Sinaptik güçlendirme, parçaların kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya nakledilme işlemidir.التوطيد المشبكي هو العملية التي يتم بها نقل العناصر من الذاكرة قصيرة الأجل إلى الذاكرة طويلة الأمد.
Bilim ve teknoloji sahalarında üye ülkler arası koordinasiyon ve iş birliği güçlendirmek.المنظمة تضمن تبادل المعلومات وتنسيق السياسات بين أعضائها.
"Give It 2 Me", Madonna ve Pharrell Williams tarafından kendini güçlendirme temalı bir şarkı olarak yazıldı."Give It 2 Me" foi escrita por Madonna e Pharrell Williams como uma faixa de auto-capacitação.
Montreal ve Quebec arasındaki ticareti güçlendirmek amacıyla bir "Kral Yolu" inşa edildi.Uma estrada foi construída entre Quebec e Montreal.
Bu itibarla, Senato'yu büyüterek aristokrasiyi güçlendirmekle uğraştı.Como tal, procurou fortalecer a aristocracia, e por extensão, o senado.
Ayrıca Moğol ittifakını güçlendirmek için uğraştı, babası I. Hetoum da 1247'de Moğol otoritesini tanımıştı.Ele também lutou para reforçar a aliança com os mongóis, a quem seu pai havia submetido o reino em 1247.
Sonraki yıllarda Rusya'daki zengin kesimin de desteğiyle kadroyu daha da güçlendirme çalışmaları yapıldı.Nos últimos anos, com o apoio da Rússia, melhorou a qualidade de vida de seus habitantes.
Akının amacı güç gösterisi ve Bulgarların önerdiği barışın durumunu güçlendirmekti.O raide foi demonstração de poder, e dessa posição de poder os búlgaros pediram a paz.
Rücû (geri gönüş) anlatımı güçlendirmek için, söylenilen sözden vazgeçip daha güçlü bir söz söyleme sanatıdır.Bij het dicteren worden de woorden ΗΜΩΝ en ΥΜΩΝ (onze en uw) daardoor moeilijker van elkaar te onderscheiden.
Lityum, depresyon tedavisinde öteki antidepresanların etkisini güçlendirmek için de kullanılmaktadır.Bij iemand die uitsluitend aan depressies lijdt, kan lithium het effect van andere antidepressiva versterken.
Hanedanlığı güçlendirmek ve yerel güçleri yok etmek için uğraştı.Hij wilde de koninklijke macht versterken en binnenlandse facties vernietigen.
Güncelleme fikri, daha düşük donanım özelliklerine sahip Windows Phone aygıtlarını güçlendirmekti.Deze update zorgde ervoor dat Windows Phone nu geschikt was voor smartphones met nog lagere specificaties.
Bölgedeki Rus varlığını güçlendirmek için; yeni bir yönetim birimi kurulması gündeme geldi.De situatie in Rusland en de opkomst van een nieuwe sterke man wordt op de achtergrond genoemd.
Altkültürü sadece konserler ve giyim tarzları güçlendirmedi.Het blijft het niet alleen beperkt tot afspraken over woning en kledij.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.Deze cijfers komen vrij goed overeen met de plaatsen waar nieuwe Congolese immigranten zich vestigen.
Genel kas güçlendirme egzersizleri kas gücünü korumak ve kas erimesini azaltmak için yardımcı olacaktır.Noodhulp kan bijdragen aan het redden van mensenlevens en het verlichten van menselijk leed.
Her iki ülke de işbirliğini genişletme ve ilişkileri güçlendirme konusunda anlaştılar.Ook werd gevraagd dat deze organisaties onderling samenwerkten en hun capaciteiten versterkten.
Kuruluşun amacı Amerikalı tasarımcıların küresel ekonomideki etkisini ve başarısını güçlendirmektir.Misją organizacji jest wzmocnienie wpływu i sukcesów amerykańskich projektantów w globalnej gospodarce. .
Bu illerin amacı bölgesel otoriteyi güçlendirmektir.Władze chcą wykorzystać ten fakt do podreperowania interesów regionu.
1936'da Polonya ordusunu güçlendirmek için bir Ulusal Savunma Fonu oluşturuldu.En ny försvarsordning antogs 1936 för att öka landets militära styrka.
Bu illerin amacı bölgesel otoriteyi güçlendirmektir.Syftet var att ta över makten i hemlandet.
Kentin savunmasını güçlendirmek için duvarlarda inşaat çalışmaları yeniden başladı.З метою посилення оборони міста знову були розпочаті роботи над пристроєм фортечних стін.
MRU'daki uluslararası işbirliği, çalışmalar ve araştırmalarda uluslararasılaşmayı güçlendirmeye yöneliktir.Mezinárodní spolupráce na MRU je zaměřena na posílení internacionalizace studia a výzkumu.
Türk Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı.Turci posilovali svoji námořní moc.
Her iki ülke de işbirliğini genişletme ve ilişkileri güçlendirme konusunda anlaştılar.Ve smlouvě se obě města zavázala vyměňovat si zkušenosti a prohlubovat vzájemnou spolupráci.
Bu durumda Gelibolu Yarımadası'ndaki kara birliklerini yeniden güçlendirmeye gitmeye karar verilmiştir.Rozhodne se, že se musí co nejdříve znovu setkat s čarodějnicemi z vřesoviště.
Anayasal düzeni korumak ve hükümetin demokratik kurumlarını güçlendirmek.Socializace politiky a stabilizace vládních orgánů.
9: Boxer Bu ırk ise köpeği fiziksel değil zihinsel olarak güçlendirmek için kullanılmıştır.Je Schwartzem zabit, nikoli fyzickou zbraní, nýbrž mentální silou.
