamalar konulmuştur.Zaostrzono prawo, ograniczając przemieszczanie się niewolników.
Hızlı koşabilme, iyi şut ve uçma gücünün sahibidirler.Potrafią latać, ale także szybko biegać i skakać.