güçlük ile cümle
güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Je sais, tu es passé par des moments difficiles ici à l'hôpital.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.lch weiß, dass die ersten Momente hier im Krankenhaus schwer waren.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Lo so, sono stati momenti difficili qui all'ospedale.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Nehéz időszak volt ez a kórházban.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.V nemocnici jsi to měl těžké.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Υπήρξαν δύσκολες στιγμές εδώ στο νοσοκομείο.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Я знаю, что было трудно в больнице.
Buradaki güçlük, nispeten kapsamlı ve sağlam bilgilerin dünyanın sadece birkaç bölgesinde mevcut olmasıdır.La difficoltà è che soltanto alcune regioni del mondo forniscono dati relativamente completi e solidi.
Buradaki güçlük, nispeten kapsamlı ve sağlam bilgilerin dünyanın sadece birkaç bölgesinde mevcut olmasıdır.le v nekaj drugih delih sveta.
Buradaki güçlük, nispeten kapsamlı ve sağlam bilgilerin dünyanın sadece birkaç bölgesinde mevcut olmasıdır.Potíž je v tom, že komplexní a solidní informace jsou dostupné pouze v několika málo dalších částech světa.
Buradaki güçlük, nispeten kapsamlı ve sağlam bilgilerin dünyanın sadece birkaç bölgesinde mevcut olmasıdır.Trudność polega na tym, że tylko w kilku regionach świata dostępne są dość obszerne i rzetelne informacje.
Buradaki güçlük, nispeten kapsamlı ve sağlam bilgilerin dünyanın sadece birkaç bölgesinde mevcut olmasıdır.Трудността тук е, че относително изчерпателна и сигурна информация има едва в малко други части на света.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Aqui está caminando en la isla, pero apenas puede caminar ahora, asi que está impedido.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.A tutaj idzie do ślubu, ale ledwo chodzi, jest osłabiony.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Hier geht er zum Traualtar, aber er kann kaum noch gehen, er ist beeinträchtigt.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Hier loopt hij naar het altaar, hij kan amper lopen nu, dat is verslechterd.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Iata-l aici mergand spre altar, dar acum abia poate merge.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Ici il marche sur l'île, mais il peut à peine marcher maintenant, donc ça s'est déterioré.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.이 시점에서는 결혼식장으로 걸어들어갔지만, 지금은 걷기조차 힘듭니다. 건강이 악화가 된 것이죠.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Ở đây nó đang đi giữa thánh đường, nhưng việc đi lại đã khá là khó khăn.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Qui sta camminando lungo la navata della chiesa, ma riesce a malapena a camminare, è disabile.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Здесь он на своей свадьбе, он уже ходит с трудом, поэтому он идет очень неуверенно.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Тук върви по пътеката, но вече едва може да върви, така че е затруднено.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.בריא, כבנאי, גבוה יותר, חזק יותר, יש לו את כל הנשים, בחור מדהים. הנה הוא צועד לעבר החופה,
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.هنا يمشي في الممرّ ، لكنه بالكاد يمشي الآن ، إنه ضعيف .
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.弱っていて 歩くのもやっとです 妻の手は握れましたが 服のボタンはとめられませんでした
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Abia au putut să împiedice, cu vorbele acestea, pe noroade, să le aducă jertfă.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.A peine purent-ils, par ces paroles, empêcher la foule de leur offrir un sacrifice.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.A to hovoriac len-len že zdržali zástupy, aby im neobetovali.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.A to mluvíce, sotva spokojili zástupy, aby jim neobětovali.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.A to mówiąc, zaledwie uspokoili lud, że im nie ofiarował.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Aun diciendo estas cosas, apenas lograron impedir que el pueblo les ofreciese sacrificios
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.E così dicendo, riuscirono a fatica a far desistere la folla dall'offrire loro un sacrificio
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.E dizendo isto, com dificuldade impediram as multidões de lhes oferecerem sacrifícios.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.És ezeket mondván, nagynehezen lecsendesíték a sokaságot, hogy nékik ne áldozzék.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Genom sådana ord stillade de med knapp nöd folket, så att man icke offrade åt dem.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.In tako govoreč, sta le s težavo ustavila ljudstvo, da jima ni darovalo.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.이렇게 말하여 겨우 무리를 말려 자기들에게 제사를 못하게 하니라
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Näin puhuen he vaivoin saivat kansan hillityksi uhraamasta heille.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Og det var med Nød og næppe, at de ved at sige dette afholdt Skarerne fra at ofre til dem.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Og ved å si dette fikk de med nød og neppe hindret folket fra å ofre til dem.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Tuy sứ đồ nói như vậy, chỉ vừa đủ ngăn trở dân chúng dâng cho mình một tế lễ.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Tuy sứ đồ nói như_vậy , chỉ vừa đủ ngăn_trở dân_chúng dâng cho mình một tế_lễ .
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Und da sie das sagten, stillten sie kaum das Volk, daß sie ihnen nicht opferten.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Και ταυτα λεγοντες μολις εμποδισαν τους οχλους, ωστε να μη προσφερωσι θυσιαν εις αυτους.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.И като казваха това, те едвам възпряха множествата да им не принасят жертва.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.се говорячи, ледве впинили народ, щоб не приносили їм посьвяту.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.ואף בדברים האלה כמעט לא עצרו כח לכלוא את העם מזבח להם׃
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.وبقولهما هذا كفّا الجموع بالجهد عن ان يذبحوا لهما.
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.二 人 說 了 這 些 話 、 僅 僅 的 攔 住 眾 人 不 獻 祭 與 他 們
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.二 人 說 了 這些話 、 僅僅 的 攔住眾 人 不 獻祭與 他 們
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıApprocher l'état de l'environnement et les enjeux futurs à partir de différentes perspectives
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıBetrachtung des Zustands der Umwelt und künftiger Herausforderungen aus unterschiedlichen Perspektiven
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıDe toestand van het milieu en toekomstige uitdagingen uit verschillende invalshoeken bekeken
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıO privire asupra stării mediului şi provocările viitoare din perspective diferite
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıPoglednastanjeokoljainprihodnjeizziveizrazličnihzornih kotov
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıPohľad na stav životného prostredia a budúce výzvy z rôznych uhlov pohľadu
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıPohled na životní prostředí a budoucí výzvy z různých perspektiv
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıTillståndet i miljön och framtida utmaningar ur olika perspektiv
Çevrenin durumuna ve gelecekteki güçlüklere farklı perspektiflerden bakılmasıUn vistazo al estado del medio ambiente y a retos futuros desde diferentes perspectivas