güçlük ile cümle

güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom geçinmek için güçlükle yeterince kazanıyor.Tom just barely earns enough to live on.
Tom haberi duymak için güçlükle sabrediyordu.Tom could hardly wait to hear the news.
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.Tom could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Tom güçlükle sınavı geçti.Tom barely passed the exam.
Tom Mary'nin söylediklerini güçlükle anlayabiliyordu.Tom could hardly understand what Mary said.
Tom Mary'nin ne söylediğini güçlükle duyabiliyordu.Tom could hardly hear what Mary was saying.
Tom Mary'nin kalmak için eve geri döndüğünü duyduğunda kulaklarına güçlükle inandı.Tom could hardly believe his ears when he heard that Mary was coming back home to stay.
Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını güçlükle işitebiliyordu.Tom could barely hear what Mary was trying to say.
Onun ofisini bulmakta güçlük çekmedim.I had no trouble finding his office.
Tom Mary'nin nasıl biri olduğunu hatırlamada güçlük çekiyordu.Tom had trouble remembering what Mary looked like.
Tom güçlükle yürüyebiliyordu.Tom could hardly walk.
Tom Mary'yi görmek için güçlükle bekleyebiliyordu.Tom could hardly wait to see Mary.
Tom tekrar yüzmeye gitme fırsatını güçlükle bekleyebiliyordu.Tom could hardly wait for the chance to go swimming again.
Tom acıya güçlükle katlanabiliyordu.Tom could hardly stand the pain.
Tom gözlerine güçlükle inanabiliyordu.Tom could hardly believe his eyes.
Tom yemeğini güçlükle ödeyebildi.Tom could hardly afford to pay for his meal.
Tom geçen yıl aldığı pantolona güçlükle sığabildi.Tom can hardly fit into the jeans he bought last year.
Tom gözlükleri olmadan güçlükle görebilir.Tom can barely see without his glasses.
Birçok güçlükle karşılaşıyor.He is facing many difficulties.
Tom güçlükle Mary'yi tanıdı.Tom scarcely recognized Mary.
Kulaklığım olmadan güçlükle duyabiliyorum.I can barely hear without my earphone.
Yaşlı kadın merdivenleri güçlükle tırmandı.The old woman climbed the stairs with difficulty.
O, güçlükle konuşabiliyor.She can hardly speak.
O güçlükle okuyabiliyor.He can barely read.
Onu güçlükle görüyorum.I can barely see it.
Köpek güçlükle nefes aldı.The dog breathed with difficulty.
Seni güçlükle duyabiliyorum.I can barely hear you.
Güçlükle nefes alabiliyorum.I can hardly breathe.
Pekala, Tom'u güçlükle suçlayabilirsin, değil mi?Well, you can hardly blame Tom, can you?
Güçlükle hayatta kaldık.We barely survived.
Seni güçlükle tanıyorum.I barely know you.
Sınıfın geri kalanına güçlükle ayak uydurabiliyorum.I can barely keep up with the rest of the class.
Seni güçlükle görebiliyorum.I can barely see you.
Güçlükle görebiliyorum.I can hardly see.
Güçlükle ayakta durabiliyorum.I can hardly stand.
Tom'un sorununu güçlükle reddedebildim.I could hardly refuse Tom's challenge.
Tom'un yardımını güçlükle reddedebildim.I could hardly refuse Tom's help.
Dün gece güçlükle uyuyabildim.I could hardly sleep last night.
Tom'u güçlükle tanıyorum.I hardly know Tom.
Tom'u güçlükle tanıdım.I hardly recognized Tom.
Mary'yi güçlükle hatırlıyorum.I hardly remember Tom.
Tom'u gördüm ve onu güçlükle tanıyabildim.I saw Tom and could barely recognize him.
Tom bütün güçlüklere rağmen onu yaptı.Tom did it in spite of all the difficulties.
Ben seni anlamakta güçlük çekiyorum.I'm having trouble understanding you.
Tom güçlükle nefes alabildi.Tom could scarcely breathe.
Ben bu sorunu güçlükle çözdüm.I solved this problem with difficulty.
Gök gürültüsü o kadar yüksekti ki birbirimizi güçlükle duyabiliyorduk.The thunder was so loud that we could barely hear each other.
Onun yazısını güçlükle okuyabilirim.I can barely read his writing.
İhtiyacımız olan parayı bize ödünç verecek birini bulmakta güçlük çekiyoruz.We're having difficulty finding someone who'll lend us the money we need.
Tom'u bulmakta güçlük çekiyoruz.We're having difficulty finding Tom.
Tom'un yerini bulmada güçlük çekiyoruz.We're having difficulty locating Tom.
Bu ne güçlük!What a hassle!
Onu bir dahaki görüşünde Tom'u güçlükle tanıyacaksın.You'll hardly recognize Tom the next time you see him.
Tom ve ben güçlükle birbirimizi tanıyoruz.Tom and I barely know each other.
Tom ve Mary güçlükle birbirlerini tanıyorlar.Tom and Mary barely know each other.
Tom güçlükle testi geçti.Tom barely passed the test.
Tom güçlükle yüzebilir.Tom can barely swim.
Tom maaşıyla güçlükle geçinebiliyor.Tom can hardly support himself on his salary.
Tom nefretini güçlükle gizleyebildi.Tom could barely conceal his disgust.
Tom heyecanını güçlükle gizleyebildi.Tom could barely conceal his excitement.

İlgili Sayfalar