güçlük ile cümle
güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir gece Eli yatağında uyuyordu. Gözleri öyle zayıflamıştı ki, güçlükle görebiliyordu.وكان في ذلك الزمان اذ كان عالي مضطجعا في مكانه وعيناه ابتدأتا تضعفان. لم يقدر ان يبصر.
Bir gece Eli yatağında uyuyordu. Gözleri öyle zayıflamıştı ki, güçlükle görebiliyordu.一 日 以 利 睡 臥 在 自 己 的 地 方 . 他 眼 目 昏 花 、 看 不 分 明
Bir gece Eli yatağında uyuyordu. Gözleri öyle zayıflamıştı ki, güçlükle görebiliyordu.一 日 以利 睡臥 在 自己 的 地方 . 他 眼目 昏花 、 看 不 分明
Biz böyle yaparsak,bitişik komşularımız,... ...devletler,şehirler.. ...güçlükle... ...iyi olur.I gdy będziemy to robić, nasze sąsiedztwa -- za drzwiami, w kolejnym stanie, w całym kraju -- będą w porządku.
Biz böyle yaparsak,bitişik komşularımız,... ...devletler,şehirler.. ...güçlükle... ...iyi olur.또한 우리가 이렇게 하면, 우리의 이웃 - 이웃집이든, 이웃주(state)이든, 이웃 나라이든 -
Biz böyle yaparsak,bitişik komşularımız,... ...devletler,şehirler.. ...güçlükle... ...iyi olur.Y, al hacerlo, nuestros vecinos -sean de al lado, o de otro estado, o de otro país- estarán bien.
Biz böyle yaparsak,bitişik komşularımız,... ...devletler,şehirler.. ...güçlükle... ...iyi olur.לחשוב מקומית ולפעול מקומית. וכשנעשה כך, שכנינו-- בבית השכן או במדינה השכנה,
Biz böyle yaparsak,bitişik komşularımız,... ...devletler,şehirler.. ...güçlükle... ...iyi olur.وعندما نفعل ذلك، جيراننا- سواء كانوا في الباب المجاور، أو في الولاية المجاورة أو في البلد المجاور--
Biz böyle yaparsak,bitişik komşularımız,... ...devletler,şehirler.. ...güçlükle... ...iyi olur.隣人や隣りの州 隣の国も そうするようになるでしょう
Bizim sahip olduğumuz bilgilerden hangisini makinelere programlamakta bu kadar güçlük çekiyoruz?Quelle est la connaissance que nous avons qui a été si difficile à programmer dans nos machines ?
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Ciężko powiedzieć, jak wyglądało życie kobiet.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Das macht es schwierig, das Leben der Frauen zu rekonstruieren.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Dat maakt het moeilijk een beeld te schetsen van het leven van de vrouw.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Điều này khiến việc tìm hiểu về cuộc sống của phụ nữ trở nên khó khăn.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Esto dificulta la reconstrucción de la vida de las mujeres.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Il nous est donc difficile de construire la vie des femmes.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Isto faz com que a reconstituição das vidas das mulheres seja difícil.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.이는 그 당시 여자들의 생활을 짐작하기 어렵게 만듭니다.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Questo rende difficile ricostruire le vite delle donne.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.Поэтому мы мало знаем о жизни римских женщин.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.זה גורם לזה שלהרכיב את חייהן של נשים זה ממש קשה.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.しかし ローマの男性だけの 歴史ではいけませんから
Bu iişkiyi kurmakta güçlük çekiyorsan şunu hayal et:世界中の全ての木々に、多くの食べ物が生っているとしよう。
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Azokáért én azt mondom, hogy nem kell háborgatni azokat, kik a pogányok közül térnek meg az Istenhez;
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.C`est pourquoi je suis d`avis qu`on ne crée pas des difficultés à ceux des païens qui se convertissent à Dieu,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Daarom vind ik dat wij de niet-Joden die God gehoorzamen, niet moeten lastigvallen met de wet van Mozes.
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Därför är min mening att man icke bör betunga sådana som hava varit hedningar, men omvänt sig till Gud,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Darum urteile ich, daß man denen, so aus den Heiden zu Gott sich bekehren, nicht Unruhe mache,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.De aceea, eu sînt de părere să nu se pună greutăţi acelora dintre Neamuri cari se întorc la Dumnezeu;
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Derfor mener jeg, at man ikke skal besvære dem af Hedningerne, som omvende sig til Gud,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Derfor mener jeg at vi ikke skal gjøre det tungt for dem av hedningene som omvender sig til Gud,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.그러므로 내 의견에는 이방인중에서 하나님께로 돌아 오는 자들을 괴롭게 말고
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Per questo io ritengo che non si debba importunare quelli che si convertono a Dio tra i pagani
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Por isso, julgo que não se deve perturbar aqueles, dentre os gentios, que se convertem a Deus,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Por lo cual yo juzgo que no hay que inquietar a los gentiles que se convierten a Dios
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Preto ja súdim neznepokojovať tých, ktorí sa z pohanov obracajú k Bohu,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Protož já tak soudím, aby nebyli kormouceni ti, kteříž se z pohanů obracejí k Bohu,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Przetoż moje zdanie jest, żeby nie trwożyć tych, którzy się z poganów do Boga nawracają.
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Sentähden minä olen sitä mieltä, ettei tule rasittaa niitä, jotka pakanuudesta kääntyvät Jumalan puoleen,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Vậy , theo ý tôi , thật chẳng nên khuấy_rối những người ngoại trở_về cùng Ðức_Chúa_Trời ;
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Vậy, theo ý tôi, thật chẳng nên khuấy rối những người ngoại trở về cùng Ðức Chúa Trời;
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Zato sodim jaz, naj se ne nadlegujejo ti, ki se izmed poganov izpreobrnejo k Bogu;
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Οθεν εγω κρινω να μη παρενοχλωμεν τους απο των εθνων επιστρεφοντας εις τον Θεον,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.но да им пишем да се въздържат от оскверненията чрез идоли, чрез блудство, и чрез яденето удавено и кръв.
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.Посему я полагаю не затруднять обращающихся к Богу из язычников,
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.То ж суджу, що не треба тим докучати, которі від поган обернулись до Бога;
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.ועל כן אני דן שלא להחמיר על השבים מן הגוים לאלהים׃
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.لذلك انا ارى ان لا يثقل على الراجعين الى الله من الامم.
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.所 以 據 我 的 意 見 、 不 可 難 為 那 歸 服 神 的 外 邦 人
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız.所以 據 我 的 意見 、 不 可 難為 那 歸服神 的 外邦人
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.A fiatalok és a nagyon fiatalok körében ez még sokkal inkább érvényes, mint az általános népességben.
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.Ale jeszcze częściej niż wśród ogółu ludności jest on stosowany wśród młodych i bardzo młodych osób.
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.Dôležitým záverom odvodeným z preskúmania pokroku, ktorý sa vykonal pri vykonávaní odporúčania Rady, bolo to,
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.La cannabis è quindi la sostanza illecita più frequentemente utilizzata in Europa.
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.Men traditionelt har skadesreduktion været et mere kontroversielt emne.
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.Sin embargo, históricamente, la reducción de los daños ha sido un tema más controvertido.
Buradaki en önemli güçlük, talep azaltma müdahalelerinin uygulandığı gerçek hayat ortamlarıdır.To vprašanje je podrobno obravnavano v spremnem izbranem vprašanju o uživanju drog med mladoletniki.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Au fost momente dificile aici la spital.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Bà ấy cũng từng gặp nhiều khó khăn ở Viện này.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.Były trudne momenty tutaj, w szpitalu.