gücü ile cümle

gücü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şubat ayı sonunda Afrin'de SDG bünyesinde yaklaşık 20.000 kişilik gücün bulunduğu belirtildi.Para finales de mes, había cerca de 20 000 fedayínes en Jordania.
Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır.La confianza que les generan los emprendedores.
İyileştirme gücüne sahiptir.Tiene el potencial de la curación.
Sözde, hakimiyet imparatora aitti fakat gerçekte asil Fujiwara boyu bu gücü elinde tutuyordu.Nominalmente, la soberanía yace en el emperador, pero de hecho el poder era ejercido por la nobleza Fujiwara.
Senato'nun gücü, 13. yüzyılda hala ayakta olmasına rağmen, tarih boyunca azalmıştır.El poder del Senado se redujo gradualmente a lo largo de la historia, aunque todavía existía en el siglo XIII.
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.Hay que reconocer qué papel desempeñan, cómo se relacionan y qué influencia tienen.
Marks kendi emek değer teorisinde emek gücü ve emek arasında ayrım yapar.Finalmente, Marcel hace una marcada diferencia entre el ser y el tener.
Hız gücüne sahiptir.Tiene el poder de súper-velocidad.
İnsan gücüdür.La fuerza de la gente.
Deniz gücü olarak da 65 nakliye gemisi vardır.Son como quince buques de todo tamaño.
Biçerdöverler icat edilmeden önce hasat işlemleri insan ve hayvan gücüyle yapılmaktaydı.Todo el trabajo, anterior a la maquinaria de vapor, se hacía con fuerza animal y humana.
Ayrıca, yaşam gücünün kontrolü olarak da yorumlanabilir.También pueden tomar el control de la mente humana.
Gücü ve karizması o kadar etkili olmuştur ki Kont Dooku'yu bile gölgede bırakmıştır.Era una Jedi Oscura y una de los acólitos sensibles a la Fuerza del Conde Dooku durante las Guerras Clon.
Yeni birliklerin katılımıyla, Kuantung Ordusu'nun gücü 60,450 kişiye ulaştı.Las fuerzas totales del Ejército de Kwantung se incrementaron hasta cerca de los 60 450 soldados.
Bazen tembeldir ve işlerini esneme gücüyle halleder.A veces jugamos y otras trabajamos codo con codo.
İspanya'nın gücü azaldı.El poder económico de Arabia Saudita se redujo significativamente.
Onlar, sadece çeliğin gücüne güvenir.Teme únicamente al poder de la Matriz.
Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var.’Lo cual era y es cercano a mí!"
Bununla birlikte halen operasyon yapacak gücü kalmıştı.No obstante seguiría operando.
Hattaki 3 dB'lik kayıp yaklaşık olarak gücün yarılanması anlamına gelir.Una atenuación de 3 dB corresponde, aproximadamente, a la pérdida de la mitad de cierta potencia.
2008'in sonunda Rüzgâr gücü, tüketilen global elektriğin %1,3'ünü üretti.A finales de 2011, la capacidad total de energía renovable a nivel mundial superó los 1.360 GW, un 8 %.
Ancak Toyotomi'nin maddi gücü hiç sarslanmadı.Las aptitudes mecánicas de Sutton nunca le abandonaron.
Hayal gücü fazladır ve müzikten iyi anlar.Es extrovertido y tiene talento para la música.
O eski krallığı askeri gücüyle yeniden birleştirebileceğine inanır.Cree que puede reunificar el imperio anterior a través de su armada.
Yargı gücünün daima Galiçyalılar tarafından icra edilmesi.El poder judicial estaría siempre desarrollado por ciudadanos gallegos.
"Pearl Harbor Vuruş Gücü" (İngilizce).«INTELLIGENCE AT PEARL HARBOR» (en inglés).
Sürülerin fazlalığı gücün ve zenginliğin göstergesi sayılmıştır.Las vacas constituían una fuente de riqueza y orgullo para las familias.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Tiene gran poder de ataque.
Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir.Llorad por los que cayeron; perdón por los que siguieron y lloraron ".
Düşük atış gücü vardır.Tiene gran poder de disparo.
Flora: Doğanın gücünü kullanır.Verde: representa la pureza de la naturaleza.
Sonra Ash Ketchum sayesinde gücünü geri kazanır.Solo su Dino Dagger puede restaurar su fuerza.
