Ana içeriğe geç
Sözlük

güçlükle ile cümle

güçlükle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Yalancı eşdeğerler özellikle dil öğretiminde ve çeviride karşılaşılan güçlüklerdendir.Specifika lässvårigheter föregås ofta av störningar i tal- och språkutvecklingen.
Fakat buda güçlüklerin sona ermesi demek değildi.Та вбивство ватажків ще не означало завершення змови.
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.Найяскравіші зорі належали до першої величини, найтьмяніші — до шостої.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.22 вересня англійці здійснили невдалу спробу висадитися поблизу Дюнкерка.
Hastaların aurayı anlatmakta duydukları güçlükler dolayısıyla doktorlar bazen auraları küçümserler.Іноді, щоб проявити повагу до родичів пацієнтів, лікар може запитати їх щодо думок з цього приводу.
Hacer Allah'nın yardımıyla güçlüklere göğüs gererek oğlunu yetiştirir.Měl zůstat dítětem, vždyť Bůh dítky miluje a nechává je k sobě přijít. (str.
Gençlerin matematikte ve hayattaki güçlüklerine ilgi gösterirdi.V mládí se zajímal o matematiku a ekonomii.
Kurtuluş Savaşı sırasında tüm güçlüklere karşın gazeteyi çıkarmayı sürdürdü.V letech okupace ho i přes riziko perzekuce všemožně podporovala.
Bu nedenle bu bozukluklar hakkında genel bir yargıya ulaşmakta güçlükler yaşanmaktadır.Není tedy divu, že u nich dochází k pořádným průšvihům.
Solunum güçlükleri c.Dificultăți respiratorii c.
İtalya'da ise Fransız ekonomisinin yaşadığı güçlükler sürüyordu.Existau semne de însănătoșire a economiei franceze.
Solunum güçlükleri c.Légzési nehézségek c.
Salandra, 1916'da askeri güçlüklerin artması üzerine istifa etmek zorunda kaldı.1916 májusában és júniusában a katonai nehézségek következtében Salandra lemondásra kényszerült.
İlerleyen Rus kışı da ayrıca güçlükler getirmektedir.A beköszöntő hideg orosz tél tovább nehezítette a helyzetet.
Eve gelen Eylül onları güçlükle ayırır.Éjjel hazafelé a kisebb rendbontások sem állnak tőle messze.
Konserin VHS'si mevcuttur ancak görüntü ve ses problemleri yüzünden güçlükle izlenilebilmekte.Szintén megjelent egy Vieuphoria című VHS, amin koncertfelvételek és kulisszák mögötti felvételek láthatóak.
Hasta güçlükle hareket edebiliyordu.A beteg nehezen tudott mozogni.
O güçlükle konuşabiliyor.Ő nehezen tud beszélni.
Birçok güçlükle karşılaştı.Moni pettyi näkemäänsä.
Ekonomik güçlüklerden en çok etkilenenler ise tekstil sektöründe çalışan dokumacılar ve eğirme işindekilerdi.Suurin tuontituote oli puolestaan tekstiilit, jotka menivät vaateollisuuden käyttöön.
Fury, Ajan Coulson ve Maria Hill güçlükle kaçarlar.Fury, Coulson ja Maria Hill lähettävät matkaan Haukansilmän ja Mustan Lesken.
Ancak uzun ünlüsü olmayan Türkçenin aruz veznine uydurulması güçlükler yaratıyordu.Turkkilaissukuisen väestön etujen suojaaminen oli kuitenkin liian vaikea tehtävä.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.Οι συγκοινωνίες είναι προβληματικές και οι δρόμοι επικίνδυνοι.
Uygulamada güçlükler çıkmaktadır.Η προβληματική είναι πρακτικοηθική.
İsyan güçlükle de olsa bastırıldı.Αν και με δυσκολία, οι εξεγέρσεις αντιμετωπίσθηκαν.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.Den 27. maj indledtes evakueringen fra Dunkerque.
Ama ardından ortaya çıkan mali ve yönetsel güçlükler, bu projenin uygulanmasını engelledi.Men landets finansielle afmagt forårsaget af krigen hindrede planens udførelse.
