gücü ile cümle
gücü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sol taraftaki taçlı adam iktidarı ya da gücü temsil eder.El castillo encaramado sobre un alto será la representación del poder y la fuerza.
Silver, özel gücü olan telekinezi'yi kullanır.Sylar lo hace volar con su poder telequinetico.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Nuestra seguridad está en sus manos.
Elektrik kurulu gücü 720 MVA'dır.Tiene una capacidad instalada de 798 MW.
Gücünü toplamaya çalış.Cerca di raccogliere la tua forza.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Egli è il creatore.
"Her türlü değişim ve gücün kaynağı sadece Allah'tır." anlamına gelmektedir.Nell'Islam ogni creazione è attribuita ad Allah l'unico Dio per i musulmani.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.Certo che posso pagare il mio fottuto conto!".
Mayıs 2011 itibarıyla gücü 14,426 militan olarak tahmin edilmektedir.La sua forza nel maggio 2011 era stimata a 14.426 guerriglieri.
Aynı gövdenin dalları, Aynı ışıklarda Göz; Bu bizim birliğimizin gücüdür!Rami dello stesso tronco, Occhi nella stessa luce; Questa è la forza della nostra unità!
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Oggi, Rosie the Riveter è comunemente usata come simbolo del femminismo e del potere economico delle donne.
Ancak Simeon 927'de aniden öldü ve Bulgar gücü hemen kırıldı.Simeone morì improvvisamente nel 927 e la potenza bulgara crollò con lui.
Roma'nın artık karşı koyacak gücü yoktur.Tu non ti occupi più di Roma.
Ayrıca, Glaedr ona Galbatorix'in gücünün sırrını da açıklar: Eldunarí, kalplerin kalbi.Eragon viene anche a conoscenza della fonte del potere di Galbatorix: gli Eldunarí, o cuori dei cuori.
Buhar gücü 12 adet Schulz-Thornycroft kazanı tarafından üretiliyordu.Il vapore era fornito da dodici caldaie Schulz-Thornycroft.
Kraliçenin sloganı "Tanrının yardımıyla, halkın sevgisiyle, Danimarka Gücü"dür.La Regina scelse come motto: L'aiuto di Dio, l'amore del popolo, la forza della Danimarca.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.Nel 1842, John Hutchinson inventò lo spirometro che permise di misurare la capacità vitale dei polmoni.
General Franco 20 Kasım 1975 tarihinde vefat ettikten sonra aile siyasi gücünü kaybetti.Il Generale Franco morì il 20 novembre 1975 e la famiglia perse il suo potere politico.
Ölüm Yiyenler onun büyü gücünden daima korkmuşlardır.Pur temendola, è uno degli adoratori della Morte.
Gücün SI birimi watt'tır.La sua unità di misura è il watt.
Bullseye'nin süper gücü yoktur.Gatsu è privo di qualunque superpotere.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.In realtà non aveva scelta.
Daha sonra acı hissetmeme gücüde ortaya çıkar.Ho chiesto se stesse sentendo dolore.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Era il centro cerimoniale del potere imperiale e la più grande struttura in legno sopravvissuta in Cina.
Orada da bir süre hiçbir gücü yoktu.Da quel momento non ebbe più una dimora fissa.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.Il VI secolo segnò la rinascita della potenza marittima romana.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Nonostante che la crisi di Suez avesse indebolito il potere britannico in Medio Oriente, esso non cadde.
Kilise artık kendisine ait çeviriyi etkin biçiminde dikte edebilme gücüne sahip değildi.In tali condizione la Chiesa non poteva più imporre in maniera efficace il proprio punto di vista.
Böylece Logan yenilenme gücünü kaybeder.Durante la trasformazione, Logan perde il suo fattore rigenerante.
Rostand'a zengin, romantik hayal gücü, Schiller'e de büyük, kahramansı etkisi yüzünden hayranlık besledi.Ammirava Rostand per la sua ricca immaginazione romantica e Schiller per la sua portata grandiosa ed eroica.
O sadece en acil durumlarda gücünü kullanır.Vola solo in caso di emergenza.
Zamanı kontrol etme gücü var.Può controllare il tempo.
Genellikle yetenek gücü olurlar.La sua abilità è Grassospesso.
Ayırt etme gücünden yoksundur.È privo della capacità di discernere.
Herhangi bir özel gücü yoktur.Non ha alcun potere speciale.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."«Ma senza fatica con la forza del pensiero tutto scuote».
County yönetiminin gücü eyaletten eyalete çok farklılık gösterir.Le funzioni di una contea possono variare enormemente da stato a stato.
Ordunun 100 bin civarında ise rezerve gücü bulunmaktadır.L'esercito dispone di 100 000 truppe circa.
Senato'nun gücü, 13. yüzyılda hala ayakta olmasına rağmen, tarih boyunca azalmıştır.Il potere del Senato fu gradualmente ridotto nel corso della storia, sebbene esistesse ancora nel XIII secolo.
Ta ki kötülüğün gücünü hissetmeye başladıkları ana kadar...Così ciò mi fece iniziare a riflettere sul male...
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.Ma la verità è più agghiacciante di quanto si pensi.
O dünyanın gücüne güç kattı ve Alexstrasza'nın en büyük destekçisi oldu.Crede nella sopravvivenza del più forte e diventa rivale di Aladar.
Gücü yoktur.Nessun potere.
Mişin, Korolyov'un siyasi kıvraklığına ve gücüne sahip değildi.Mišin non aveva l'autorità politica e la capacità di affrontare la concorrenza dimostrata da Korolëv.
Barbara Jeliç çok etkili bir hücum gücüne sahipti.Robin Haase possiede un servizio molto potente.
Hangi kağanın işini-gücünü çeviriyorum” demiş.Volli scrivere quel documento di mio pugno”.
Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı.La comunità cattolica si ridusse.
İçeceğin gücü %40-45'dir.Il grado alcolico è tra il 40-45%.
Teknoloji gücüne sahiptir.Ha la tecnologia per farlo.
T-Bag ise tek eliyle var gücüyle kaçmaya çalışır.T-Bag riesce a fuggire staccandosi la mano.
Sparta, Tebler tarafından Leuctra savaşında yenilgiye uğratılana kadar önemli bir Yunan gücüydü.Fu una potenza greca fino alla sua sconfitta da parte dei Tebani nella battaglia di Leuttra.
Artık savaşacak gücüm kalmadı.Non può più combattere.
Yüksek bir elektrik gücü vardır.Ha un buon isolamento elettrico.
Ama maskeyi takıp, gücünü kullanmayı başarır.Devi mentire, metterti la maschera».
Suyla yaraları iyileştirme gücü vardır.Aveva il potere di guarire le ferite.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Quando scoppiò la rivoluzione, mantenne delle posizioni moderate.
WebDAV, İnternet Mühendisliği Görev Gücü (IETF) tarafından RFC 4918 ile tanımlanmıştır.Vedi WebDAV (RFC 4918) per le specifiche associate.
Aynı yıl yayınlanan yazılarda ise devrimin itici esas gücünün Kore Halk Ordusu olduğuna vurgu yapılmıştır.Lo stesso articolo del novembre 2014 sosteneva che la corruzione è endemica nel esercito iracheno.
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.Odia gli alberi e adora il denaro e il potere.
Roma'nın tüm gücünü güvence altına aldı ve hazineyi zenginleştirdi.Egli consolidò il potere di Roma e assicurò la ricchezza e la prosperità dello Stato romano.