Yaşamın güçlükleri üzerimizden sadece kısacık anlar için kalkar. Bu anlarda hayatı yaşamaya bakmalıyız.Die Schwere des Lebens hebt sich eigentlich nur in Augenblicken von uns. Für diese Augenblicke muss man leben.
Çökmeler nedeniyle karayolu ulaşımının sağlanmasında güçlükler yaşandı.Allerdings gab es, bedingt durch schlechte Transportwege, Probleme mit Verkauf der Kohlen.
V. Karl'ın kendisi bile donanmaya güçlükle ulaşabildi.Karl XI. wartete jetzt nur noch auf seine Flotte.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.Am 27. Mai war der Verteidigungsring um Dünkirchen hart umkämpft.
Bu mesafenin ötesinde güçlükle gözlemlenirler.Außerhalb dieses Reviers sind sie nur sehr selten zu beobachten.
Çok geçemeden Aleksios yeni ve çok daha zorlu bir güçlükle karşılaştı.Speziell Theodor nahm neue Dinge sehr schnell und ohne große Mühe auf.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.L'opération fut un succès, cependant la famille Schuldiner était en grande difficulté financière.
Güçlükle ayakta duruyordu.Il avait des difficultés pour rester debout.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.Des routes ont été endommagées, rendant difficile l’acheminement des secours.
Sonraları bazı mali güçlüklerle karşılaşan şirket, Michelin şirketiyle birleşti.Aujourd'hui, ces industries ont laissé la place à d'autres, telle l'usine Michelin.
Bunu yalnızca, arazinin güçlüklerinden dolayı Roma İmparatorluğu'na saldırmaya yanaşmayayım diye yaptınız.Celui-ci lui aurait fait jurer de ne pas entrer dans l'Empire Romain de force.
Astronotlar güçlükle Dünya'ya geri dönebildiler ve böylece bir felaket atlatılmış oldu.Cuando los astronautas presuntamente debían retornar a la Tierra algo sale mal.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.Pasa por toda una serie de aventuras y peligros.
Güçlükle ayakta duruyordu.Apenas podía mantenerse en pie.
Solunum güçlükleri c.Modo de volar, c.
Uygulamada güçlükler çıkmaktadır.Retos de su implementación.
İsyan güçlükle bastırılmıştır.La insurrección fue duramente reprimida.
Türkiye'nin ise henüz bir büyükelçisi olmaması iki soydaş halkın bağlantısında güçlükler çıkarmaktadır.Non è un caso che la Russia vi abbia aperto persino un consolato.
Nihayetinde bin bir güçlükle parka vardıklarında parkın tadilat nedeni ile kapalı olduğunu görürler.Alla fine, dopo aver superato mille ostacoli, trovano il cadavere.
Kurtuluş Savaşı sırasında tüm güçlüklere karşın gazeteyi çıkarmayı sürdürdü.Tra molte difficoltà, il giornale continuò a uscire.
Fakat buda güçlüklerin sona ermesi demek değildi.Tuttavia, i problemi del Bhutan non erano ancora finiti.
Trene güçlükle yetişebildim.Я едва успел на поезд.
Seni güçlükle çıkartabildim.Я тебя едва узнала.
Daşa çekmeceyi güçlükle açtı.Даша с трудом открыла шкатулку.
Ancak, Avion III adındaki bu tasarım çok ağırdı ve çok güçlükle havalanabiliyordu.Однако, этот аппарат, Avion III, был слишком тяжёл и был едва способен оторваться от земли.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.Операция была успешна, но семья Шульдинеров была полностью истощена финансово.
1630'da yörel bir veba salgınından hayatını gayet güçlükle kurtardı ama annesi bu salgında oldu.В 1630 году он едва выжил во время вспышки чумы, от которой умерла его мать.
Orphe buna çok güçlükle inanır.Нам очень будет не хватать этого огромного человека.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.Трудился в условиях больших трудностей и опасностей.
Nihayetinde bin bir güçlükle parka vardıklarında parkın tadilat nedeni ile kapalı olduğunu görürler.Наконец, в парке развлечений они окончательно теряют его след.