Bu durumlara örnek olarak şunlar verilebilir: Seyrüsefer güçlükleri (konumundan emin olmama vs.)Som et eksempel i flertal kan man nævne Verum nú dugleg (Lad os nu være flittige).
Solunum güçlükleri c.Lyshastigheten, c.
V. Karl'ın kendisi bile donanmaya güçlükle ulaşabildi.Kun han selv (Peary) kunne navigasjon.
Bütün bu güçlüklere rağmen, Chagall, St. Petersburg'da 1910 yılına kadar kaldı.Etter dette ble Buchanan i 1910 sendebud i St. Petersburg.
Bu felsefenin kendine özgü güçlüklerinin kaynağı da yine burasıdır.Men kimen til hans svakhet ligger også her.
Orphe buna çok güçlükle inanır.Komandan itu hampir tidak percaya.
Sonuç olarak, devlet bu isyanları güçlükle bastırdı ve halkın devlete güveni azaldı.Ia berhasil meredam pemberontakan dan mengurangi dukungan masyarakat terhadap kaum Republik.
Dirayetli yapısı güçlüklere karşı gelmesinde önemli rol oynadı.Sang 'kembang surga' kembali dihadapkan pada pilihan sulit.
Şahabeddin Paşa güçlükle kurtuldu, beylerbeyliğinden azledildi.Lala Şahin Pasha nyaris tidak bisa lolos hidup-hidup; dan hanya sedikit prajuritnya yang seberuntung itu.
Fakat buda güçlüklerin sona ermesi demek değildi.Nhưng lúc đó Nguyễn Súy không chịu hợp sức đánh.
Solunum güçlükleri c.Các khó khăn về hô hấp c.
Çok geçemeden Aleksios yeni ve çok daha zorlu bir güçlükle karşılaştı.Ngay sau đó, Alexios bị đe dọa bởi một mối nguy hiểm mới và đáng sợ hơn nhiều.
Orphe buna çok güçlükle inanır.Những người Bajau già vì thế nghe rất khó khăn.
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.一番明るいものが一等星、一番暗いものが六等星である。
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.道路が混雑し往来が困難だった。
Orphe buna çok güçlükle inanır.住人たちはそれをわずらわしく感じる。
Ayaklarımın üzerinde güçlükle durabiliyordum.立っているのがやっとだった。
Ahmet Mekin Kuzey'i güçlükle tutar.不來梅哈芬西臨北海。
Bu insanlar güçlüklerin üstesinden gelebilmeyi umarlar.我們將會克服這些阻力。
Çökmeler nedeniyle karayolu ulaşımının sağlanmasında güçlükler yaşandı.由于发生地点交通不便,故给救援行动带来很大困难。
Tiepolo'nun doğumundan bir yıl sonra babası, aileyi maddi güçlükler içinde bırakarak vefat etti.斯托尔贝里幼年时父亲去世,家庭陷入一个困难的财务状况。
Orphe buna çok güçlükle inanır.홍무제는 이를 심히 애통해했다고 한다.
Babasının iş dünyasında karşılaştığı güçlükler nedeniyle Balıkesir’e ailesiyle birlikte dönmüştür.금붕어를 아빠와 맞바꾸었다는 소재로 가족의 가치를 되묻는다.
Sonraları bazı mali güçlüklerle karşılaşan şirket, Michelin şirketiyle birleşti.האוכלוסייה שסבלה מהמשבר הכלכלי הזדהתה עם מקינלי.
Uygulamada güçlükler çıkmaktadır.При реализацията на модела е имало трудности.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.Operacija je bila uspješna, međutim, obitelj Schuldiner se mučila financijski.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.Župa je zabačena i prometno vrlo nepristupačna.
Orphe buna çok güçlükle inanır.Ten manželkinu neveru veľmi ťažko znáša.
10 yaşındayken duyma güçlükleri yaşamıştır.Keď mala 10 rokov, ťažko ochorela.
Güçlükle ayakta duruyordu.Je ťažké zostať stáť bokom.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.27. mája sa začal britský expedičný zbor sťahovať späť do Británie z prístavu Dunkerque.
Bu insanlar güçlüklerin üstesinden gelebilmeyi umarlar.A jednotlivci tak mali možnosť sa lepšie vyrovnať s hrôzami bojov.
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.Šesti razred je najtežje viden, prvi pa najsvetlejši.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod