gücü ile cümle
gücü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat hiçbir zaman eski gücünde olmadı.Selbst verlor er jedoch nie vorzeitig.
Alcina büyük bir büyü gücüne sahiptir.Tamino erhält eine Zauberflöte.
Delila, Samson'un ağzından laf alarak gücünün uzun saçlarından kaynaklandığını öğrenir.Delila fragte Samson also immer wieder nach dem Ursprung seiner großen Kraft.
Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü.Der Abverkauf der Waren erfolgte sehr schnell, da die Menschen Vorräte anlegten.
Halkın gelir seviyesi ve alım gücü hızla azaldı.Einwohnerzahl und Bedeutung schrumpften rapid.
Ancak her iki tarafın da gücü fazlasıyla yıpranmıştı.Dennoch blieben beide nach ihrer Scheidung eng befreundet.
Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır.Der Unternehmer wird durch die von ihm wahrgenommenen unternehmerischen Funktionen beschrieben.
Bu dönemde İspanya gücünün zirvesine ulaşmıştı.In dieser Zeit erreichte Qi den Höhepunkt seiner Macht.
Ölümün gücünü işleyen bu tema, ortaçağda sıkça kullanılmıştır.Dieser Benennungstyp wurde im Mittelalter oft verwendet.
Bu gücü sayesinde zamanı istediği gibi bükebilir.Über Macht verfügt sie, wie sich bald herausstellt.
Sadrazamlığı sırasında Yeniçeri Ocağı'nı ıslah etmek ve gücünü kısıtlamak yönünde çalışmalarda bulundu.In den folgenden Tagen arbeiteten die Ingenieure rund um die Uhr, um das Problem einzugrenzen und zu beheben.
Anarşistlerin temel grev gücü bunlardı.Es kam zu einem Generalstreik von Seiten der arabischen Bevölkerung.
Tüm gücün ile mücadele et.Bats-toi de toutes tes forces.
Bu işi yalnız başıma bitirecek gücüm yok.Je n'ai pas la force de finir ce travail tout seul.
Bu sadece senin hayal gücün.C'est seulement ton imagination.
Bu sadece onun hayal gücü.C'est seulement son imagination.
Tanrı bize sevme gücü verdi.Dieu nous a donné le pouvoir d'aimer.
Bizi hayal gücümüzü kullanmaya teşvik ettiler.On nous encourage à utiliser notre imagination.
Haftada iki kez sinemaya gidecek gücüm yok.Je n'ai pas les moyens d'aller au cinéma deux fois par semaine.
Bu keşifler, Avrupa ülkelerinin ekonomisini ve gücünü güçlendirdi.Ces découvertes renforcent l'économie et la puissance des nations européennes.
NATO hava savunma gücü için 18 adet E-3A ve destek ekipmanı alınmıştır.L'OTAN acquiert dix-huit E-3A et de l'équipement de soutien pour sa force de défense aérienne.
18. yüzyıldan itibaren Rusya, Pasifik Okyanusu'nda bir deniz gücü olmak istiyordu.Depuis le XVIIIe siècle, la Russie cherchait à devenir une puissance maritime dans l'océan Pacifique.
Modeller ise (yine de sınırlı bir tahmin gücüne sahip olmasına rağmen) yalnızca betimleyicidir.Mais les doués d'intelligence seulement s'en souviennent.
Ancak, kendisi de, yaratma gücüne sahiptir.Or il est le créateur.
Oyun dünyasını tasarlarken ekip, gerçekçilik ve hayal gücü arasında bir denge kurmayı umuyordu.Lors de la conception du monde, l'équipe espérait trouver un juste équilibre entre réalisme et imaginaire.
Zod olayından sonra Clark yeni bir gücünü keşfeder.Face au danger, Zoe révèle un nouveau pouvoir.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Si la crise de Suez affaiblit la puissance britannique dans le Moyen-Orient, elle ne disparut pas pour autant.
Ordunun siyasi gücü anayasa, kanunlar ve toplum tarafından desteklenir.Le pouvoir politique de l'armée est pris en charge par la loi, la constitution et la société.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.La grande force militaire du Japon est considérée comme essentielle à la défense de l'empire.
Kilise artık kendisine ait çeviriyi etkin biçiminde dikte edebilme gücüne sahip değildi.L'Église ne pouvait plus imposer de manière efficace sa propre interprétation.