İstanbul ile güçlükle iletişim kuran Rauf Bey, Arnavutluk üzerine harekat için emir aldı.إن روؤف بيه الذي انشأ تواصل بصعوبة مع أسطنبول قد تلقى أمر بالتحرك بإتجاه ألبانيا.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.أنا بدأت في أخذ الكثير من المخاطر والفرص.
Hacer Allah'nın yardımıyla güçlüklere göğüs gererek oğlunu yetiştirir.خدم المقتدي بأمر الله، وولده المستظهر بالله ( العباسيين ).
Uygulamada güçlükler çıkmaktadır.ضرورة تجاوز الصعاب.
Bunların birçoğu gerçekçi bir etki üretmenin doğasında olan teknik güçlükler ile açıklanabilir.وهذا يختلف تمامًا عن المفهوم الحالي الذي يمكن تحقيقه تقنيًا للواقع الافتراضي.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.تقهقر البريطانيُّون في السابع والعشرين من مايو حتى خطّ دنكيرك الدفاعي.
Ancak, Avion III adındaki bu tasarım çok ağırdı ve çok güçlükle havalanabiliyordu.Porém, seu novo avião, o Avion III, era pesado demais e nunca foi capaz de decolar.
Bu felsefenin kendine özgü güçlüklerinin kaynağı da yine burasıdır.Na base dessa relação aparecia mais uma vez os próprios fundamentos da filosofia.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.A cirurgia é bem sucedida, e Homer realiza uma recuperação completa.
Nefesi güçlükle çıkarak: “Allah sizleri affetsin… Ben affettim.(Prostração) Tu me criaste, Senhor, tem misericórdia. (Prostração) Pequei inúmeras vezes, Senhor, perdoa-me.
Bu şekilde tarım alanında güçlüklerin önüne geçilmiştir.Este processo tornou-se possível graças ao domínio da agricultura.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.De operatie was een succes, maar de familie Schuldiner kwam in financiële problemen.
Hacer Allah'nın yardımıyla güçlüklere göğüs gererek oğlunu yetiştirir.Zij beloofden het kind aan God te wijden.
Bu mesafenin ötesinde güçlükle gözlemlenirler.Boven deze hoogte worden ze nauwelijks waargenomen.
Güçlükle ayakta duruyordu.Hij hield zich met moeite staande.
Nefesi güçlükle çıkarak: “Allah sizleri affetsin… Ben affettim.Zijn laatste woorden waren: “ Mag God je vergeven zoals ik jou vergeef”.
Alman cephe hattı 17 Nisan gecesi henüz yarılmamıştı ama güçlükle tutuluyordu.De Duitse linie week terug, maar brak niet.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.De wegen waren in slechte staat en de bevoorrading zou moeilijk verlopen.
O güçlükle okuyabiliyor.Hij kan nauwelijks lezen.
Solunum güçlükleri c.Trudności z oddychaniem c.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.Prowadzili trudne, pełne niebezpieczeństw życie.
Ama ardından ortaya çıkan mali ve yönetsel güçlükler, bu projenin uygulanmasını engelledi.Jednakże problemy finansowe i kwestie biurokratyczne uniemożliwiły realizację tego planu.
Astronotlar güçlükle Dünya'ya geri dönebildiler ve böylece bir felaket atlatılmış oldu.Kosmonauci doznali ogromnych przeciążeń, ale szczęśliwie powrócili na Ziemię.
Onu güçlükle tanıyorum.Ledwo go znam.
Onu güçlükle tanıyorum.Ledwo ją znam.
Solunum güçlükleri c.Svårigheter att andas c.
Bütün bu güçlüklere rağmen, Chagall, St. Petersburg'da 1910 yılına kadar kaldı.Chagall stannade i Sankt Petersburg till 1910.
Asfalt yol ise büyük ölçüde tahrip olmuştur ve 2005'ten beri ulaşımda güçlükler yaşanmaktadır.Raketmotorerna har endast behövt användas en gång och det skedde 2005 efter ett misstag från markkontrollen.
Güçlükle ayakta duruyordu.Svårt att stå.
V. Karl'ın kendisi bile donanmaya güçlükle ulaşabildi.Karl XI hade alltså inte långt till sina fiskevatten.