Amacı Osmanlı egemenliğini Asya'da ve doğu denizlerinde de güçlendirmekti.Císařské Japonsko cílilo na získání dominance ve východní Asii a v Pacifiku.
I. Justinianus'un saltanatı sırasında savunmayı güçlendirmek amacıyla 100'den fazla lejyon kalesi inşa edildi.Mai puțin de 100 de texiani au ajuns să reîntărească fortul.
Genç yaşlarında sesini güçlendirmek için vokal dersleri aldı.În tinerețe a studiat retorica.
Kuruluşumuzu güçlendirmeliyiz.Trebuie să ne consolidăm organizația.
Venedik ekonomisini güçlendirmek için politik tedbirler de aldı.Ezen felül az útnak politikai hatásai lettek volna a Velencei Köztársaságra.
Ayrıca bugünkü Ömercioğlu Mahallesinde bulunan Kale kalıntıları da bu varsayımları güçlendirmektedir.A városközpontban folyó ásatások legalsó rétegbeli leletei is megerősítik ezt.
Varolan yaratıkları her zaman güçlendirme olanağınız vardır.Halhatatlan lények mégis képesek az öregedésre.
Merkantilist bir ekonomi politikası izleyerek, devlet maliyesini güçlendirmeye çalıştı.Szigorú gazdaságpolitikát hirdetett, csökkenteni akarta az államháztartási hiányt.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.A rendőrök a megadott címen bevándorló család meglehetősen ideges tagjait találják.
Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.Täten omaksumme optimistisen näkökannan ihmiskunnan kykyihin ja tulevaisuuteen.»
Sauron Barad-dur'un güçlendirmek için yüzüğü kullanır.Sormuksen voimalla Sauron sai Barad-dûrin valmiiksi.
Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.Τελειώνει με σχολιασμό για τη διανομή, την κατάσταση και τις μελλοντικές προοπτικές της ανθρώπινης φυλής.
Her iki ülke de işbirliğini genişletme ve ilişkileri güçlendirme konusunda anlaştılar.Begge søgte at udvide deres indflydelse og territorier.
DMOZ, Web'in en büyük ve en popüler arama motorlarının ve portallarının dizin hizmetlerini güçlendirmektedir.Mascot Internationals officielle hjemmeside MASCOT effektiviserer og udvider kapaciteten.
MRU'daki uluslararası işbirliği, çalışmalar ve araştırmalarda uluslararasılaşmayı güçlendirmeye yöneliktir.Internasjonale samarbeid ved MRU er ønskelig for å styrke internasjonalisering og forskning.
Sosyal mitler ise o anki sosyal değer veya uygulamaları savunmak veya güçlendirmek amacı taşıyan mitlerdir.Sosiale myter forsterker eller forsvarer nåværende sosiale verdier eller praksis.
Aşağıdaki kapanış konuşmaları bu kanıyı güçlendirmektedir.Sognelisten nedenfor gjenspeiler disse endringene.
Bu illerin amacı bölgesel otoriteyi güçlendirmektir.Formålet er å styrke regionen gjennom forpliktende samarbeid.
Yeni imparator ilk iş olarak Roma toprakları üzerinde kendi konumunu güçlendirmeyi amaçladı.De første handlingene til den nye keiseren var rettet mot å styrke sin egen posisjon i sine territorier.
Türk Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı.Styrke sikkerheten for egen flåte.
Her iki ülke de işbirliğini genişletme ve ilişkileri güçlendirme konusunda anlaştılar.Kedua negara sepakat untuk memperluas kerja sama dan memperkuat hubungan.
Motor ve pervane yapısındaki güçlendirmeler Boeing'in sonraki modeli 247'ye öncülük yapmıştır.Pada saat pengendali arah baling-baling dikembangkan, Boeing sedang membangun pesawat Model 247.
Daha sonra Natalia müzikal yapısını güçlendirmek için New York'a yerleşir.Dia kemudian hijrah ke Australia untuk memperdalam kemampuan musiknya.
Montreal ve Quebec arasındaki ticareti güçlendirmek amacıyla bir "Kral Yolu" inşa edildi.交易を円滑にするためにモントリオールとケベックの間に「国王の道路」(Chemin du Roy)が建設された。
Son yapışmayı (adezyon) güçlendirmek için, metilselüloz yapıştırıcıya eklenebilir.らぁら達はひびきの最後の目的を止めるため、最後のアイドルドリームグランプリに挑む。
Kentin savunmasını güçlendirmek için duvarlarda inşaat çalışmaları yeniden başladı.また都城の防衛のために城壁の拡張工事が行われている。
Ana madde: Said Han Said Han devletini güçlendirmek amacıyla birtakım düzeltme girişimlerinde bulunur.配下の李儒が進言する謀略を駆使して漢王室の専横を企む。
Bu durum evrensel ilkeyi güçlendirmektedir.これは国際秩序の根本原理をお示しになったものであろうか。
Gaius Gracchus'un en büyük amacı Senato'yu zayıflatmak ve demokratik erkleri güçlendirmekti.盖乌斯的最终目标是削弱元老院并加强民主力量。
Son yapışmayı (adezyon) güçlendirmek için, metilselüloz yapıştırıcıya eklenebilir.尚遣其將向奮屯安漢之宜福以逼雄,雄率眾攻奮,不克。
Ses için kullanılan bir amplifikatör genellikle müzik ya da ses olan sinyalleri güçlendirmek için kullanılır.音頻放大器通常用於放大音樂或說話的訊號。
Yapılan moleküler biyolojik analizler bu olgunun doğruluğunu güçlendirmektedir.分子生物学研究证明这个处理是正确的。