Yokohama güzel bir liman şehridir.Yokohama is a beautiful port town.
Bir tek gün için bile tuzsuz yapamayız.We cannot do without salt even for a single day.
Uzakta gök gürlediğini duydum.I heard it thunder in the distance.
Herkes bir gün tökezleyebilir.Even the worthy Homer sometimes nods.
Herkesin işi bir gün ters gidebilir.Even the worthy Homer sometimes nods.
Güçlü yen firmamız için avantajlıydı.The strong yen was advantageous to our company.
Güçlü yen Japonya'nın ihracat endüstrisinin aleyhine davranmaktadır.The strong yen is acting against Japan's export industry.
Güçlü yen şirket için ölümcül bir darbeydi.The strong yen was a fatal blow to the company.
Güçlü yenin Japon ekonomisine etkisi çok ciddi oldu.The influence of the strong yen on the Japanese economy has become very serious.
İstasyonda güvenilir bir beyefendiyle karşılaştım.I met a certain gentleman at the station.
Her gün İngilizce çalışmalısın.You must study English every day.
İngilizce, günümüz dünyasında çok önemli bir dildir.English is a very important language in today's world.
İngilizce günümüz dünyasındaki 2700 dilden sadece bir tanesidir.English is just one of over 2,700 languages in the world today.
İş faaliyetlerimizi güçlendirmemiz için bunu yeniden organize etmeliyiz.We need to reorganize it in order to strengthen our business activities.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.Mt. Unzen is such a nice place that many people visit there.
Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.A beam of sunlight came through the clouds.
Güneşin bulutların arasından baktığını görebilirsin.You can see the sun peeking through the clouds.
Bulutlar güneşi sakladı.The clouds hid the sun.
Bulutlar olmasa güneşin tadını çıkaramayız.If there were no clouds, we could not enjoy the sun.
Egzersiz eksikliğinden kas gücüm zayıfladı.My muscular strength has weakened from lack of exercise.
Egzersiz vücudunuzu güçlendirir.Exercise makes your body strong.
Yağmurlu bir gün.It's a rainy day.
Ara vermeden bütün gün boyunca yağmur yağıyordu.It was raining all day long without intermission.
Yağmur dört gün sürdü.The rain lasted four days.
Yağmur son iki gündür sürüyor.The rain has lasted for the past two days.
Yağmur beş gün sürdü.The rain lasted five days.
Yağmur bütün gün devam etti.The rain continued all day.
Yağmurlu günler hariç, ben büroya bisikletimle giderimI go to the office by bicycle except on rainy days.
Yağmurlu günler beni depresif yapar.Rainy days make me depressed.
Yağmurlu bir günde en iyisi evde kalmaktır.The best bet on a rainy day is to remain indoors.
Yağmurdan sonra güneş bulutların arasından belirdi.After the rain, the sun emerged from the clouds.
Güçlü rüzgarlar yağmura eşlik etti.Strong winds accompanied the rain.
Gölün güzel manzarasının yağmur ve sisten dolayı keyfine varılamadı.The beautiful scene of a lake was not able to be enjoyed because of rain and fog.
Yağmur durur durmaz güzel bir gök kuşağı çıktı.No sooner had it stopped raining than a beautiful rainbow appeared.
Üç gün devamlı yağmur yağdı.It rained for three days on end.
Yağmur üç gün sürdü.The rain lasted three days.
Tam beş gündür yağmur yağıyor.It has been raining a full five days.
Uzaydan bakınca, dünya çok güzeldir.Seen from space, the earth is very beautiful.
Yerçekimi, nesnelerin birbirine çekildiği doğal güçtür.Gravity is the natural force by which objects are attracted to each other.
Şimşek gök gürültüsünden önce gelir.Lightning precedes thunder.
Şimşek, genelde gök gürültüsünün ardından meydana gelir.Lightning is usually followed by thunder.
Yıldırımdan sonra, gök gürültüsü geldi.After the lightning, came the thunder.
Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Bir iki gün içinde sana bildireceğim.I'll let you know in a day or so.
Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Genel olarak, erkekler fiziksel olarak kadınlardan daha güçlüdür.Generally speaking, men are physically stronger than women.
Günlük oran nedir?What's the daily rate?
Soğuk nedeniyle yalnızca bir çalışma günümü kaçırdım ve masam kağıtlarla dolu.I only missed one day of work because of a cold and my desk is piled high with papers.
Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.I'm worn out, because I've been standing all day.
Bütün gün evde kalamazsın.You can't stay in here all day.
Bütün gün burada kalamazsın.You can't stay in here all day.
Bütün gün boyunca çiftlikte çalıştığı için, o tamamen yorgundu.Having worked on the farm all day long, he was completely tired out.
Bir tam günlük çalışmadan sonra bir bardak bira gibi bir şey yoktur.There is nothing like a glass of beer after a whole day's work.
Tüm gün şiddetli yağmur yağdı, bu zaman zarfında evde kaldım.It rained heavily all day, during which time I stayed indoors.
Bütün gün hava güzeldi.It was fine all day.
Biz bütün gün deniz kenarında eğlendik.We enjoyed ourselves at the seaside all day.
Bütün gün kendinizi eve kapamak sağlığınız için iyi değildir.It is not good for your health to shut yourself in all day.
O gün boyunca İngilizce duyar.She hears English all through the day.
Tüm gün sürekli yağmur yağdı.It rained continuously all day.
Bütün gün çok yağmur yağdı.It rained hard all day.