Alıcıların pazarlık gücü.Capacidad de elección de los clientes.
Düşük zekasına rağmen güçlü bir hayal gücü vardır.A pesar de su baja estatura tiene mucha personalidad.
Momentum Sarsım Eksarsım GücümPerihelio Afelio Perigeo apogeo apastro
Voldemort böylece İngiltere'ye geri döner, gücünü ve bedenini geri alma planlarına başlar.Es entonces cuando Voldemort recupera fuerzas y se ingenia un plan para recuperar su cuerpo.
Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar" deyip artlarına düştüler.Los indios están sobre nosotros», mientras huían.
Ama gerçek iktidar gücü atabek olan Seyfeddin Kutuz'un elindeydi.Su verdadera pasión entonces, sin embargo, fue la patineta.
"Ben her şeye gücü yeten Tanrı'yım" dedi.Él era nuestro Dios, el Dios de todo el mundo».
2008-2009 yılları arası Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde bir BM barış gücü askeri oldu.Fue un pacificador de la ONU enviado a la República Democrática del Congo durante el conflicto de 2008 a 2009.
Gücü erdemdir.Su humildad era legítima.
Böylece üç güç yüzüğü de dahil tüm güç yüzükleri gücünü kaybetti.Tras la destrucción del Único, los Tres Anillos perdieron su poder.
Bu Vigenère şifre bariz gücüne rağmen, hiçbir zaman yaygın olarak Avrupa'da kullanılır oldu.A pesar de sus avances, nunca fue usado tan ampliamente con Algol.
Bundan sonra Safevi devletinde iktidar gücü tek başına Hayrulnisa Begüm eline geçti.Desde el principio, el orden dórico, con sus formas poderosas, se asocia a la solemnidad.
Rusların ilk safları yarıldı fakat Osmanlı kaybı çok artmıştı ve Rusların gücü çok fazlaydı.Este primer éxito fue brillante, pero los rusos eran demasiado numerosos para desesperar de su empresa.
Ejderhalar: Ejderhalar çeşitli sihir gücüne sahip, olduça büyük sürüngenlerdir.Reinos Olvidados: en este mundo de fantasía existe una gigantesca variedad de magos o hechiceros.
1805 - William Hyde Wollaston,Perküsyon Gücünde enerjinin korunumu savunur.1805 William Hyde Wollaston, Sobre la fuerza de percusión.
Denge fiyatı ve denge miktarı tarafların pazarlık gücüne bağlıdır.El factor de seguridad y duración están supeditados al costo económico.
Üreteç gücü de bu güç harcamasına uygun seçilir.Para ello, la central eléctrica debe poseer tal capacidad.
Her şeye gücü yeter ve tüm yaşamı kontrol eder.Todo lo controla y a todos controla con el ejercicio de sus capacidades.
Hükümdar, hukukun çerçevesindeki yasama gücünden başka bir güce sahip değidir.Teóricamente, el soberano posee un derecho de reserva sobre cada una de las leyes.
Gücü yoktur.No tiene poderes.
Doğrusal olmayan bir ortamda, geçirgenlik manyetik alanın gücüne bağlıdır.En un medio no lineal, la permitividad puede depender de la magnitud del campo eléctrico.
Hayatı ailesinin ekonomik gücünden bağımsız olarak yaşamaya karar verir.Igualdad de oportunidades para las familias con independencia del nivel económico.
Bilim ilk zamanlarda sahip olduğu gücü ve kuvveti kaybetmiştir.Conserva los conocimientos y habilidades informáticas que ya poseía en vida.
Kartaca esas olarak bir deniz gücüyken Roma Cumhuriyeti bir kara gücüydü.Roma era una potencia continental y Cartago una potencia marítima.
Ülkede yasama gücü parlamentonun elinde bulunmaktadır.Al Parlamento le corresponde el poder legislativo.
Ayrıca hayal gücü çok geniş değildi.Su obra escrita tampoco tuvo mucha suerte.
Motor 500 CC gücündedir.La potencia del motor es de 1500 CV.
2004 yılında NATO'nun liderliğinde yürütülen İstikrar Gücü (SFOR) misyonu sona ermişti.Durante la Cumbre de Estambul de la OTAN en 2004 se anunció el final de la misión de la SFOR.

İlgili Sayfalar