Gücü insanları yaşlandırıp, gençleştirebilir.Il peut également rajeunir et vieillir d'autres personnes.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.Mais ma division est une vraie division !»
Mızrak muhtemelen tercih edilen silahtı ve aynı anda iki erkeği sarsacak gücü vardı.La lance était probablement leur arme préférée parce qu'elle permettait d'empaler deux hommes à la fois.
Konsüllerin hem sivil hem de askeri konularda en üstün gücü vardı.Les consuls ont un pouvoir suprême à la fois en ce qui concerne les domaines civil et militaire.
Gücünü topraktan alır.Il puise sa puissance de la terre.
Öyleyse, bilinen buhar gücü yeni gemilerin çok azında kullanılıyor.La vapeur est donc de moins en moins utilisée dans les nouveaux navires.
919: Leo Fokas (yaşlı)'nın Romanos Lekapenos'un gücünü almak için yaptığı başarısız isyanı.919 : Échec de la rébellion de Léon Phocas contre la prise du pouvoir par Romain Ier Lécapène.
Eserlerinin anlatım gücü tek başına 20. yüzyıl başı sanatının ana hatlarını özetler.La force expressive de son œuvre résume à elle seule les principaux aspects de l’art au début du XXe siècle.
Alınyazılarını belirleyebilme gücünden uzak olduklarından davranışlarından da sorumlu tutulamazlar.Ils ne dissimulent nullement leurs sentiments et laissent libre cours à leur inspiration.
Kralın üstünde büyük bir gücü vardı.Elle exerce sur le roi une forte influence.
Ayrıca hayal gücü çok geniş değildi.Il ne lui manquait d'ailleurs pas d'imagination.
Yine de hukukun gücü adaleti ortadan kaldırmaya yetmez.Le pardon ne remplace pas la justice.
Buhar gücü 12 adet Schulz-Thornycroft kazanı tarafından üretiliyordu.Les machines sont alimentées en vapeur par 12 chaudières Schulz-Thornycroft à double foyer.
Mora/Morgana: Kötü bir kızdır ve 10 yaşındaki bir çocuğun hayal gücüne sahiptir.Mora / Morgana : Cette petite fille de dix ans pourrait tromper avec son air innocent.
Gücü ve her şeyi onun hızıdır.Ceci pour sa puissance et sa vitesse dans l’eau.
Ne var ki, Fransa'nın baskın askeri ve diplomatik gücü 1685'ten sonra azalmaya başladı.Cependant, après 1685 sa position diplomatique et militaire commença à se détériorer.
Bununla birlikte takviyelerle bile Sovyet hava gücü, savaş öncesindekinin dörtte birine düşmüştü.Même avec des renforts, l'aviation n'est que le quart de ce qu'elle était avant la guerre.
Ülkede yasama gücü parlamentonun elinde bulunmaktadır.Le pouvoir législatif est aux mains du Parlement.
İspanya’da, 15 MW gücündeki Solar Tres Power Tower projesi bu örneklerden ilham alarak yürürlüğe giriyor.La tour solaire Solar Tres d'une puissance nominale de 15 MW en Espagne s'appuie sur ces projets.
Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”Si vous l'acceptez, ce serait pour moi une délivrance et pour vous une déchéance ».
Böylece Authority tüm gücünü kaybeder.La Dame perd alors tous ces pouvoirs.
Artık hiçbir şeyi inkâr edecek gücü kalmaz, bütün foyası meydana çıkar.Il ne résiste à aucune d'entre elles, et se met à les séduire.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.Le VIe siècle marque la renaissance de la puissance navale romaine.
3- Gücün karşısında durma.Ne lache pas le combat 3.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.Mais il n'a aucun pouvoir réel.
Artık yaşama gücümü kaybettim" diye yazmıştır.Elle dit : « Malheur à moi !
Büyük Yaratıcı gücü ifade eder.Une puissance créative.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir.""Toute pensée profonde tend vers l'Esprit".
Hızlı bir akıntıda balığın çekiş gücü karşısında bunu da hesaba katmak gerekir.Cependant, dans une circulation rapide comme celle d’une tornade, il faut en tenir compte.
Ancak kimse onun gücüne sahip olamaz.Aucune puissance ne l'oserait.